|
[LOBBY] Bugün 2 Ocak...
Yıl yağmurla başladı. Bereketli geçeceğine olan inancım bir kere daha arttı. Bunun dışında dünden farklı olan, sadece 2002’nin yorgunluğundan başka bir şey değil.
Trafik işareti gibi belirleyici olan, yeni nedir?
Muhayyel bir rakam. Günler ve aylar akıp gidiyor. Önemli olan, bu muhayyel rakamı, hayatımızın akışı içinde olumlu bir niyete çevirmektir.
Değişim en kolay şeydir. Bir saniyelik bir kararlılık. “Değiştim” dersiniz, olur biter.
Sigara bırakma, rejime başlama tarzında, yavan bir kararlılıktan bahsetmiyorum. Mutluluğu yakalatabilecek bir niyet bu. Işığı yakıp, söndüren bir düğme gibi. Tercih ettirebilen, ufka dik baktıran.
Dışarda bir tatil sessizliği var. Düşündüren bir sessizlik. Tamam 1 Ocak geçti, şimdi 2 Ocak, hareket zamanı. Hareket olmadan da bir şey olmuyor ki...
Nice yıllara, hep birlikte ve daima ileriye...
Yılbaşı hediyeleri...
Masamda bir kartpostal var. Arkasında “Atık kağıttan imal edilmiştir.” yazıyor. İçinde adıma dikilmiş birkaç fidandan bahsediyor. Anlamlı. Benzeri birkaç tane daha böyle kartpostal geldi. Her yıl benim için fidan dikilmesi hoş... Ama her şirket veya kurum böyle yapmıyor.
Bayramlardaki kalori yüklenmesi, yeni yılda da oluşuyor gelen tadlarla. Ama öyleleri var ki, bahsetmeden geçemeyeceğim, anlamlı şeyler.
Geçenlerde Eczacıbaşı’nın Yenilikçilik Sanatı kitabı geçti elime. Zevkle okumaya devam ediyorum. MESS’in yılbaşı gelenekleri var: Bu yıl da unutmamışlar: Çok doğru bir tercihle onlar da, Yenilikçiliğin Simyası ve işyerindeki iletişimi anlatan Maymuncuk adlı iki eseri göndermiş. Düşünülerek seçilmiş anlamlı hediyeler. Yenilikçilik üzerine kafa yoran biri için, vazgeçilmez bir hediye..
İstanbul Sanayi Odası’nın Türk Sanayi Albümü, Grup7’nin her dinin bayramını ve özel günlerini gösteren ajandası, Magic Life’ın Ferhan ve Ferzan Önder kardeşlerin yorumuyla Vivaldi CD’sinin ayrı bir yeri oldu...
Hediye, yardımdan farklıdır. Yardımın da vergiden farklı olduğu gibi. Hızlı gelişme içinde kavramların karıştığı ve sorumluluk anlayışının da hafiflediği bir dönemeçteyiz. Vergisini veren pek çok varlıklı kişi, her çeşit sosyal sorumluluğu yerine getirdiğini zannediyor. Ne kadar vergi verildiği de tartışılır ya... Sosyal yaşamın, yukarıda bahsettiğim pek çok etkinliği de zorunlu kılan boyutları var. Her birinin yeri ayrı ve anlamlı.
Hediyenin küçüğü büyüğü olmaz. Ama iletişimin akıl almaz yoğunlukla aktığı günümüzde hediye seçmek de bir uzmanlık haline geldi. Yardımlar da gelişigüzel yapılmaz, yapılmamalı da... Bill Gates’in, onlarca milyon doları bulan yardımlarını yapmak için 1,5 ay eğitim aldığını hatırlatmak isterim.
Hatta, kurumların sosyal sorumluluğunu belirleyen kriterler olduğunu, daha önce bu köşede belirtmiştim. İtibar katsayısı, yönetişim gibi uygulamalarla artık kaliteli mal üretmek ve paydaşları memnun etmek bile yeterli olmuyor.. Her kesimi düşünmek zorunda şirketler ve kurumlar...
Hatırlanıp e-mail, mektup, kart ve her gün bir yenisi çıkan yöntemlerle yeni yılımı kutlayanlara binlerce selam..
Açıklama
Geçen hafta Coca Cola’nın yeni ürünü Powerade üzerine izlenimlerimi aktarmıştım. Coca Cola Türkiye’den bir açıklama geldi. Öncelikle söyledikleri, Powerade’in bir “enerji içeceği” olmayıp, “spor içeceği” olduğu. Haliyle, yasaklanan enerji içeceklerinin yerine ikame olmadıklarını vurguluyorlar.
Powerade’in piyasaya çıkışında yaşanan zamanlamanın ise, bir yıl önce yapılmış olmasına karşılık, beklentilerinden uzun sürdüğünü ifade ediyorlar.
Diğer bir nokta da, Cem Kozlu ve Tuncay Özilhan’a “haksızlık” yaptığımı ifade ediyorlar. Benim onlara haksızlık yapmadığımı yazımı okuyanlar görecektir. Dahası, onların bulundukları yeri tanımladım, gözlemlerimin çerçevesinin dışında olduklarını ifade ettim.
Takdir, okuyucularımındır...
02.01.2003
|