|
[LOBBY] Rotterdam’da dondurma zirvesi
Geçen hafta Unilever, dünyanın dört bir tarafından medya mensuplarını Rotterdam’da topladı. Bu, kendi tarihlerinde bir ilk olduğu gibi, sektörde de bir ilkti.
Öncesine baktığımızda, dondurma ile ilgili atakların önemi daha iyi anlaşılır...
Geçen ay, Unilever’in dondurma grubunda yer alan Avrupa yöneticileri Türkiye’de küçük bir Euroboard zirvesi yaptılar.
Niye Türkiye?..
Unilever, Algida markasıyla 13 yıldır Türkiye’de. Dünyada yeniden yapılanma içinde olan grup, gıda ve temizlik ürünlerindeki 1600 markasını 400 markaya indirmesinin yanı sıra, 87 birimini de kapatma kararı aldı. Çok radikal bir karar bu. Yapılanmadan çok, dönüşümü andıran bir düzenleme. Öyle ki, aynı dönemde Bestfoods gibi, ayrı bir dünya devini 30 milyar dolara satın alma cesaretini de gösterdi.
Grup, dünya pazarında yüzde 4 ortalama büyüme içindeyken, Türkiye’nin kriz ortamına rağmen yüzde 8 büyüme gerçekleştirdi. Önümüzdeki yıl için seçilen hedef ise yüzde 10. Türkiye’nin potansiyel gücü bu alanda da etkili.
Dondurmaya önemin bir diğer nedeni, nüfusun yaşlanmasına rağmen, pazarda gelişme trendi gösteriyor. Çikolata, çerez ile birlikte dondurma tüketimi de artıyor. Türkiye’de pazara hâlâ markasız evde yapılan dondurma hakim gibi. Algida ve diğer dondurma markaları gözlerini bu sektöre dikmiş durumda. Pazarın büyümemesine karşılık, bu pazardan pay kapmak mümkün. Bir diğer nokta da, daha önce eğlencelik kabul edilen dondurma, artık beslenme yöntemi olarak takdim ediliyor. Ama insanın “eğlence” duygusunu Algida, yeni kampanyada kullanmaktan çekinmiyor.
Unilever’in başkanı Niall FitzGerald’ın bir sözü var: “Global ürün yoktur.” Daha kuruluşunda uluslararası yeni ifadesiyle global olarak konumlanan bir şirketin, böyle bir kural benimsemesi önemli. Bu çerçevede, dondurma global bir ürün gibi görünse de, her ülke için ayrı bir tat peşinde olduğu da bir gerçek. Mesela, Algida, Maraş dondurmasını Türkiye’de tutturdu ama, yabancıları bu tada alıştıramadı. “Kurabiye Güzeli” çeşidi ise, sadece İngiltere’de benimsendi. Yani Algida Türkiye, global destek almasına karşılık, ulusal bir şirket gibi hareket etmek zorunda. Tat konusunda böyle; ancak teknoloji ve pazar stratejilerinde pek çok projeyi dünyaya öğretmiş bir birim Algida Türkiye.
Davos’ta AKP lideri Tayyip Erdoğan’la görüşen Unilever yöneticileri, Türkiye’de hak ettikleri konumun, istihdamın takdir edilmesini istiyorlar. 50 yıldır Türkiye’de büyük yatırımlar yaptıklarını da gündeme getiren Unileverciler, yasal çerçevenin AB standartlarına getirilmesini, ürün geliştirme süreçlerinin hızlanmasını da rica ettiler. Ayrıca Unilever başkanı, Erdoğan’a yatırımlarının devam edeceği işaretini verdi.
Rotterdam’daki dondurma zirvesine, Türkiye açısından baktığımızda bu şekilde bir manzara görünüyor.
Peki sonuçları ne olacak?
Öyle sanıyorum ki, bol dondurma konuşulan ve tadılan bir yaz geçireceğiz. Sadece Algida açısından değil. Rakipler de işin içinde olacak...
Türkiye’deki girişim ruhunu anlatmak için bir başka olayı daha aktarmak istiyorum. Algida ile ilgili ama, konu dondurma değil.
Birkaç yıl önce, Algida yöneticilerine, kapıdaki birinin görüşme isteği bildiriliyor. Selahattin Ayan diye bir işadamı. Kapıya kadar gelmiş birini çevirmek hoş olmayacağı için, istek kabul ediliyor.
Gelen Pelit Pastaneleri’nin sahibidir. Niyetini net bir şekilde ifade ediyor: “Dondurmada kullanılan çikolataların tedarikçiliğine talibim.” O güne kadar, pek çok ülkede olduğu gibi, çikolatalar Belçika’dan gelmektedir. Çikolata sektörünün Belçika’da gelişmiş olmasına karşılık, Unilever yönetimi, tedarik konusunda titizdir. Türkiye’de bu kalitede çikolatanın elde edilmesi mümkün bile görülmemektedir.
Ayan, ısrarlı davranır. İstedikleri kaliteyi elde edeceğini ifade eder. Zaten Pelit tesisleri, hijyen noktasında da iddialıdır. Algida’nın yöneticileri ‘bir fırsat verelim’ derler. Gidip tesisleri görürler. Ürünler hakkında daha önceki bilgileri, tesisi görünce, takdire döner.
Sonuç mükemmeldir. İstedikleri kalite ve tadı bulurlar. Ancak, genel merkez bunu onaylamaz. Yöneticiler sonunda, iki ayrı numuneyi tattırma yolunu seçerler. Biri Pelit’in çikolatasıyla yapılmıştır, diğeri de Belçika çikolatasıyla. Ayrımı yapamazlar ve kabul etmek zorunda kalırlar. O günden beri Algida’da Pelit’in çikolatası kullanılmaktadır.
13.03.2003
|