|
Çiçek ve Aksu’dan tezkere değerlendirmesi
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Cemil Çiçek ile dün sabah Çorum’a hareket etmezden önce İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu ile birlikte görüştüm.
Bugün Meclis’e gelecek yetki tezkeresi konusunda gecenin geç saatlerinde iki defa açıklama yapan Sayın Çiçek’e tezkerenin perde arkasını sordum. Şunları söyledi:
“Doğru olan ilk tezkerenin çıkmasıydı. Amerika ile münasebetlerde tabii ki bir ay önceye göre bir fark var. Ancak ben vardığımız siyasî mutabakatı önemsiyorum. Yani bizim üzerinde ısrarla durduğumuz hususlarda sağlanan uzlaşmayı, Türkiye’nin millî menfaatleri ve bölgedeki varlığımız, gücümüz adına son derece önemli buluyorum.
Sayın Çiçek, Türkiye açısından; Irak’ın toprak bütünlüğünün, Irak’ın zenginliklerinin bütün Irak halkı tarafından paylaşılmasının, Irak halkının bütününün yönetime katılmasının ve Türkmenlerin aslî unsur sayılmasının, ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’ta bulunmasının ABD’ye kabul ettirilmesinin hayatî olduğunu bir daha belirtti.
Kendisine, bugün Meclis’e gelecek tezkerede, “yabancı askerlerin Türkiye’de bulundurulması” konusunun yer almadığını hatırlattım ve “Bu konu gündemden kalktı mı?” diye sordum. Cevabı, “Hayır kalkmadı, önümüzdeki günlerdeki gelişmelere göre konuyu yeniden ele alabiliriz.” oldu.
İçişleri Bakanı Sayın Aksu’ya da, kuzeyden bir cephe açılması konusunda Türkiye’nin kararsız davrandığı ve tezkerenin Meclis’e yeniden getirilmesinde ayak sürüdüğü eleştirilerini hükümet olarak nasıl değerlendirdiklerini sordum.
Sayın Aksu bu eleştirilere katılmadığını, hükümetin kararlı davranarak Meclis’e bir tezkere getirdiğini, ne var ki Meclis iradesinin bunu kabul etmediğini söyledi. İkinci tezkerenin gecikmesi eleştirilerinin de doğru olmadığını, zira Türkiye üzerinden bir hava koridoru açılması yönündeki ABD talebinin yeni geldiğini belirtti.
Muhtemel savaşa saatler kaldığını ifade ederek İçişleri Bakanı Sayın Aksu’ya “Güneydoğu vilayetlerimizde yeni bir olağanüstü hal ilanı söz konusu mu?” diye sordum. Sayın Aksu, “Olağanüstü hale tekrar gerek yok.” dedikten sonra, Kuzey Irak’tan bir göç beklediklerini ve vaki göç durumunda yapılması gereken bütün hazırlıkların tamamlandığını söyledi.
Siz değerli okurlarımız bu satırları okurken belki de savaş başlamış olacak. Belki yarın belki de öbür gün dünyada yeni bir tarihî dönemin başladığını ilan edecek Irak savaşı, daha şimdiden blokları, ülkeleri, aynı ülke insanlarını, yıllarca aynı fikirleri paylaşmış dostları bölmüş bulunuyor. Bu savaş, bir merkezkaç kuvvet oluşturdu. Fikirler, değerler, anlaşmalar, ilkeler savruluyor. Dünyada taşlar yerinden oynuyor.
ABD geleceğini kurtarıyor mu, yoksa Bush yönetimi hem içeride, hem de dışarıda Amerika’yı yeni sıkıntılara mı sürüklüyor? Avrupa Birliği’nin geleceği bu savaştan nasıl etkilenecek? Ortadoğu’da yeni bir yapılanma, başta İsrail–Filistin meselesi olmak üzere bölgeye barış ve istikrar getirebilecek mi? Ve Türkiye’de siyasi bünyeyi neler bekliyor?
Dünya ve Türkiye şimdi bıçak sırtındadır. Hükümeti eleştirmek, birbirimize düşmek yerine mantıklı, sağduyulu ve soğukkanlı olmak zorundayız.
Bu savaşı biz istemedik. Sayın Çiçek’in de ısrarla vurguladığı gibi barış için tek samimi çaba da Türkiye’den geldi.
Madem önleyemedik. O halde zararlarından kurtulmak, geleceğimiz ve menfaatlerimiz adına en doğrusunu yapmak zorundayız.
20.03.2003
|