İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
05.02.2003
Çarşamba
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Ekonomi...(Bütün Haberler)

ekonomi@zaman.com.tr

 

‘Zorunlu’da anapara en geç nisan ayında ödeniyor

Hükümet ile sendikalar arasında süren ‘zorunlu tasarruf’ görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. Buna göre anapara ödemesi en geç nisan, mümkün olması halinde de mart ayında yapılacak.

Geri kalan nema ödemeleri ise 2004, 2005 ve 2006 yıllarında mart, haziran, eylül ve aralık aylarında 10 taksitte ödenecek. Bu tutar, enflasyonun üzerinde tüketici fiyatları endeksi ve yıllık 5 puanlık ilave uygulanarak değerlendirilecek. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan ve Emek Platformu’nu oluşturan sendikalar, Zorunlu Tasarruf olarak bilinen Çalışanların Tasarrufa Teşviki Fonu’nun tasfiyesini görüşmek üzere önceki gün bir araya geldi. Yaklaşık 6 saat süren toplantı ile ilgili açıklama gece yarısı geldi. Devlet Bakanı Ali Babacan ile gazetecilere açıklamalarda bulunan Emek Platformu Dönem Sözcüsü Sami Evren, sendikaların, hükümetin yasa tasarısında önerdiği, tasarruf kesintileri ve devlet–işveren katkılarından oluşan anapara ödemesinin en geç Nisan 2003 içinde yapılmasını olumlu karşıladığını bildirdi.

Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, Nisan 1988’den bu yana Zorunlu Tasarruf Hesabı’na 1 katrilyon 696 trilyon lira ana para girişi oldu. Fonda şu anda nemalarla birlikte 10 katrilyon 490 trilyon lira bulunuyor. Biriken paranın nema ödemeleri önümüzdeki yıl mart ayında başlayacak. Çalışanlara 2004 Mart ayından itibaren her 3 aylık dönemde yaklaşık aldıkları anapara miktarı kadar bir nema ödemesi gerçekleştirilecek.

Bakan Babacan başkanlığında yapılan ve Hazine, DPT ve Maliye müsteşarları ile TİSK, Türk-İş, DİSK, Hak-İş, KESK, Kamu-Sen, Memur-Sen ve BASK genel başkanlarının katıldığı toplantıda, mevcut koşulların değerlendirildiğini belirten Evren, hükümetin, Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabı’nın tasfiye yaklaşımının, genel olarak iyi niyetli ve olumlu bulunduğunu söyledi. Evren, “Hak sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde TBMM’deki tasfiyeye ilişkin tasarının 2. ve 8. maddesinde değişiklik yapılması, 2007 yılında bitirilmesi öngörülen ödeme takviminin geriye çekilmesi olumlu karşılanmıştır. Böylece üzerinde görüş birliği sağlanan hususların yanında, ödemelerin daha makul bir takvim çerçevesinde yapılması beklenti olarak talep edilmiştir.” dedi.

Devlet Bakanı Babacan da, “Zorunlu tasarruflar hiç kuşkusuz çalışanların hakkı. Geçmişte ne yapılırsa yapılsın, tüm çalışanları memnun edecek ve ilgili kesimlerin katılımı ve diyalogla yapılacak bir çözüm üzerinde ısrarlı olduk.” diye konuştu. Ankara, Zaman

05.02.2003


 

Çalışanlar ne kadar anapara alacak?

1988 yılı Nisan ayından, hesabın kapatıldığı 2000 yılı Haziran ayına kadar maaşından her ay kesinti yapılan çalışanlar en yüksek oranda anapara alacak.

Sendika uzmanlarının nema ödemeleri ile ilgili yaptığı yaklaşık hesaplamalara göre 146 ay maaşından kesinti yapılan ve bugün için 1 milyar lira net maaş alan bir sözleşmeli çalışana ortalama 687 milyon lira anapara ödemesi yapılacak. Yaklaşık 500 milyon lira maaş alan bir ücretliye ise 376 milyon lira anapara ödenecek. Kesintilerin başladığı 1988 yılı sonrası işe başlayan veya asgari ücretten maaş alanlar ise kesintileri daha az olduğu için anapara ödemeleri de düşük olacak.

05.02.2003


 

İhracatçı savaş çıkmadan faturasını ödemeye başladı

Muhtemel Irak operasyonu, Ortadoğu ve Arap ülkelerine ürün satan ihracatçıları sıkıntıya soktu. Bölgeye mal satan firmalar, yıllardır sigorta ve taşıma yapan denizcilik şirketlerine konteynır başına 16 ile 320 dolar arasında risk ücreti ödemek zorunda kalıyor. Irak’ta savaş çıkması durumunda söz konusu risk ücreti 150 dolar daha artacak.

Taşıma firmaları halen konteynır başına Suriye ve İsrail için 16 ile 24 dolar, Yemen için 160 ile 320 dolar, diğer Arap ülkelerine 10 ile 20 dolar arasında sigorta bedeli olarak risk ücreti alıyor. Risk ücreti, armatörler tarafından ortak belirlenmesine rağmen her denizcilik firması ayrı bir tarife uyguluyor.

Irak’ta savaşın başlaması halinde İsrail’in Hayfa Limanı’na 850 dolara gönderilmesi gereken bir konteynır için bin dolar istenecek. Taşıma firmaları, ihracatçıların tepkisine, “Risk ücretini malı sigortalayan firma talep ediyor. Biz de navlun maliyetine eklemek zorundayız.” diye cevap veriyor.

Ortadoğu ülkelerine yapılan ihracatta risk adı altında bir ücret alındığını hatırlatan Ege Canlı Hayvan Su Ürünleri Birlikleri Başkanı Nedim Kalpaklıoğlu, 150 dolar gibi ilave bir talebi karşılamalarının mümkün olmadığını söyledi. İyi giden ihracata birilerinin çomak sokmak istediğine dikkat çeken Kalpaklıoğlu, “Liman ücretlerine sürekli zam yapılıyor. Savaşın çıkması halinde alınması planlanan 150 doları biz mal sattığımız kişilerden alamayız. Ya biz karşılayacağız, ya da ihracat yapmayız.” dedi.

Ocak ayında 2002 yılında yapılan kontratlar karşılandığı için ihracatın iyi gittiğini belirten Kalpaklıoğlu, bölgedeki gerginlik sebebiyle yeni talep almadıklarını ve şubat ayı ihracatının ciddi oranda düşeceğini dile getirerek, şunları söyledi: “Savaşın ihracatı ne kadar etkileyeceği ortadayken, yeni bir ücretin talep edilmesi mantığını anlayamıyoruz. Hükümet bu konuya çözüm bulmalı. Aksi durumda ihracat düşer.”

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Alimoğlu da, savaş riskinin olduğu bölge ülkelerine yapılan ihracatta risk adı altında belli bir ücretin zaten alındığını, konteynır başına 150 dolar yeni bir ücretin alınması halinde nakliye masraflarına yüzde 20’nin üzerinde bir yük getireceğini söyledi. Alimoğlu, ihracatçının bu maliyetlerle rekabet etmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.

“Savaş Riski Ücreti”nin mermer ihracatını olumsuz etkileyeceğini ifade eden Muğla Mermerciler Derneği Başkanı Ulvi Yaman da, “Savaş halinde bir konteynırdan yaklaşık 150 dolar risk ücreti alınacak. Bir firma yüz koyteynır mermer ihracat yaparsa 15 bin dolar artı yük ödeyecek. Bu da mermer sektörünü ve ülkeye giren dövizi çok büyük ölçüde sarsar.” dedi. Muğla’dan üretilen mermerin yüzde 75’inin Arap ve Ortadoğu ülkelerine ihraç edildiğini bildiren Yaman, “Muğla’da 72 açık işletme 58 mermer fabrikası var. Bu firmalarda 13 bin kişi istihdam ediliyor. Yanı başımızda patlayan mermi sesi mermer ihracatını etkileyecek. Savaşın sözü bile iki aydır bizi kötü etkiledi. Siparişler ve para akışı durmaya başladı. Suudi Arabistan’a her ay 150 konteynır mermer giderken bu sayı son 3 aydan bu yana yüzde 70 azaldı.” diye konuştu.

Savaş riski ücretinin firmalardan alındığını doğrulayan acenteler, alınan risk ücretini kendilerinin değil armatörlerin talep ettiğini vurguladılar. İzmir’de faaliyet gösteren NCS Gemi Acenteliği’nin ihracat yetkilisi, “Alınan bu risk ücretini bizim gibi acenteler almıyor. Sigorta bedeli olarak armatörler alıyor. Taşımacılığı onlar yaptığı için fiyatı da onlar belirliyor. Biz sadece aracı kurumuz. Savaş anında alınan miktar savaş bölgesine yakınlığa göre belirleniyor. 10 dolar ile 200 dolar arasında olabiliyor.” dedi.

Ali Rıza Karasu - Yüksel Külek / İzmir

05.02.2003


 

ABD’den 250 milyon dolar yardım

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetiminin Kongre’ye sunduğu 2004 bütçe taslağı, Türkiye’ye 200 milyon dolar ekonomik, 50 milyon dolar da askeri olmak üzere toplam 250 milyon dolar yardım verilmesini öngörüyor.

Türkiye’ye 2002 yılında 200 milyon dolar ek hibe yardımı veren ABD yönetimi, Kongre’den 2003 yılı için 17,5 milyon dolar askeri yardım talebinde bulunmuş ancak ekonomik yardım için ödenek istememişti. ABD’nin 2004 bütçesi Washington’un Ortadoğu’daki müttefiklerine toplam 5,44 milyar dolar yardım içeriyor. Bu rakam 2003 bütçesindeki 5,49 milyar doların altında bulunuyor.

Öte yandan ABD, 2003 yılı için rekor bir bütçe açığı bekliyor. Yetkililere göre, Kong- re’ye sunulacak olan bütçe taslağında, 307 milyar dolarlık bir açık öngörülüyor. ABD’nin 2004 yılı bütçesinde ise 304 milyar dolarlık bir açık tahmin ediliyor. Bütçe açığının artmasında, ekonomik durgunluk ve terörle mücadele harcamalarındaki artışın etkili olduğu belirtiliyor. Bütçede Irak operasyonu ile ilgili ödenek bulunmaması ise dikkat çekiyor. Washington, Reuters

05.02.2003


 

Toyota ihracat için çift vardiya çalışacak

Türkiye’de yüzde 100 Japon sermayesi olarak üretim yapan Toyota Otomotiv Sanayii Türkiye, üretim ve ihracat patlaması yapmaya hazırlanıyor.

Şirket yeni planlamasını uygulayabilmek için personel sayısını yükseltip mart ayının ikinci yarısından itibaren çift vardiya üretime başlıyor.

Yapılan açıklamaya göre, 180 milyon Euro tutarında ek yatırım yapılarak bu yıl 600 milyon Euro tutarında ihracat geliri öngörülüyor. Geçen yıl 39 bin adetlik üretim yapan Toyota’nın bu yılki üretim hedefi 73 bin araç olarak belirlendi. Corolla Sedan ve Station Wagon modellerini üreten şirket, geçen yıl 325 bin Euro tutarında 33 bin araçlık ihracat yapmıştı. 600 milyon Euro’luk ihracat hedefi, geçen yılın yaklaşık iki katı anlamına geliyor.

Şirketin büyüme sürecini desteklemek için 2002 sonunda 1.600 kişi olan personel sayısı 2.700’e çıkarılacak. Martın ikinci yarısından itibaren çift vardiya sistemine geçilecek. Toyota Türkiye, 2002 yılının Şubat ayında Avrupa’ya yeni Toyota Corolla sedan ile başlattığı ihracata, ağustosta Corolla station wagonu da eklemişti.

Ekonomi Servisi

05.02.2003


 

Unakıtan: Ömrünce sadece maaş alanlar bizi anlayamaz

Cumhurbaşkanı’nın veto ettiği “Vergi Barışı Yasası”, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda aynen kabul edildi. Komisyonda eleştirileri cevaplayan Maliye Bakanı Unakıtan, “Bizi iş dünyası anlar, ömrünce sadece maaş alanların bizi anlaması zor olur.” dedi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in bir daha görüşülmek üzere Meclis’e iade ettiği “Vergi Barışı Yasası” TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda aynen kabul edildi. Komisyonda eleştirileri cevaplayan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, devleti kazıklayanları, soyanları affetmediklerini söyledi. Unakıtan, “Bizi iş dünyası anlar, ömrünce sadece maaş alanların bizi anlaması zor olur.” dedi.

Bakan Unakıtan, komisyon toplantısının açılışında, Vergi Barışı Yasası’nı kamuoyunun beklediğini savunarak, hiçbir değişiklik yapmayacaklarını söyledi. CHP’li Ali Topuz ise, hükümetin daha veto gerekçelerine bile bakmadan “aynen iade edeceğiz” tavrını sergilemesinin demokratik etikle bağdaşmadığını ifade etti. Eleştirileri cevaplayan Maliye Bakanı Unakıtan da, Vergi Barışı Yasası’nın hak arama özgürlüğünü kısıtlamadığını belirterek, “Devlet düne kadar neleri affetti... Biz sıkıntı içindeki mükellefe ödeme kolaylığı sağlıyorsak bunda yadırganacak bir şey yok. Binlerce işçi çalıştıran, milyarlarca vergi ödeyen mükellefin, cirosuna bakıldığında hiç de önemli bir yer tutmayan ufak bir fatura yüzünden mahkeme koridorlarında beklemesini önlüyoruz. Devleti soyanları, kazıklayanları affetmiyoruz. Devlete zarar verenleri affetmiyoruz. Namuslu mükellefi, küçük bir fatura yüzünden zulüm görmekten kurtarıyoruz. Bizi iş dünyası anlar. Ömrünce sadece maaş alanların bizi anlaması zor olur. Sözlerim yanlış anlaşılmasın. Kimseyi kastederek söylemedim.” dedi.

Komisyonda daha sonra, yasanın sadece veto edilen maddelerinin görüşülmesine karar verildi. Plan Bütçe Komisyonu’nda, uzun tartışmaların ardından, Cumhurbaşkanı Sezer tarafından gönderilen Vergi Barışı Yasası’nın 10 maddesi aynen kabul edildi.

Ankara,

Zaman

05.02.2003


 

2002 yılı bütçesi 39 katrilyon lira açık verdi

3 Kasım seçimleri sürecinde mali disiplinden uzaklaşılması, 2002 bütçesinin hedeflerin gerisinde kalmasına neden oldu.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, önceki hükümet tarafından 15,7 katrilyon lira olarak hedeflenen faiz dışı bütçe fazlasının 12,7 katrilyon lirada kaldığını açıkladı. 2002 yılında bütçe açığı 39 katrilyon 85 trilyon 183 milyar lirayı bulurken Bakan Unakıtan, 2002 yılı bütçesinde harcamaların 115 katrilyon 485 trilyon 633 milyar lira olarak gerçekleştiğini bildirdi. Bakan Unakıtan, Maliye Bakanlığı’nda il defterdarları ve Gelirler Bölge müdürlerinin katıldığı çalışma toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, 2002 bütçesinde borç faizi için 51 katrilyon 870 trilyon 658 milyar lira ödeme gerçekleştirildiğini bildirdi. Unakıtan ayrıca, 2003 yılı bütçesinin bugün Bakanlar Kurulu’na sunulacağını kaydetti. Ankara, cha

05.02.2003


 

İTO Başkanı Yıldırım, hakkında 74 dava açılınca acil yargı projesi başlattı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Mehmet Yıldırım, hakkında 74 dava açılmasının etkisiyle, ‘Önce Hukuk Sonra Ekonomi’ başlığı altında ‘Acil Yargı Projesi’ başlattı.

Proje çerçevesinde Avukat Münci İnci başkanlığında toplanan hukukçular, Yüksek Adalet Kurumu kanun tasarısı, İcra İflas Kanunu’ndaki değişiklikler ve Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanun tasarısı ile ilgili taslaklar hazırlıyor.

Avukat Münci İnci koordinatörlüğünde Prof. Dr. Erdener Yurtcan ve Prof. Dr. Süheyl Batum’dan oluşan ekip İTO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Sevgener ve Hukuk Fakültesi Dekanı, Adalet eski Bakanı Prof. Dr. Aysel Çeliker ile İTO hukuk danışmanları Prof. Dr. Ergun Özsunay ve avukat Münir Göker’in de fikri destekleriyle çalışmalarının ilk etabını tamamladı. İTO Başkanı Mehmet Yıldırım, bazı uygulamalarıyla adalet sisteminin halkta adaletsizlik hissi uyandırdığını belirtirken bunun ekonomiye olumsuz etki yaptığını söyledi. Yargıdaki bir milyon 800 bin davanın 300-350 bininin karşılıksız çeklerle ilgili olduğuna dikkat çeken Yıldırım, ekonomik konuların yargıda büyük yer işgal ettiğini ileri sürdü. Kendisi hakkında bugüne kadar 74 ayrı davanın açıldığını, bunların 70’ini kazandığını ve 4’ünün de devam ettiğini hatırlatan Yıldırım, “Hakkımda açılan davalardan dolayı ben de hukukçular kadar bilgi sahibi oldum. Bu tür bir çalışma başlatmamızda bu davaların da etkisi olmuştur.” diye konuştu. Oluşturulan çalışma grubunun koordinatörü Avukat Münci İnci ise yargılama süreciyle ilgili tatbikatı yaşayan avukat ve hocalardan oluşan bir kurul ile çalışmaları sürdürdüklerini belirtirken, “Türkiye’de mahkeme kararlarının sadece yüzde 15-17’si bir üst mahkeme tarafından onaylanıyor. Bu korkunç kötü bir oran. Yani davaların yüzde 80-85’i ya eksik yargılamadan ya da yanlış kararlardan dolayı geri dönüyor. Bir insan tutuklanıyor. Yatıyor. Sonra beraat ediyor. O kişinin tutuklu kaldığı süre boşa gidiyor. Yargılamalarda küçük küçük değişiklikler yapılarak yargı çok hızlandırılabilir.” dedi.

Mustafa Özge, İstanbul

05.02.2003


 

borsa günlüğü - Yüksek enflasyon, piyasaları olumsuz etkiledi

Ocak ayı enflasyon verilerini olumsuz algılayan piyasalar, dün negatif bir seyirle kapandı.

BDDK ile anlaşma yapan Çukurova Grubu’nun halka açık hisselerinin fiyat seyrini bekleyen Borsa, grup hisselerinin anlaşmaya rağmen satışla karşılaşmasının ardından geçen haftadan itibaren yükselişe geçen ve endeks üzerinde etkili olan banka hisselerine gelen satışlar genel endeksin seyrini de olumsuz etkiledi. Bileşik endeks, dün ortalama yüzde 4,17 geriledi.

Dün Hazine iki ayrı ihale birden düzenledi. 161 günlük ihalede 1,78 katrilyon TL satış gerçekleşirken bileşik faizler % 53,31 düzeyinde oluştu. 357 günlük ihalede ise net 2,4 katrilyon liralık satış gerçekleşirken, bileşik faiz % 58,49 oldu. Döviz fiyatları ise yükseliş yönünde hareket ederken Kapalıçarşı’da dolar % 0,42 lik artışla 1 milyon 642 bin, Euro % 1,36 lık artışla 1 milyon 782 bin liraya çıktı. Uluslararası piyasalarda savaş beklentilerinin artması ile altın fiyatları tırmanışını sürdürerek 377 dolara kadar yükselirken dolar düşüş eğilimini sürdüyor. Uluslararası menkul kıymet borsalarında ise dün düşüşler hakimdi.

İMKB endeksi son iki haftadır yakaladığı olumlu trendi dün bozdu. 11.200 puan seviyesinde oluşan direnç noktası bir kez daha aşılamayınca kötü haberlerin de etkisinin yanı sıra bayram süresince nakitte kalmak isteyen yatırımcıların satışları endeksi 10.500 puan seviyelerine kadar getirdi. Savaş beklentilerinin giderek güçlenmesi satış baskısını körüklüyor. Endeksin 10.800 puanda tutunamayarak 22 günlük hareketli ortalamaya yaklaştığını görüyoruz, eğer endeks 10.500 puanı aşağı kırarsa 10.000’e doğru bir geri çekilme söz konusu olacaktır.

Selim Işıklar

05.02.2003


 

Fakir yardımı alan 4 bin zengin, kaymakamı isyan ettirdi

Konya’nın Akşehir ilçesinde, fakir oldukları gerekçesiyle Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na kayıt yaptırıp yardım alan 5 bin kişiden 4 bininin gerçekte maddi yönden iyi durumda oldukları belirlendi. Üç katlı apartman, 200 dönüm arazisi olan kişilerin bile devletten yardım aldıkları ortaya çıktı.

Konya’nın Akşehir ilçesinde yapılan araştırma, üç katlı apartman, traktör, 200 dönüm arazisi olan kişilerin bile, devletten yoksul gibi yardım aldıklarını ortaya koydu.

Akşehir Kaymakamı Gürbüz Karakuş, yaptığı açıklamada, ilçede 5 binin üzerinde kişinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan yardım aldığını öğrendiklerini ve rakamın fazla olması nedeniyle bir çalışma başlattıklarını söyledi. Bu çerçevede ilçe geneli tüm belde ve köylere giderek kahvehanelerde halkla oturup bire-bir konuştuklarını belirten Karakuş, vakıf dosyası ile para alanların maddi durumunu açıklığa kavuşturduklarını vurguladı.

Yaklaşık 2 ay süren ciddi çalışmayla, kendilerini şoke eden bir sonuçla karşılaştıklarını anlatan Karakuş, şunları ifade etti: “Fakir olduğu gerekçesiyle vakfa kayıt yaptıran, giyecek, yakacak, gıda ve para yardımı alan 4 binin üzerinde kişinin gerçekte maddi durumunun iyi olduğunu belirledik. Bunların içinde traktörü, 200 dönüm tarlası, lüks otomobili, çok sayıda hayvanı, 3 katlı apartmanı, biçer döveri olan kişilerin yanı sıra maaşla çalışıp para kazananın bile bulunduğunu üzüntüyle öğrendik. Yüzsüzlük almış başını gidiyor.”

Araştırma sonunda maddi durumu iyi olsa da, çok sayıda kişinin devletten para alabilmek için adeta yarış içine girdiğini vurgulayan Karakuş, “beleşçi anlayışla devletin sırtından para kazanmanın bir meslek haline geldiğini” hayretle gördüklerini kaydetti. Maddi durumu iyi olan kişileri tespit ettikten sonra vakıf dosyalarını iptal ettiklerini ve 5 bini geçen sayıyı 800’e kadar indirdiklerini bildiren Karakuş, şöyle devam etti: “Yoksul olmayan kişilere verilen paraların devletin kasasında kalmasını sağladık. Böylece gerçekten yoksul olan ve yardıma ihtiyacı olanlara insanca yaşayabileceği desteği verebileceğiz. Ayrıca büyük tasarruf sağlanacağı için, ilçede yatırımlara da ağırlık verilebilecek.”

Aynı araştırmayı, Kaymakam Vekilliği yaptığı Tuzlukçu ilçesinde de uygulamaya koyacağını belirten Karakuş, “Bu iş ülke genelinde kontrolden çıkmış. Böyle bir araştırma genel anlamda yapılarak büyük oranda israfın önleneceğine inanıyorum. Devletin parası bazı düşüncesiz insanlarca boşa harcanıyor. Usulsüz şekilde para alanların cezalandırılması gerekir.” dedi. Konya, aa

05.02.2003


 

Mutfak tüpü 22 milyonu aştı

Dar gelirli vatandaşların mutfaklarının vazgeçilmezlerinden olan tüpgaz yine zamlandı. Kamuoyunda tüpgaz olarak bilinen Likit Petrol Gazı (LPG) satış fiyatlarına, dünden geçerli olmak üzere yüzde 3,14 ile yüzde 4,07 arasında değişen oranlarda zam yapıldı.

Buna göre İstanbul’da 12 kg mutfak tüpünün fiyatı 21 milyon 590 bin liradan 22 milyon 330 bin liraya; 2 kg piknik tüpünün fiyatı ise 3 milyon 820 bin liradan 3 milyon 940 liraya yükseldi.

Tüpgaz fiyatları, geçen yıl da sürekli artış gösterdi. Buna göre 12 kg’lık mutfak tüpünün fiyatı, son 12 aylık dönemde yüzde 45,5 oranında arttı. Tüpgaz fiyatlarının yüzde 70’lik kısmını vergiler oluşturuyor.

Türkiye Likid Petrol Gazcıları Derneği’nden yapılan açıklamada, Enerji Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün yürürlükteki kararnamesi gereği, LPG rafineri teslim fiyatı ve mahalli fiyatı oluşturan unsurlarda meydana gelen değişikleri bugün (dün) bir yazı ile bildirdiği kaydedilerek, ürün fiyatları ve ÖTV artışının LPG perakende satış fiyatlarını değiştirdiği belirtildi. Buna göre, Ankara’da 12 kilogramlık mutfak tüpünün fiyatı 21 milyon 750 bin liradan 22 milyon 480 bin liraya yükselirken, otogazın litre fiyatı da 1 milyon 44 bin liradan 1 milyon 86 bin liraya yükseldi. Ankara, Zaman

05.02.2003


 

Coca Cola, 7 ayrı şirketi tek çatı altında topladı

Coca Cola, Türkiye’de yeni bir yapılanmaya gitti. Buna göre, Türkiye’de üretim, satış ve dağıtım olarak yedi ayrı bireysel şirket şeklinde hizmet veren kuruluşlar Coca Cola İçecek AŞ çatısı altında toplandı.

Coca Cola İçecek, merkezi İstanbul’da bulunan bağımsız bir şirket olarak faaliyet gösterecek ve merkezi Atlanta’da bulunan The Coca Cola Company ile lisans kullanıcısı işbirliği yapacak. Bunun dışında Coca Cola İçecek, Türkiye’de ürettiği ürünleri ihraç edemeyecek.

Şirket doğrudan 2 bin kişi istihdam ederken, bu rakam şirketin faaliyetleri sayesinde dolaylı olarak 22 bin kişiyi buluyor. Türkiye, The Coca Cola Company ürünleri tüketiminde Avrupa’da 6., dünyada 17. sırada bulunuyor. Coca Cola İçecek Murahhas Azası Ron Jones, yeni yapılanma ile tüketicilere daha kaliteli, tutarlı hizmet ve servis vereceklerini söyledi.

Coca Cola’nın Çorlu fabrikasına düzenlenen basın gezisinde soruları cevaplayan Ron Jones, Türkiye’nin genç nüfusu ve alkolsüz içecek pazarındaki potansiyeli ile muazzam bir pazar olduğunu söyledi. Jones, “Bu nedenle bu pazarda varız. 10 yılda 500 milyon dolar yatırım yaptık ve bu yatırımlarımız devam edecek. Bu büyük pazarda var olmaya devam edeceğiz.” dedi.

2002 yılında krizden olumsuz etkilenmediklerini belirten Jones, “Tüketici ihtiyaçlarına yönelik ürünler çıkardık. Ürünleri küçülterek fiyat avantajı oluşturduk. Ürünlerimize yeni tat kattık ve pazarımızı koruduk.” diye konuştu.

Bu arada Coca Cola tanıtım filminde, minik cola şişesinin karanlıkta ele alındığında veya kırıldığında parçalardan tanınması için özel dizayn edilerek üretildiğine yer verildi. İsmail Altunsoy, Çorlu

05.02.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 


   BÜTÜN YAZARLAR  



Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.