İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
04.02.2003
Salı
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


ERHAN BAŞYURT e.basyurt@zaman.com.tr
 

Diplomatik satranç

Irak’a müdahale konusunda ABD’nin ısrarcı tavrı, Soğuk Savaş sonrası dönemin “tek kutuplu” uluslararası sistemine duyulan rahatsızlığı gün yüzüne çıkardı.


Çok kutupluluğu isteyen ülkelerle ABD arasındaki çıkar çatışmaları, real–politik diplomasinin santrancı andıran hamlelerini de beraberinde getirdi.

“Gerekirse ikinci BM kararı olmadan Irak’ı tek başımıza vururuz.” diyen ABD’ye, Almanya ve Fransa açıkça cephe alırken, Çin ve Rusya muhalif olduklarını hissettirdiler. BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip üyelerden sadece İngiltere destek veriyor, ABD’ye.

Terörle mücadele, Irak’ı silahsızlandırma ve Irak’ı demokratikleştirme gerekçeleriyle müdahaleye hazırlanan ABD, aslında Körfez’i ve petrolü denetimi altına almak istiyor. “Şeytan Ekseni” içerisinde saydığı İran’ı da Afganistan’dan sonra Irak’la makasa almış olacak. Başkan George W. Bush’un 28 Ocak’taki “Birliğin Durumu” konuşmasında yer aldığı gibi, İran halkı da özgürleştirilecek! Tabii, Körfez’in diğer halkları da bu demokratikleşmeden paylarını alacak! Sonuçta, dünyanın en büyük enerji sahası tamamen kontrol edilecek ve potansiyel rakip devletlerin eline geçmesi engellenecek. Yılda 300 milyar dolar savunma harcaması yapan ABD’nin, ‘Milli Güvenlik Stratejisi’nin ana ilkelerinden birisi de hayata geçirilmiş olacak.

ABD’nin tek kutuplu düzeni pekiştirmeye yönelik Irak girişimine, Almanya ve Fransa “testi kırılmadan” itiraz ettiler. Körfez’in denetimini ABD’ye teslim etmekle, Avrupa Birliği’nin uluslararası aktör olarak sahneye çıkmasının da önü kesilmiş olacaktı. “Eski düşman yeni dost” iki ülkenin en büyük hayali, motor gücünü oluşturdukları AB ile Avrupa’yı ABD şemsiyesinden kurtarmak. Güçlü ekonomiye sahip birlik üyeleri ile Avrupa ordusu kurup, ortak dış politika izleyerek çok–kutuplu sistemin başat oyuncusu olmak istiyorlar.

Ancak, ABD’nin karşı hamlesi fazla gecikmedi. Atlantik’in öte yakasındaki müttefiki, İngiltere devreye girdi. “Birleşik Avrupa Devleti” sürecine girdiği düşünülen AB, siyasi olarak ikiye bölündü. Almanya ve Fransa’nın birliğin lideri gibi davranmasına tavır koyan AB üyesi İngiltere, İspanya, İtalya, Portekiz ve Danimarka, ABD’nin Irak müdahalesine destek olacaklarını açıkladılar. AB tam üyesi olması beklenen Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti de “Brütüsler” arasında yerini aldı. Başka bir deyişle, Fransa ve Almanya kaş yapayım derken, göz çıkarmışlardı!

Diplomatik satrancın hamleleri Pasifik’te de farklı olmadı. ABD, “potansiyel rakip” olarak gördüğü Çin’i, Rusya ve Pakistan’ı safına çekerek yalnız bıraktı. Afganistan operasyonu vesilesi ile Kırgızistan ve Özbekistan’a da üsler kurdu. Şanghay Örgütü ile NATO karşıtı bir güvenlik arayışı içerisinde olan ve bu vesile ile Orta Asya’nın enerji bölgelerine ulaşacak olan Çin’in önü kesildi. Tayvan, Güney Kore ve Japonya’daki üsleri ile Uzakdoğu’da güvenlik ağı kuran ABD, stratejik ortaklar halkasına en son Avustralya’yı da ekledi. “Kuşatılmışlık” hissi giderek artan Çin’in, Irak operasyonuna karşı olması çıkarlarının gereği.

NATO’nun genişlemesi ile Doğu Avrupa’da, Afganistan Operasyonu ile Orta Asya ve Güney Asya’da mevzi kaybeden Rusya’nın “kuşatılmışlık” durumu da farklı değil. Ancak çok–kutuplu sistem arzularını ortak deklarasyon ile dile getiren Rusya ve Çin’in, yine de Irak için ne ölçüde direnebilecekleri meçhul.

Tek–kutuplu sistemin gayrı memnunları göründüğü kadarı ile Irak’a müdahaleyi engellemede başarılı olamayacaklar. Bu süreçte hedef, “hakim güç” ABD’nin uluslararası meşruiyet içinde hareket etmediğini nazarlara vererek gayrı memnunları artırmak olacak. Çok–kutuplu sisteme geçiş veya kaynakların yeniden paylaşıldığı yeni bir uluslararası sistem de, ancak Irak’tan sonra mümkün olabilecek. Yani, diplomatik satranç oynanmaya devam edecek. Yeter ki hamleleri çözün.


04.02.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (28.01.2003) - Türkiye, savaşta aktif olarak yer almamalı

> (21.01.2003) - Hedef: Dünya İmparatorluğu

> (14.01.2003) - Erdoğan’ın diplomatik performansı göz dolduruyor

> (07.01.2003) - Irak’ta üç iyimser üç kötümser senaryo

> (31.12.2002) - Irak’a demokrasi getirecekler!

> (24.12.2002) - Kıbrıs’ta heyecan verici gelişmeler de olabilir

> (17.12.2002) - Hükümet, cesur adımlar atmalı

> (10.12.2002) - AB, ‘miyop bakışı’nı terk eder mi?

> (03.12.2002) - AB, ‘tarihî karar’ almaya zorlanmalı

> (26.11.2002) - Kıbrıs’ta ‘win win’i öğrenmek




GAZETE SAYFALARI


 


   BÜTÜN YAZARLAR  



Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

ORHAN OKAY

RASİH YILMAZ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.