İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
17.02.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Ekonomi...(Bütün Haberler)

ekonomi@zaman.com.tr

 

Bürokrasinin azaldığı ilçe yatırımcının gözdesi oldu

Türkiye’de yatırımcılar bürokrasi çilesinden dert yanarken, kendi sorumluluk alanına giren 100 imzayı 20’ye indiren Büyükçekmece Belediyesi, yerli ve yabancı firmaların ilgi odağı oldu.

Bürokrasi azalınca Büyükçekmece sınırlarındaki fabrika sayısı 20 yılda 5’ten 500’e çıktı. 20 yıldır aynı ilçede başkan yardımcılığı ve belediye başkanlığı yapan Hasan Akgün, kriz döneminde yatırımcılara gösterdikleri kolaylıklarla 2 bin kişiye yeni iş imkânı sağladıklarını bildirdi. Müteşebbis de, ilçeye yatırım kararı verirken, belediyenin bürokrasiyi azaltmasının etkili olduğuna dikkat çekiyor. Büyükçekmece’ye yatırım yapan firmalardan biri de dünya perakende devlerinden Metro AG. Firmanın Türkiye’deki yetkilileri, başka bir belediyeden 9 ayda ruhsat alabilirken, belediyenin gösterdiği kolaylıklarla 99 günde binanın inşaatını tamamladıklarını söyledi.

Şehircilik doktorası sahibi, 20 yıllık belediyeci Hasan Akgün, bir sanayi kuruluşunun başından sonuna kadar asgari 178 imza alması gerektiğinin altını çizdi. Akgün, “Belediyelerin yatırımlar için istediği imza sayısı 100’ü buluyor. Biz bunu 20’ye düşürdük ve hepsinin bir kalemde alınması yolunu seçtik. Mülkiyet kullanma hakkı tapu veya kontrat gibi çok önemli olanlarıyla yetiniyoruz. Diğerlerini, itfaiye, sağlık kurulu raporu vb. ortak imza attırıyoruz.” şeklinde konuşuyor. Akgün, hizmet içi eğitimle personelin sürekli bilgilendirildiğini ve gelen yatırımcılara özel ilgi gösterildiğini dile getirdi.

2001 krizinin en ağır hissedildiği dönemlerde bölgeye yatırım için gelen Metro AG’nin Türk ve Alman yetkilileriyle görüşme yaptıklarını dile getiren Hasan Aygün, her zaman yatırımcıların önünü açmak için çalıştıklarını söyledi. Aygün, Metro AG yöneticileri ile yaptığı görüşme hakkında şunları söyledi:

“2001 krizinin en ağır hissetildiği günlerden birindeydik. Yatırım için gelen konukları görünce sevindim. Onların yüzlerinde ise bir bezginlik vardı. Belediyeye ait olan bir gayrimenkulü ihaleye çıkarttık. İhaleye girdiler, aldılar. Krize rağmen çok iyi bir fiyat verdiler. Tek şartları vardı, (Bizi devlet ve belediye kapısında süründürmeyecekseniz.) diyorlardı. Ben ise (Kazmayı vurduktan sonra tamamlama işlemi devam ederken inşaat devam edecek. İnşaat imar durumuna uygun olacak. İskanınızı getirdiğiniz zaman aynı gün, aynı saatte, aynı dakikada inşaat iznini alacaksınız.) dedim. Beni yeni tanıyan Metro grosmarketin en yetkili kişileri dışarı çıkıyorlar. Aralarında şu değerlendirmeyi yapıyorlar: (Bu adam bize yerini satmak için gökteki yıldızları bile aşağı indirdi. Ben buna inanmıyorum. Ama n’apalım biz bu tesisi yapmak zorundayız.) diyorlar. Tabii bunu bana daha sonra söylüyorlar. İhaleyi alıyorlar, aldıkları gün hafriyat yapılıyor. Proje plan bize gelmeden imar durumuna göre inşaat başlıyor. Getirdikleri gün inşaat ruhsatını aynı anda veriyorum. Ben ruhsatını verdikten bir hafta sonra açılışını yaptılar. Toplam 50 milyon dolarlık yatırımı 99 günde yaparak Büyükçekmece’ye kazandırdılar, 400 kişiye iş verdiler.”

Yatırım yapanlar ne dedi?

Nazım Pekmezci (Azim Çorapları): Hakikaten bize sanayi yatırımlarımızda yardımcı oldu. Yatırım konularında büyük çabası var. Kanun çerçevesinde her zaman bizlere yardımcı oldu.

Büyükçekmece Metro Grosmarket Genel Müdürü Hakan Ergin: Belediye Başkanı yatırım davet etti. Yasalar konusunda taviz vermedi; ancak gereklerinin nasıl yerine getirileceği noktasında yol gösterici oldu. İnanın Metro yurtdışına gittiği zaman belediye başkanları bölgelerine çekebilmek için davet ederler, teşvik ederler. Başkan da Avrupalı belediye başkanlarına benzeyen bir profil çiziyor.

Aydınlı Aymerkez Genel Müdürü Bülent Özgen: Yatırım aşamasında çok yardımcı oldular. Uyumlu bir birlikteliğimiz var.

Şerif Erdikici / İstanbul

17.02.2003


 

‘Özelleşecek kuruluşlara yurt dışından büyük talep var’

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, özelleştirme kapsamındaki kamu kuruluşlarına yurtiçi ve yurtdışından yoğun talep geldiğini söyledi.

Irak’ta muhtemel bir savaşın özelleştirme programını aksatmaması için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Şener, “17 yıldır ilk defa bu kadar kapsamlı bir programını ortaya koyduk. Uluslararası büyük firmalar programımıza büyük ilgi gösteriyorlar.” dedi.

Özelleştirme İdaresi Başkanı Turgut Bozkurt ve özelleştirme bürokratları yaptıkları çalışmalar ile ilgili Devlet Bakanı Abdüllatif Şener’e dün brifing verdiler. Toplantıdan sonra açıklama yapan Şener, “Ekonominin rasyonelleşmesi açısından kamu kuruluşlarının özelleşmesine büyük önem veriyoruz. Hükümet olarak özelleştirme takvimini harfiyyen uygulamaya kararlıyız.” dedi.

Ankara, Zaman

17.02.2003


 

2003 yılı yatırımlarının yükü özel sektörün omuzunda

Yatırımlarda bu yıl sağlanması hedeflenen artışın büyük bölümü özel sektörden gelecek. Özel sektör yatırımlarının, bu yıl geçen yıla göre, yüzde 24,7, kamu yatırımlarının ise yüzde 9,5 oranında artması öngörülüyor.

Devlet Planlama Teşkilatı verilerini ve ortalama dolar kurlarını esas alarak yapılan hesaplamalara göre, özel ve kamu kesiminin yatırımlarını, 2003 yılında geçen yıla oranla, dolar bazında, yüzde 19,5 oranında artırarak toplam 37 milyar 319 milyon dolara çıkarması bekleniyor. Bu yıl özel sektör yatırımlarının 25 milyar 644 milyon dolar olacağı hesaplanıyor. Özel sektörün geçen yıl 20 milyar 563 milyon dolar tutarında yatırım yapmıştı. Kamu kesimi yatırımının da geçen yıl ki 10 milyar 657 milyon dolarlık seviyesinden 11 milyar 675 milyon dolara çıkması programlanıyor.

Ankara, aa

17.02.2003


 

‘Milletlerarası tahkim, yabancı yatırımcıyı çeker’

Enerji fiyatları tartışmaları uluslararası tahkimi tekrar gündeme taşıdı. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ziya Akıncı, tahkimin uyuşmazlıklarda bir çözüm yöntemi olduğunu söyleyerek, “Mesela devletin taraf olduğu tahkimli bir anlaşmada illa devlet haksız çıkacak diye bir kural yok. Taraflar savunmasını yapar, hakem heyeti kararını verir. Karar, devletin lehine de olabilir, aleyhine de.” bilgisini verdi.

Doç. Dr. Akıncı, tahkimin ülkeyi yabancı yatırımcılar için cazip hale getirdiğini söyledi.

Milletlerarası tahkim, son iki yıldır Türkiye’de sıkça konuşulmaya başlandı. Enerji sektöründe, yap–işlet–devret (YİP) gibi projelerle yapılan elektrik alım anlaşmaları (EAA), yeni yasal düzenlemeler ile tahkim kapsamına alındı. Böylece, taraflar arası uyuşmazlıklarda tahkime başvurma şartı getirilmiş oldu. Uluslararası tahkim hakemliği de yapan Doç. Dr. Ziya Akıncı tahkimi, “Normalde hukukî bir sorun devlet mahkemelerine gidilerek çözülür. Eğer taraflar, uyuşmazlıklarının tahkimle çözülmesini kararlaştırmışsa, o takdirde devlet mahkemelerine değil, hakem adı verilen özel kişilere gidilir. Yani tahkim, sözleşme ile sınırlı bir çözüm yöntemidir.” olarak tanımlıyor. Akıncı, tahkimli uyuşmazlıkların çözümünün tarafların belirlediği hakem heyeti ile yapıldığını söylüyor.

Türkiye’de tahkim, bilinenin aksine cumhuriyetin kuruluş tarihine kadar uzanıyor. Hatta Osmanlı’nın Mecelle’sinde bile tahkime yer verilmiş. 1970’li yıllarda Keban Barajı’nın yapımı sırasında müteahhit firma ile çıkan uyuşmazlık, 1980’li yıllarda Toprak Mahsulleri Ofisi’nin buğday alımında yaşanan uyuşmazlık cumhuriyet tarihinin önemli tahkim davaları olarak tarihe geçti. Doç. Dr. Akıncı, tahkimin tamamen bir çözüm yöntemi olduğuna işaret ederek, zaman zaman tahkim müessesesine atfedilen kapitülasyon eleştirilerini de haksız buluyor. Akıncı, “Kapitülasyonlarda Türk hukuk sistemi tamamen devre dışı bırakılarak başka bir hukuk sistemi devreye girer. Oysa tahkim, tamamen tarafların kendi iradesi ile oluşan hakem heyetinin milletlerarası ticaret kurallarına göre ve sözleşme ile sınırlı verilen bir karar söz konusudur. Hakemler, sözleşmeyi kimin ihlal ettiğine bakar. Mahkemelerde de aynı durum söz konusudur.” diyerek, tahkimin avantajını, karar sürecinin çok hızlı olması olarak gösteriyor.

Karar süreci hızlı

Milletlerarası tahkimin bazı avantajları olduğunu ifade eden Doç. Dr. Akıncı, tahkimin yabancı yatırımcıların ülkeye gelmesi açısından önemine dikkat çekti. Akıncı, ticari uyuşmazlıklarda karar sürecinin hızlı ve kısa olması gereğine işaret ederek, “Normalde bu tür davalar Danıştay’da çözülür. Yabancı yatırımcı yatırım sürecinde uyuşmazlık çıkarsa bunu milletlerarası tahkimde çözmek ister ve her iki taraf da bunu kabul ederse, uyuşmazlık durumunda tahkime başvurulur. Burada, öne çıkan unsur tahkim çözüm sürecinin hızlı olmasıdır. Bu nedenle Türkiye’de yatırım yaparken herhangi bir kaygı duyulmayacaktır.” Doç. Dr. Akıncı, Türkiye’nin tahkimle ilgili bütün sözleşmelere imza attığına vurgu yaptı.

İsmail Altunsoy / İstanbul

17.02.2003


 

Tahkim hakem heyeti nasıl atanır?

Tahkim için ilk şart, tarafların anlaşmalarına “uyuşmazlıklar tahkim ile çözülür” maddesini koymaları gerekiyor. Anlaşmazlık durumunda tahkim hakem mahkemeleri kurulur. Hakem mahkemeleri, üç kişiden oluşur.

Tarafların her biri birer hakem seçer, seçilen iki hakem üçüncü hakemi belirler. Tahkim hakemi olabilmek için herhangi bir şart gerekmiyor; aklı başında olmak yeterli bulunuyor. Ancak, teamül olarak genelde konusunda uzman kişiler hakem olarak atanıyor. Böylece tahkim heyeti oluşturulur. Oluşturulan hakem mahkemesinde tarafların avukatları, teknik heyetler savunma için bulunur. Hakem heyeti savunmalardan sonra kararını verir ve verilen karar her iki taraf için mahkeme kararı gibi kesin hüküm taşır. Karar verildikten sonra taraflara tebliğ edilir. Ulusal ve uluslararası uyuşmazlıkların tahkimi, 6 ay ile 1 yıl içerisinde çözülmesi gerekiyor. Tahkimde hakem heyetinin verdiği karar kesin olup, bunlara karşın itiraz hakkı bulunmuyor. Sadece davanın zamanında bitirilip–bitirilmediği, tahkim şartının yerine getirilip–getirilmediği gibi genel kurallara itiraz edilebiliyor.

17.02.2003


 

Enerji yatırımlarına ilgi arttı

Özel sektör tarafından, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) son 5 ayda elektrik üretimi ile ilgili toplam 7074 MW kurulu gücünde yeni yatırım başvurusu yapıldı. Böylece yeni yatırım başvuruları Türkiye’nin mevcut kurulu gücünün beşte birine ulaştı.

Edinilen bilgiye göre, elektrik piyasasında lisans başvurularının kabul edilmeye başlandığı 3 Eylül 2002 tarihinden 30 Ocak 2003 tarihine kadarki sürede, EPDK’ya kamu kuruluşları hariç olmak üzere toplam 209 adet lisans başvurusunda bulunuldu.

Başvuruların 170 adedi üretim lisansı, 27 adedi otoprodüktör lisansı, 5 adedi otoprodüktör grubu lisansı, 4 adet toptan satış lisansı ve 3 adet perakende satış lisansı konusunda oldu.

Elektrik üretim faaliyeti ile yapılan toplam 202 adet lisans başvurusu kapsamında kurulacak üretim tesislerinin toplamı, 2002 yılı sonu itibariyle erişilen toplam kurulu gücün yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor.

Elektrik üretim amaçlı yapılan başvuruların 116 adedi toplam 4139 MW kurulu güce sahip rüzgar enerjisi santralı kurmak üzere yapıldı. Hidroelektrik santral kurmak üzere yapılan 41 başvurunun toplam kurulu gücü 1210 MW’a ulaştı.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri kurmak amacıyla yapılan başvurular, toplam üretim faaliyetine ilişkin lisans başvurularının dörtte üçünü oluşturdu. Geriye kalan 1724 MW’lık 45 adet lisans başvurusu ise termik santral kurulmasını öngörüyor.

Öte yandan Kayseri, Konya ve Erzurum illeri için ardı ardına doğalgaz dağıtım ihalesine çıkan EPDK’ya lisans başvurularının kabul edilmeye başlandığı Kasım ayından 31 Ocak 2003 tarihine kadar doğalgazla ilgili 33 başvuru yapıldı. Lisans başvurusunda bulunan 13 şirketten 6’sı özel sektör şirketi. Başvuruların 11 tanesi CNG, 9 tanesi ithalat, 6 tanesi dağıtım, 3 adedi toptan satış, 3 adedi depolama, 1 adedi ise iletim lisansı için.

17.02.2003


 

AK Parti ‘havuz sistemi’ için hazırlık yapıyor

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) kamu açıklarının daha fazla büyümesinin önüne geçmek ve kamuya kaynak yaratmak üzere bir proje hazırladı.

Kamu kuruluşlarında, ‘Hazine tek hesabı’ndan ‘havuz yöntemi’ olarak bilinen ‘kamu tek hesabı’na geçişi öngören projeye göre, tüm kamu kurumlarının nakit hareketleri izlenerek doğru bir şekilde tespit edilecek. Yöntem Necmettin Erbakan’ın başbakanı olduğu 54. hükümet döneminde de uygulanmıştı.

Kamuda çalışanlar için son dönemde yapılan iyileştirme ve maaş zamları ile zor duruma giren Hazine için çıkış yolu aranıyor. Hazine’deki açığı kapatmak üzere harekete geçen AK Parti bunun için ‘havuz yöntemi’ne geçmeyi planlıyor. AK Parti’nin idari ve mali işlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli bu amaçla bir proje hazırlayarak Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a sundu. ‘Kamu Nakit Durumlarının Şeffaflaştırılması ve Etkin Yönetim’ başlığını taşıyan proje, kamuda ‘Hazine tek hesabı’ndan ‘Kamu tek hesabı’na geçişi öngörüyor.

Emine Dolmacı, Ankara

17.02.2003


 

İş yasası için işçi ile işveren son kez masaya oturuyor

İş Güvencesi Yasası’nın 15 Mart'ta uygulamaya geçmesinden önce İş Kanunu Tasarısı’nın kanunlaşması için çalışmalar hızlandı. Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve TİSK başkanları bugün uzlaşmak için son kez bir araya gelip Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu'na görüş sunacak.

Bilim Komisyonu’nun hazırladığı İş Kanunu Yasa Taslağı’nda son dönemece girildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bir kez daha sosyal tarafları dinledikten sonra taslağa son şeklini vererek Başbakanlık’a, oradan da Meclis’e sevk edecek. Bu arada işçi konfederasyonları ile işveren konfederasyonunun taslak hakkındaki eleştirileri devam ediyor. İşçi konfederasyonları, başta işçinin emeğinin pazarlanması olmak üzere 7 maddenin taslaktan tamamen çıkarılmasını teklif ederken, 18 maddede de küçük değişiklikler yapılmasını istediler. Taslağa ilke bazında eleştirisi olmayan işveren kanadı ise, teknik olarak taslağın hak grevini düzenleyen maddesi ile işverenlerin bilim ve teknolojiyi takip etmesini zorunlu hale getiren maddesine itiraz ettiler. Bilindiği gibi, İş Güvencesi Yasası’nın çıkmasına tepki gösteren işveren konfederasyonu TİSK, İş Güvencesi Yasası’nın uygulamaya gireceği 15 Mart 2003 tarihinden önce İş Kanunu Tasarısı’nın kanunlaşmasını yeni iktidara gelen 58. hükümete teklif olarak götürdü.

Bunun üzerine harekete geçen Çalışma Bakanlığı Bilim Kurulu’nun hazırladığı İş Kanunu Tasarısı üzerinde sosyal tarafları uzlaştırmak için üst üste toplatılar düzenledi. Ancak işçi konfederasyonları ile işveren konfederasyonu yöneticileri taslak üzerinde uzlaşma sağlayamadı. Bir kez daha Türk–İş, Hak–İş, DİSK ve TİSK başkanları bugün bir araya gelecekler ve uzlaşmak için zemin arayacaklar. Yarın da Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu, işçi konfederasyonları başkanları ile işveren konfederasyonu başkanını son kez dinleyecek. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sosyal tarafların son kez görüşlerini aldıktan sonra tasarıyı önce Başbakanlık’a, ardından da Meclis’e sevk edecek.

Taslağın içeriği konusunda bazı noktalarda farklı düşünmelerine rağmen Türk–İş, Hak–İş ve DİSK uzun çalışmalar sonunda görüş ayrılıklarını asgari düzeye indirerek ortak bir bildirinin altına imza attı. Çalışma Bakanlığı’na da iletilen ortak bildiride, taslakla istismar yollarının açıldığı, kayıtdışılığın teşvik edildiği ve örgütlenmenin önünün kesildiği vurgulandı. Bakanlığa sunulan ortak raporda, kıdem tazminatı ve işçi emeğinin pazarlanması başta olmak üzere 7 maddenin taslaktan tamamen çıkarılması ve 18 maddede değişiklikler yapılması istendi.

Üç konfederasyonun hazırladığı ortak metinde, “Kıdem Tazminatı” ile ilgili alternatif düzenlemelerde karşı çıkılarak kıdem tazminatı düzeninin bir süre daha mevcut haliyle devam etmesi istendi. Raporda ayrıca, bu itirazlarının yanında 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nda yapılacak değişikliklerin İş Kanunu Taslağı ile birlikte ele alınarak Meclis’e sevk edilmesini istediler. Üç konfederasyonun bu teklifini olumlu karşılayan Çalışma Bakanlığı, üç akademisyenden oluşan yeni bir heyet kurdu. Kanunlar üzerinde hemen çalışmalara başlayan heyetin, kısa sürede taslakları hazırlayarak bakanlığa sunması bekleniyor.

Türk–İş Genel Başkanı Salih Kılıç, tasarıda yeralan kıdem tazminatının 30 günden 15 güne indirilmesine kesinlikle karşı olduklarını ve işçilerin emeğinin pazarlanmasını ve kiralanmasını öngören maddenin taslaktan çıkarılması gerektiğini söyledi. Hak–İş Genel Başkanı Salim Uslu işçi emeğinin kiralanmasını düzenleyen maddenin suiistimale açık olduğunu belirterek, taşeronlaşmayı arttıracağını dile getirdi.

İşverenin taslağa itirazı teknik

Taslağa ilke olarak karşı çıkmadıklarını belirten TİSK Genel Sekreteri Bülent Pirler ise, “Taslakta, teknik olarak itiraz ettiğimiz noktalar var. Ancak protokol imzaladık, imzaladığımız protokole uyacağız.” dedi. Pirler, hak grevini düzenleyen 35. madde ile bilim ve teknolojik gelişmeleri takip etme zorunluluğu getiren 79. maddeye teknik olarak itiraz ettiklerini sözlerine ekledi.

Şahin Ali Şen / Ankara

17.02.2003


 

Tamamı yerli sermayeli robot firmasının müşterileri yabancı

Kale Grubu firmalarından olan KaleAltınay Robotik yüzde 100 sermayeli bir Türk şirketi olmasına rağmen müşterilerinin yüzde 100’ünü yabancılar oluşturuyor. Yabancılar KaleAltınay Robotik ürünlerini tercih ederken, Türk sanayiciler uzak duruyor.

Türkiye’deki işletmelerin bütün makine ile ilgili yatırım alanlarında yurtdışını tercih ettiğini belirten şirketin kurucusu ve Genel Müdürü Hakan Altınay, bunun da hem yüksek teknoloji gelişiminin önünü tıkadığını hem de milyarlarca doların yurtdışına aktığını söyledi.

Dünya Robot Birliği’nin 1996’da onay verdiği 28 üreticiden biri olarak tescillenen Kale Altınay Robotik, robot ve robota dayalı otomasyon teknolojileri üretiyor. Geçen yıl yüzde 90 olan yabancı müşteri sayısının bu yıl yüzde 100’e ulaştığını belirten Altınay, yabancıların kendilerini diğer robotik firmalarına göre yüzde 10 ila yüzde 50 arasında değişen fiyat avantajlarına rağmen kaliteden ödün vermedikleri için tercih ettiklerini söyledi. Türk yatırımcıların ise diğer makinelerde olduğu gibi robotik endüstrisiyle ilgili makinelerin alımında da yabancı ülkeleri seçtiğini ifade eden Altınay, Türkiye’nin önündeki en büyük engelin Türk insanının neyi ne kadar yapabileceği konusundaki özgüven eksikliği olduğunu savundu. Her yıl makine endüstrisi ile ilgili yatırım malları ithalatı için toplam 10–12 milyar dolar harcandığına dikkat çeken Altınay, bunun yerel kaynaklardan yüzde 15 gibi küçük bir mertebesinin karşılanabildiğini ifade etti. Türkiye’de bir makine imalatçısının ‘ben bu ürünü yapıyorum’ dediğinde sanayicinin birçok isteğiyle karşılaştığını belirnten Altınay, “Yerli yatırımcıdan Tecrübeniz var mı? Daha önce neler yaptınız? gibi bir sürü taleplerde bulunuluyor. Sizin de buna bir yerden başlamanız lazım. Bir ilkiniz olması lazım. Aksi takdirde ne tecrübeli insanınız olur, ne de Ar–Ge yapacak gücünüz olur." dedi.

Şerif Erdikici / İstanbul

17.02.2003


 

4 bin nüfuslu Huğlu’da silah ‘işsiz’ bırakmadı

Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı 4 bin nüfuslu Huğlu beldesi, neredeyse tek geçim kaynağı haline gelen silah üretimi nedeniyle işsizliğin yaşanmadığı ender yerleşim birimleri arasında yer alıyor. Uzun yıllardır av tüfeği üretimi ile adından söz ettiren Huğlu beldesinde arazi şartları nedeniyle ciddi anlamda tarım yapılamıyor.

Beldede en önemli geçim kaynağı olan tüfek üretimi, birçok evin alt katında göze çarpan atölyelerde bile yapılabiliyor. 200 civarında silah imalathanesinin bulunduğu Huğlu’da 2 tane de büyük fabrika yer alıyor.

Neredeyse yaşayanlarının tamamının tüfek üretimi ve yan sanayisinden geçimini sağladığı beldeye henüz işsizlik adı altında bir sorun girmediğini söyleyen 860 üyeye sahip Av Tüfeği Kooperatifi Başkanı Ömer Çevik, beldenin sektörde, ürün kalitesi açısından dünyada ilk 10 arasında yer aldığını kaydetti.

Bu alandaki başarıyı yöre halkının çalışkanlığına ve sanatkar ruhuna bağlayan Çevik, Huğlu’nun iş sıkıntısının olmadığı nadir beldeler arasında yer aldığını kaydetti. Çevik, “Sektörde çalışan işçilerimizin ücretleri 300 ile 400 milyon lira arasında değişiyor. En büyük sıkıntımız bu.” dedi.

Beyşehir, aa

17.02.2003


 

Yerli Connect Avrupa’ya açılıyor

Ford Otosan’ın Kocaeli fabrikasında üretilen ve Avrupa’da yılın ticari aracı seçilen Transit Connect, Avrupa’dan aldığı siparişleri üretmeye başladı. Transit Connect, yılın ilk yarısında başta Almanya, İtalya ve Fransa olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde de satışa çıkarılacak.

Ford Otosan Ürün Geliştirme Koordinatörü Ernur Mutlu, Transit Connect’in seri üretimine 2000 yılının ortalarında başladıklarını belirterek, 22 bin civarında üretilen araçların sadece Türkiye ve İngiltere’de satışa sunulduğunu söyledi. Mutlu, bu yıl için Transit Connect’in 800 milyon Euro’luk bir ihracat geliri hedeflediğini kaydederek, “Avrupa’da hafif ticari araçlarda yükselen bir pazar var. Biz, bu pazara hitap ediyoruz. Ford Transit Connect 6 bin adetlik British Telecom siparişinin ardından, 1.800 adetlik büyük bir filo siparişi daha aldı. Bu siparişlerin üretimine başladık.” diye konuştu. Mutlu, araçların gönderilecekleri ülkelerin özelliklerine göre farklı tasarlandığını vurgulayarak, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin rağbet etmediği ısıtıcılı koltuklara özellikle soğuk iklime sahip İskandinav ülkelerinden talep geldiğini söyledi.

İstanbul, aa

17.02.2003


 

Birçok iş dalı turizmle büyüyor

Turizmde yeniden yükselen yatırım isteği diğer sektörleri de harekete geçiriyor.

Turizm yayıncısı Ekin Yazım Grubu’nun Araştırma Birimi tarafından otellere mal ve hizmet veren dört bini aşkın firma ile konaklama tesislerinin satın alma müdürlerinden elde edilen bilgilerin derlenmesiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, çeşitli firmalar üretim planlamalarını yaparken, inşaatı süren ve sezonda hizmete girecek otelleri de hesaba katıyor. Araştırmaya göre, Turizm Bakanlığı’ndan yatırım teşvik belgesi almış firmaların halen devam eden yatırımları için önümüzdeki dönemde asansörden halıya, aydınlatmadan sanat ürünlerine, temizlik malzemelerinden televizyona kadar çeşitli mal ve hizmetlerden 3,8 milyar dolarlık bir yatırım talebi olacak.

Antalya, aa

17.02.2003


 

Tariş, 550 vekile yağ gönderecek

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, sektördeki engellerin kaldırılması ve destek priminin bir an önce açıklanması konusunda destek vermeleri için milletvekillerine ödüllü Tariş zeytinyağı göndereceklerini bildirdi.

Çetin, yaptığı açıklamada, Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı üretiminin diğer Akdeniz ülkelerinin tersine zor koşullarda gerçekleştiğini ve üreticilerin haksız rekabetle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne (AB) güçlü bir tarımla gitmek zorunda olduğunu belirten Çetin, “Aksi halde, İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi zeytin üreten ülkelerle rekabet etmemiz, ayakta durmamız zor olur. AB yolunda olduğumuz bugünlerde, bizim tarımsal faaliyetlerimiz de, onların tarımına yakın bir düzeyde olması gerekiyor.” diye konuştu.

Edremit, aa

17.02.2003


 

Dell’den taşınabilir cep bilgisayarı

Dell, kullanıcılarını taşınabilir bilgisayar pazarına yeni performans standartları getirecek modeli “Axim X5 ile tanıştırdı.

Dell X5, iki farklı konfigürasyonda, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca dillerinde, iki farklı fiyat kategorisinde pazara sunuldu.

17.02.2003


 

Mutlu Akü devlere üretim yapıyor

20 milyon dolar ihracat gerçekleştiren Mutlu Akü, ihracat başarısını artırarak büyük otomotiv markalarına üretim yapıyor.

Fiat’ın İtalya’daki iki fabrikasına akü üretmeye başlayan Mutlu Akü, Ford ve Mercedes’in fabrikalarına üretim yapmak için son hazırlıklara başladı.

17.02.2003


 

ECA ışıltının sırrını paylaşıyor

Armatürleri ile estetik ve teknolojiyi birleştiren ECA, ürünlerinde kalitenin nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını tüketiciyle paylaşıyor.

ECA armatürlerin sürekli parlaması için ortaya konan Ar–Ge çalışmalarını ürün kataloglarında tüketicinin anlayabileceği bir dille belirtiyor.

17.02.2003


 

Epson, Teknosa marketlerinde

Bünyesinde yüzden fazla dünya markası ürün bulunduran Teknosa teknoloji marketleri, Epson yazıcılarını da satışa sundu.

Teknosa, Epson’un öncelikle iki farklı yazıcı tipini pazara sunarken bir süre sonra multifunction, photo yazıcı ve scanner gibi grupları da ürün yelpazesine koyacak.

17.02.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 


   BÜTÜN YAZARLAR  



Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.