İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
03.04.2003
Perşembe
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


HÜSEYİN GÜLERCE h.gulerce@zaman.com.tr
 

ABD’nin ayakları yere basarken...

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın ani ziyaretiyle Türk–Amerikan ilişkilerinde yaşanan sıkıntıların giderilmesi için olumlu adımlar atılmış bulunuyor. Uzman yorumcular, “tamirat süreci” başladı diyorlar. Demek ki ilişkilerde tamir edilmesi gereken arızalar bulunuyor.


Şimdi halkımızın kafasında bir yığın soru var:

Türk–Amerikan ilişkileri neden böyle bir sürece girdi? Türkiye ile ABD gerçekten “stratejik ortak” mı? Tek taraflı stratejik ortaklık olur mu? Bu tamirat sürecinin başlamasında İsrail’in, Türk–Amerikan ilişkilerinin bozulmasında duyduğu rahatsızlığın rolü var mı?

Türk halkı ister istemez “Irak’ta bölüşülecek ganimet büyük olunca, Türkiye’nin dışlanması kaçınılmaz oluyor.” diye düşünüyor. Kabul etmeliyiz ki ABD’nin bölgemizdeki menfaatleri, bizim menfaatlerimizle çatıştığı her durumda Türkiye ikinci plana itiliveriyor. Acaba Amerika, Irak’a yönelik savaş başladığında Türkiye’nin gücendirilmeden ve güçlenmeden oyalanması gerektiğini mi hesaplıyor? Bu Batı’nın, yani Avrupa ve ABD’nin Türkiye ile ilgili değişmez politikası mıdır? Değilse, Avrupa Birliği’nin; “Kuzey Irak’a girerseniz AB’ye giremezsiniz” ültimatomunu başka türlü izah etmem mümkün müdür?

Powell ve Gül’ün ortak basın toplantısındaki açıklamalarından anlaşıldı ki, ABD kuzeyden bir cephe açma konusunda Türkiye’den yeni taleplerle bulunmayacak. Yani ülkemizde yabancı asker bulundurma konusunda Meclis’e bir yeni tezkere gelmesi söz konusu değil. Zaten televizyonlardaki sivil katliamının görüntülerinden sonra böyle bir tezkerenin Meclis’ten geçmesi imkansız hale gelmişti.

İlişkilerin tamiratı için bulunan yol şimdi şu oldu: Türkiye K.Irak’a girmeyecek. Göç, PKK terörü, Talabani ve Barzani birliklerinin Musul ve Kerkük’e girmemesi konularında ABD tarafı sağlam güvenceler verecek. Yakıt tedariki, gıda ve insani yardım konularında da Türkiye ABD’nin isteklerini yerine getirecek.

Gül’ün ifadesiyle Powell’ın ziyareti, ilişkilerin düzeltilmesi açısından tam zamanında yapılmış bir ziyaret.

İlişkiler yeniden eski düzeyine çıkabilir mi? Bu çok kolay değil. Çünkü her iki tarafın da karşılıklı hataları oldu. ABD’nin kamp yapmaya gelmediğini biliyorduk. Madem 2. tezkereyi çıkarmayacaktık, Meclis 1. tezkereye neden evet dedi?

İkinci yanlışlığımız (yani hükümetin yanlışlığı), kamuoyunu yeterince bilgilendiremedik. Bu da sanki ABD ile para pazarlığı yapılıyor, zikzak çiziliyor gibi bir görüntü verdi. Tam bu sırada ABD basınının yönlendirmeleri de devreye girince mesele özünden saptı, saptırıldı.

ABD’nin de iki önemli yanlışı oldu. Birincisi, belki kendilerine çok güvenden, belki de bizi çok küçümsediklerinden “her şeyi isteyip bir şey vermeme” uyanıklığında ısrarcı oldular.

İkinci yanlışları da; iki aşireti, 50 yıllık Türk dostluğuna tercih ettiler. Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Cemil Çiçek bunu çok net ifade etti. Bu öylesine büyük bir yanlış ki, bırakınız stratejik ortaklığı, böylesine bir güven sarsıcı tercih, her türlü ittifak anlayışını temelinden dinamitlemeye yeter...

Türk–Amerikan ilişkilerinin tamir edilmesi, evet her iki ülke için de doğru olanı yapmaktır. Ancak siyasette olanları, olmamış gibi farz ederek çözüm bulmak da kolay değil.

ABD, Türkiye’nin güvenini yeniden kazanmak için her şeyden önce fütursuzca davranışlardan ve tepeden bakma üslubundan vazgeçmelidir. Washington kendi hesap hatalarının faturasını Ankara’ya ödetmeye ise hiç kalkmamalıdır.

Savaş uzadıkça ABD’nin ayaklarının yere basacağını ve Türkiye’nin dostluğunun ve bölgedeki öneminin daha iyi anlaşılacağını göreceğiz.


03.04.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (27.03.2003) - Milletçe duruşumuzu sorgulamalıyız

> (20.03.2003) - Çiçek ve Aksu’dan tezkere değerlendirmesi

> (13.03.2003) - Gül ve Erdoğan

> (06.03.2003) - TSK ve yetki tezkeresi

> (27.02.2003) - AK Parti’nin ateşle imtihanı

> (20.02.2003) - Savaş çıkarsa siyaset nasıl etkilenir?

> (13.02.2003) - Bayram duyguları

> (06.02.2003) - Savaş kapıda iken Meclis’in sorumluluğu

> (30.01.2003) - Savaş, küresel barış ve Fethullah Gülen

> (23.01.2003) - Kıbrıs için plan mı var, dayatma mı?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR  



Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.