|
[LOBBY] İhracatçı birlikleri seçimleri
İhrcatçı birlikleri seçimlerinden en çok İHKİB’in yani hazır giyim, konfeksiyon ihracatçılarının sesi çıkıyor. Nedeni basit...
Türkiye’nin en büyük ihracatçı birliği burası. Tekstil sektörünün lokomotifi. Markaların, ünlü işadamlarının yer aldığı birlik de burası. Bunun ötesinde, Türkiye İhracatçı Birlikleri seçimlerinde de en etkin birlik durumunda.
Her ne kadar şimdi TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Tekstil Hammadde İhracatçıları Birliği’nden seçilmiş olsa bile, İHKİB’in desteği önemli.
Bu dönem İHKİB’in başkanlığına seçilen Orka Grup’un sahibi Süleyman Orakçıoğlu da TİM’de başkan yardımcısı olarak görev yapıyor.
İHKİB’de seçim yapıldı ama tekstilcilerde seçim kulisleri bitmedi. Şimdi Tekstil Hammadde İhracatçıları Birliği seçimleri var. Şimdiki başkan Oğuz Satıcı yine aday. Tek liste girmesi beklenirken, beklenmeyen bir aday çıktı; Erkan Ayan.
Seçim deyip geçmemek gerekiyor. İHKİB’de 3 bin küsur oy kullanıldı. Tekstil Hammadde’de 1500 civarında oy kullanılacak. Aslında bunlar oy kullanma yetkisine sahip olanlar. Kumaşçılar, iplikçiler, konfeksiyon yan sanayicileri bu birlikte. Aslında sektörde 3 bin civarında şirket var. Beklenmeyen aday Erkan Ayan, ortaya çıkınca, Satıcı grubu yeniden hareketlenme ihtiyacı hissetti. Muhtemelen yine Satıcı kazanacak ama, sektördeki hareketi ve lobi çalışmaları gündeme hareket kattığını da belirtmek gerek. İHKİB seçimlerinde Trikocular Derneği ile Çorapçılar Derneği açıktan tavır aldılar. Hatta Çorapçılar Derneği Başkanı ve Ultra Çorap’ın sahibi Özkan Karaca, Süleyman Orakçıoğlu’nu destekleyeceğini açıklayınca başkanlıktan azledildi. Orakçıoğlu da onu, İHKİB Yönetim Kurulu’na alarak kararının doğru olduğunu gösterdi.
Bir başka beklenti de, eğer Erkan Ayan kazanırsa, önümüzdeki yıl yapılacak TİM seçimleri bundan nasıl etkilenir? Seçimi önemli kılan da bu. TİM seçimlerinde, İHKİB’in gücü yanında Ege Bölgesi İhracatçı Birlikleri de, her zaman etkin oluyor. Bu da bölgenin bir avantajı olarak kabul ediliyor.
Peki, büyük çoğunlukla seçimi kazanan İHKİB’in yeni yönetimi ne yapacak? Orakçıoğlu, listesini gençlerden oluşturmuş durumda. Farklı projeleri var. Bunların başında yurtdışında Türk markalarının daha etkin temsil edilmesi yer alıyor. Anlaşılan Orakçıoğlu, Damat ve Tween’i yurtdışına açma yanında TİM, Birleşmiş Markalar Derneği’nin yanı sıra İHKİB’le de kendine yeni cepheler açacak görünüyor. Zaten biri diğeri olmadan tam olmaz görünüyor.
AB yeni uyandı
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), geçen yıl Avrupa Birliği (AB) konusunda bir kamuoyu araştırması yaptırmıştı. Buna göre, Türk halkının yüzde 70’i AB’yi istiyordu. Fakat, bu yüzde 70’in de çoğu AB’ye üyelik süreci hakkında bildiğini sandığı şeyleri bilmiyordu.
Konu dışı da olsa şunu söylemek istiyorum. Benzeri birkaç araştırma yapıldı. Ortaya çıkan durum, 3 Kasım seçimlerinde bazı partilerin söylemini değiştirmesine de neden oldu. Düşünsenize yüzde 30 AB’yi kabul etmeyen var. Üstüne üstlük diğerlerinin de çoğu neyi kabul ettiğini bilmiyor. Genç Parti başta olmak üzere, partilerin tavırlarının netleşmesi buna dayanıyor.
AB Komisyonu da bunu öngörmüş olacak ki, üyelik sürecinde Avrupa Komisyonu, iletişim stratejileri konusunda ihale açma ihtiyacı hissetti. Geçen yıl haziran ayında açılan ihaleye 12 konsorsiyum müracaat etti. Bunların çoğu Avrupalı iletişim stratejisi şirketleriydi. İhaleyi, Türkiye’den Tribeca ile Belçikalı Gabin Anderson-Omnicom konsorsiyumu kazandı.
AB’nin istediği şu: Öncelikle AB ilişkilerinde 10 -15 yıllık uzmanlığı olan iletişim stratejistlerinden 8 kişilik bir ekip oluşturulacak. Türkiye’de bu kadar deneyime sahip uzman bulmak zor; ama yine de toplum bilimcilerden ve akademisyenlerden bir kurul oluşturulmuş durumda. Mesela, TÜSİAD Genel Sekreter Yardımcısı Ümit Özmen bu kurula seçildi. Muhtemelen İKV’den de birileri olacak. Zaten Tribeca’nın ortaklarından olan Soli Özel’i de bu bağlamda uzman sayabiliriz; ama Özel, şirket ortağı olduğu için bu kurula giremiyor.
Tribeca’nın yapacağı şu: AB’nin üyelik sürecine yönelik etkinlikler yapan sivil toplum kuruluşları arasında bilgilendirme, aktiviteler ve yayınlarla sinerjiyi artıracak ve koordinasyonda bulunacak. Bu bağlamda, yeni projeler geliştirilecek.
Bütün bu çalışmaların bütçesi 5,8 milyon Euro. Bunu şu şekilde de yorumlayabilirsiniz: Ya AB Türkiye’nin üyelik sürecine olumlu bakıyor ve bu yolda yatırımlar yapıyor, -ki, Romanya’da da benzeri bir çalışma yürütülmüş- ya da her halükârda Türk kamuoyunu daha yakından takip edip, yönlendirmek lazım.
Ben ilkine daha sıcak bakıyorum. Bunca olumsuz haber arasında, olumlu düşünmek istiyorum.
20.03.2003
|