|
[LOBBY] Dört devrim ve bir dev
Hindistan’la ne kadar yakınız ve ne kadar uzak... Günümüz Hindistan’ında Mogul denilen, Türk İslam kültürünün etkileri sadece mimariyle ve dünyanın en büyük Müslüman nüfuslarından sahip olmakla kalmıyor, dil başta olmak üzere hayatın bütün ünitelerinde kendini hâlâ hissettiriyor.
Hindistan’la ilgili her konuştuğum kişi, her okuduğum bir kitap daha da yaklaştırıyor bu yarım adaya. Milyar nüfusa sahip sadece Çin değil artık.
Geçenlerde Hindistan’ın İstanbul Başkonsolosu Reena Pandey’i dinledim. PASİAD’ın bu ayki konuğu oldu. Pandey’in PASİAD’a ilgisi sadece bu konuşmayla ilgili değil. İstanbul’a ilk gelişinde yaptığı ilk ziyaret yeri de PASİAD olmuş. Pandey, önceki görev alanı ticari ataşelik olduğu için, ekonomiye hakim olması, iş dünyasına yönelik ilginç ipuçları da verdi.
Pandey, Hindistan’ın gelişim noktasının 1991’den sonra ivme kazandığını belirtiyor. 1991’de dış borçlarını ödeyemez hale gelen Hindistan’ın bütün dünyanın dikkatlerini üzerine toplayan bir noktaya gelmesinde dört devrimin etkili olduğunu belirtiyor. Öyle ki, döviz rezervleri bir aylık ithalatını karşılayabilecek seviyeye inmişti. Şimdi 75 milyar dolar döviz rezervine ulaşmış durumda.
1. Yeşil Devrim: Tarım reformuyla, muson yağmurlarına bağlı bir yapıyı, stok ve ihracata yöneltecek bir seviyeye geldiğini vurguluyor.
2. Beyaz Devrim: Beslenme hâlâ ciddiyetini koruyor Hindistan’da. 464 dolarlık kişi başı milli geliriyle, dünyanın en fazla fakirini barındıran ülke konumunda hâlâ. Bu yüzden özellikle süt ürünlerinde yapılan devrim ile, beslenme sorunlarına yönelik radikal düzenlemeler yapılmış. Pandey, gelişimi “Süt akan bir ülke haline geldik.” sözüyle anlatıyor.
3. Mavi Devrim: Uydu teknolojisinde yapılan yatırımlarla, bu sektörde var olmak istiyorlar.
4. Gri Devrim: Bilgi ve bilgisayar teknolojilerindeki yatırımları meyve vermiş durumda. Dünyanın en büyük yazılım insan kaynağı Hindistan’da. BOTAŞ’a 6, Telsim’e 30 tane yazılım mühendisi geldi Hindistan’dan. Telsim’deki mühendisler şu anda 3’e inmiş durumda olsa da, GSM teknolojisine atılan önemli başarılarda Hintli mühendisler rol oynadı.
Şu anda 2020 yılında tamamlanması hedeflenen 5 alan belirlemiş Hindistan hükümeti. Türkiye’nin de var olabileceği bu alanları kısaca belirteyim.
a. Tarım ve işlenmiş gıda alanına yatırım. Gıdada 360 milyon tona ulaşmayı hedefliyorlar. Kırsal kesimdeki insanların gıda güvenliğini temin etmeyi amaçlayan bu projede dış yatırımcılara da önemli ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
Hindistan’da hipermarket uygulamasına pek rastlanmıyor. Perakendecilik alanında yapılacak yatırımlar açısından önemli imkanlar olduğunu belirtiyor Başkonsolos Pandey. Rahmi Koç’un son gezisinde konuyla ilgilendiğini ve Ramstore olarak market zinciri oluşturma çalışmalarının devam ettiğini de açıkladı.
Gıda alanında ikinci cazip alan ise, gazlı içeceklerde. Reena Pandey, Bu konuda da boşluk olduğunu belirtiyor.
Bunun dışında zeytinyağı konusunda, iki şirketin Türkiye’den ihracat yaptığını belirten Başkonsolos, bu alanın cazip olduğunu vurguluyor.
b. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin özel sektöre bırakılması, istihdamı artıracak şekilde olacak.
c. Altyapı konusunda büyük ihtiyaçları var. Yol, liman, köprü ve enerji santralları yapılması gündemde. Halen iki Türk müteahhitlik şirketi ülkede çalışmalar yürütüyor.
d. 2008 yılı için 80 milyar dolar yazılım hacmi hedefi var. Bununla iki şey hedefleniyor: Ülkenin kırsal kesimlerine kadar eğitim sistemi ulaştırılacak. İkincisi ise, istihdam sağlayacak şekilde ihracat hamlesi oluşturulacak. Halen Hindistan, en fazla yazılım ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında yer alıyor.
e. Nükleer, uzay ve savunma sanayiindeki yatırımlarla, halkın özgüveni ve güvenliğinin sağlanması amaçlanıyor.
İki ülke arasındaki ulaşım imkanının da, önümüzdeki günlerde THY’nin Delhi ve Bombay’a yapacağı haftalık uçuşlarla gelişmesi bekleniyor.
Mark Twain’in dediği gibi; “Efsanelerin büyük anası” Hindistan, lotus kadar narin, Taç Mahal kadar bize yakın bir ülke...
10.04.2003
|