|
Yine olmadı...
Biz İngiltere maçlarını böyle oynamazdık eskiden. Yetkililerin demeçleri, maçı anlatan spikerlerin feveranları ilk 20 dakikayı gol yemeden atlatırsak belki bir beraberlik alır, olmadı hiç değilse heyecanımızı atar, “farklı yenilmeyiz” derdik.
Şimdi söylemler de, uygulamalar da değişti. “Yeneceğiz” diyebiliyoruz, hem de ağız dolusu. Olmadı hiç değilse beraberlik alırız, onu da üzülerek söylüyoruz. Korkmadan oynayabiliyor, sürgüne de gönderseler seyircimizle damgamızı vuruyoruz. Üç beş cılız sesin çıktığı günleri çok geride bıraktık artık.
Biz üçte üç yapmış 9 puanla İngiltere'nin üstündeyiz. Hem de 2 puan farkla. Yani yenmek zorunda olanlar onlar. Peki ne yaptılar? Takımlarına güvenmedikleri için milli marşımızı yuhalayarak moral bozmaya çalıştılar. Duran toplardan medet umup, zone bölgelerde hep yerlerde süründüler. Bir Beckham, ele avuca sığmayan Owen ve seyircinin gazıyla giden İngiltere. En ciddi atakları, yani Rüştü'nün dizinin yere değdiği an dakikalar 44'ü gösteriyordu. Owen'in pozisyonuyla ilk yarıyı kapattılar. İkinci yarıda ise işin ciddiyetini anlayıp bizim de zaaflarımızdan yararlanıp yine istediklerini aldılar. Korner ya da serbest vuruşlarda Beckham topun başında. Defanstan çam yarmaları Ferdinand ve Campbell çıkıyor, Bülent ya da Alpay'dan sekerse vuracaklar. Onlar atamıyor; ama Gary Neville ümitlerimizi yıkıyor. Ergün'ün bir anlık gafletinden kazandıkları penaltı ve yediğimiz ikinci golü saymıyorum. 64'de bir Gary Neville şutu gördük. Yüreğimiz ağzımıza geldi. 1 dakika sonra bu defa Beckham bir frikik kullandı. O vuruşun, Rüştü ise kurtarışın ustasıydı adeta. Bu dakikadan sonra zaten ipler koptu. Bizde telaş başladı, İngiltere'de de kazanamama paniği. Rüştü devleşti; ama Gary Neville ve Beckham'ın golleri tüm ümitlerimizi alıp götürdü.
Dokuzuncu maç da geride kaldı. Yenildik, ama ezilmedik edebiyatını yapacak durumda değiliz. Biraz gayretli olsak, 1 puanı alıp dönecektik bugün İngiltere'den; ama olmadı. Sadece liderliği kaybettik ve 3 puanı kaybettik. Her şey bitmiş değil. Bu takım 2004 finallerine gidecek. Hem de lider olarak.
Şenol Güneş, kazanma arzusunu futbolcularına aşılamış. Ama sahadaki onbirde düşünce beraberlik üzerineydi. İlhan'ın ileride tek kalışı, 1–0'dan sonra Hakan Şükür'ün oyuna dahil edilişi gol arayışlarımıza ilaç olmadı.
Maçın İsviçreli hakemi hakem gibi hakem. İngiliz kurnazlığına, Beckham'ın küstahlığına, Owen'ın artistliğine prim tanımadı. Kendini yere atanlara, "hadi canım sen de" deyip geçti.
03.04.2003
|