|
Anti–Amerikanizm yayılır mı?
21 gün süren çatışmaların ardından Amerika, Irak’taki hakimiyetini ilan etti. Şimdi kimilerine göre Saddam bomboş bir hayal, kimilerine göre işbirlikçi bir hain. Hadisenin Saddam tarafı çok net. Irak’ın devrik lideri, Hitler, Stalin, Mussolini’nin yanında yerini çoktan aldı...
Ya Amerika cephesi? Amerika Irak’ta ne kadar kalacak, demokrasi getirebilecek mi, Suriye’ye girecek mi, sırada İran var mı, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki dengeleri nasıl koruyacak?.. Bunun gibi yüzlerce soru var gündemde.
Hatırlayınız lütfen; Irak savaşı öncesi Amerika, dünyanın hemen her ülkesinden yoğun eleştiriler aldı. Başta Fransa, Rusya ve Almanya olmak üzere herkes, bu savaşın meşruiyetini tartıştı. Birleşmiş Milletler’in desteğini de alamadı Amerika. Yoğun muhalefete rağmen Amerika bildiğini okudu ve Irak’a askerî operasyon yaptı. Savaş başladığında da dünya kamuoyu desteği ABD’nin arkasında değildi. O kadar ki Amerika sokakları bile protestocularla doldu taştı. Fakat Amerika hiçbir baskıya boyun eğmedi. Ve nihayet Irak’ta ABD dönemi başladı.
Dünyanın büyük bir çoğunluğu için zafer sevinçlerinin ilk görüntüleri, iyimserlik taşıyordu. Ne var ki kısa bir zaman sonra ortaya çıkan manzara tüyler ürperticiydi. Sadece esnafın, devletin malı yağmalanmıyor; aynı zamanda tarih ve kültür de yok ediliyordu. Dünyanın gözü önünde yaşanan bu korkunç olayların faturası ABD’ye kesiliyor; çünkü bu vahşete Amerikan askerinden başka müdahale edecek güç yoktu ortada. Amerikan ordusunun yağmacılara sessiz kalması anlaşılabilir bir şey değildi.
Başta Bağdat olmak üzere Saddam yönetiminden devralınan şehirlerde elektrik yok, sular akmıyor, hava ısındıkça şikayetler artıyor. Daha şimdiden halk ‘Saddam’a da hayır Amerika’ya da!’ noktasına gelmiş gibi gözüküyor. Savaş öncesi oluşan anti–Amerikanizm her yanlış adımla daha da güçleniyor.
Şimdi dünya tartışıyor: ABD Suriye’ye girecek mi? Sırada İran var mı?
Ortadoğu’da meydana gelecek her değişiklik dünya dengelerini sarsıyor. Dolayısıyla Ortadoğu halkıyla kültür birliği taşımayan ülkeler bile bu coğrafyada meydana gelen olaylara karşı çok duyarlı hale gelmiş durumda.
Umuyorum, Amerika dünya çapında hissedilen tedirginliğin farkındadır. Batı ülkeleri dahil herkes, Yeni Dünya Düzeni hakkında derin endişeler taşıyor. Bu bunalım karşısında Amerika’nın ‘Ne yapalım, biz güçlüyüz ve her istediğimizi yaparız’ deme lüksü yok. Bir kere Amerika’nın özgürlük ve demokrasi geleneğine uygun bir yaklaşım değil bu.
Amerika’nın terörizmle mücadelesi elbette dünya kamuoyu tarafından da destek buluyor. O yüzden 11 Eylül eyleminin ardından Afganistan’a yapılan operasyonlar destek buldu. Fakat şu an durum farklı bir çizgiye kayıyor. Amerika’nın müttefiklerinin sözlerine kulak tıkar görüntüsü onun dünyaya kafa tutması şeklinde algılanıyor. Bugün bu duruma sessiz kalmayı yeğleyen güçler bile akıbetlerinden –en azından bu yayılma politikasının kendilerine vereceği stratejik zarardan– korkuyor.
Amerika farkında mı bilemiyorum; yakın zamana kadar İslam ülkeleri için –gizliden gizliye de olsa– Amerika iyi bir modeldi. Bunun en temel nedeni Amerika’nın çoğulcu demokratik yaşam biçimiydi. Bu yapı sadece 5 ila 8 milyon olduğu söylenen Müslüman Amerikalılar için değil diğer Müslümanlar için de diğer din mensuplarıyla birlikte yaşama mesajı taşıyordu.
Ayrıca, Amerika’nın çok renkli çok sesli demokratik sistemi ile diğer ‘süper güç’ alternatifleri arasında büyük fark görüyordu İslam dünyası. Rusya ve Çin başta olmak üzere dünya dengeleriyle oynayabilecek lider ülkeler arasında hem özgürlükler açısından hem de ekonomik faydalar bakımından en sıcak ilişki kurulabilecek ülke Amerika olarak görülüyordu. Avrupa ülkelerinden beklediği kadar ilgi ve sevgi göremeyen Müslümanlar, o yüzden çocuklarının Amerika’da eğitim alması için çırpınıyor, o yüzden Amerikan hastanelerinin kapılarını aşındırıyorlardı...
Şimdi demokratikleşmeye inanmış Müslümanlar için model ve müttefik sıkıntısı da doğmuştur; üstelik dünyada rüzgar eskisi kadar ABD’nin arkasından da esmiyor. Amerika, uluslararası desteğini, sempatiyi kaybediyor gibi; bu da tehlike çanlarının kulakları zorlaması demek...
Sözün özü şu: ABD yayıldıkça anti–Amerikanizm de yayılabilir. Bu ise ne Amerika’nın işine yarar ne dünyanın...
17.04.2003
|