| |
2000’den esintiler
G.Saray futbol oynamıyor. Fatih Terim de, G.Saray da bilinen özelliklerinden çok uzaktalar. Terim, transferlerde hata yaptı. Felipe, Christian, Almaguer alındı, geri gönderildi. Pinto kenarda oturmaktan küflendi.
Devre arasında neredeyse yarım takım gönderildi, yarım takım transfer edildi. Ligde son çeyreğe girildi; ama G.Saray bir türlü futbol oynayamıyor. Şampiyonlar Ligi'nde yine sükut–u hayale uğradı herkes.
Bunlar bugüne kadar hep yazılıp çizildi, ekranlarda söylendi. Çoğu da doğru; ama Fatih Terim, yine Terim'liğini yaptı. Israrla olayların üzerine gitti. Kendi bildiğini okudu, ulema sınıfına kulak tıkayıp sistemini de, takımını da oturttu. Zaman zaman, ‘Birilerini kazanmak için kendi sistemime ihanet ettim’ dese de Terim, farklı şeylerin peşindeydi. Peşinde olduğu o farklı şeyleri de ligin son çeyreğinde gerçekleştirdi. Her hocanın, hatta her yönetimin cesaret edemeyeceği ara transferdeki bu kadar çok değişiklik G.Saray'ı daha da kötü eder derken, Xavier, Volkan, Revivo, Lukunku gibi isimler adeta aslanın kükreyişine 2000'li yıllara dönüşüne sebep oldu.
Altay, ligin orta sıralarında. Hüseyin Kalpar'la yeniden kişiliğini kazanmış büyük Altay olma yolunda ilerliyor. Dün G.Saray karşısında oyunu hiç çirkinleştirmedi. Effa ve Sinan gibi iki klas gol ayağı ile pozisyonlar üretip goller aradı, bulamasa da. Orta sahasında İnanç, Fatih ve 70 küsürüncü dakikada oyundan çıkana kadar Aytekin, klas ayaklar olduklarını ortaya koydukları mücadele ile gösterdiler. Defansta Özgür, Çağdaş ikilisi G.Saray'ın gol ayakları Lukunku ve Ümit Karan'ı rahat bırakmadılar.
G.Saray, futbol olarak dünkü maçta 2000'li yıllardan esintiler, enstantaneler sundu. Gerçi o takımdan birçoğu yoktu kadroda; ama orta sahada Okan'ı, Emre'yi aratmayacak Volkan, Cihan vardı. Kanatta bir Baliç vardı. Forvette Ümit Karan. Lukunku transfer edildiğinde ‘Hakan Şükür olur mu?’ soruları soruldu hep. Hakan Şükür olması zor; ama Lukunku da dün hem gol orucunu bozdu; hem iyi oynayanlar arasındaydı, hem de niçin transfer edildiğini bir kez daha gösterdi. Kanatlardan yapılan ortalara yükselip Volkan'a, Revivo'ya, Ümit Karan'a gollük pozisyonlar hazırlamaktı görevi. Onu da yaptı.
G.Saray'da her şey güzel giderken aksayan iki isim vardı. Sağ kanadı kullanan Ümit Davala ve sol bekteki Hakan Ünsal. Ümit Davala için söyleyecek bir şey bulamıyorum. Son mohikan olarak Japonya'yı yıkan adam olduğundan bu yana dişe dokunur bir iş yapmadı hiç. Buna rağmen Fatih Terim ısrar etti. Şenol Güneş ondan hiç vazgeçmedi; ama o kendine hiç gelemedi.
Hakan Ünsal için futbol literatüründe olmayan bir düşünce hakim bende. Size yanlış gelebilir; ama ben öyle inanıyorum. Dünkü 90 dakikada gerek Sinan, gerek Effa, gerekse Altay'ın sağ kanadında oynayan İnanç’a karşı çok acımasız enstantaneler izletti bize. Futbol erkek oyunu tamam agresif oynanması gerekir. Ona da tamam; ama Hakan biraz acımasız oynuyor. Rakiplerini rencide ediyor. O yüzden de ne attığı paslar yerini buluyor, ne de ortaya olumlu bir şeyler koyabiliyor.
Başta da söyledim. Bu size ters gelebilir; ama ben öyle inanıyorum.
12.04.2003
|