|
Yapılanlar ve yapılamayanlar...
Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinden etkilenen ve ödeme güçlüğüne düşen kesimler, gecikmiş vergi ve kredi kartı borçlarını hükümetin sağladığı kolaylık neticesinde ödüyor.
Vergi Barışı ile 1 milyon 375 bin kişi 4,5 katrilyon TL tutarındaki borcunu ödemek üzere müracaat etti. İlk taksitlerini de ödedi. Şimdiye kadar sağlanan gelir 2.2 katrilyon TL’ye ulaştı. Kalan taksitleri ödeme hususunda da bir sorun olmadığı duyumları alınıyor. Netice itibarıyla, Vergi Barışı sayesinde ceza ve faizleri ile birlikte 10 katrilyon TL’yi bulan ödenmemiş vergi alacakları ve 180 bin takipteki ihtilaflı dosyanın sorunu çözülmüş olacak.
Tüketici Yasası’nda yapılan değişiklikle kredi kartı borçlarına getirilen yeni düzenleme de semeresini veriyor. Sayıları yaklaşık 250 bine ulaşan kredi kartı borçluları bankalara borçlarını ödemeye başladı bile...
Hükümet şimdi gecikmiş elektrik fatura borçlarının tahsilini kolaylaştırmak üzere harekete geçti. Sayıları 7 milyonu bulan abonenin bundan yararlanması ve bu yolla ana parası 1 katrilyon 283 trilyon TL olan alacağın tahsili hedefleniyor. Ceza ve faizleri ile birlikte bu rakam 2 katrilyon TL’yi buluyor. Borçluların borçlarını ödemede zorluk çıkarmayacağı yerinde bir uygulama daha...
Önceki hükümet döneminde başlatılan SSK ve Bağ–Kur prim alacaklarının tahsilatına yönelik yeniden taksitlendirme uygulama süresinin işbaşındaki hükümet tarafından uzatılması da olumlu bir yaklaşım. Bu iki sosyal güvenlik kuruluşuna prim borcu olanların meseleye sahip çıktıkları biliniyor.
Buraya kadar her şey iyi hoş. Ancak, kapsam alanına tamamen kümesteki tavukların girdiği de bir başka gerçek. Yani, kayıt dışı ekonomi, vergi kaçıranlar, kayıt dışı işçi çalıştıran veya çalışanlar, kara para ve yolsuzlukların üzerine gidilmemesi, bankalarının içini boşaltarak batıranlar, bankaların batık kredi alacakları, yüzde 22’ler seviyesinde olan elektrik enerjisi kullanımındaki kayıp kaçak oranının önlenmesi bu işin dışında kalıyor.
Devlet Planlama Teşkilatı’na göre, vergilendirilemeyen üretim ve gelir ile sosyal güvenlik kurumlarına kayıtlı olmadan ve prim ödemeden çalışanlar dolayısıyla ekonominin uğradığı kayıp yüzde 66,2’yi buluyor. Yani, ekonominin içinde olmasına rağmen kapsam altına alınamayan ekonomik faaliyetlerin parasal büyüklüğü 202 katrilyon TL’ye ulaşıyor.
Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından yapılan son 7 yıllık vergi incelemelerinin kazanılan gelirin yüzde 63,1’inin kaçırıldığı gerçeğini ortaya çıkarması bu rakamların doğruluğunu teyit ediyor.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın ‘Kayıt dışı verginin yüzde 5’i tahsil edilse bu 4 katrilyon TL olur.’ sözleri, kayıt dışı ekonominin varlığını ve dolayısıyla Türkiye’nin yıllık 80 katrilyon TL daha az vergi tahsil ettiği gerçeğini ortaya koyuyor.
165 katrilyon TL olduğu tahmin edilen son dönemlerde yapılan yolsuzlukların üzerine gidilmemesi, geçmiş dönemlerde devleti soyan ve soyduranların takip edilmemesi bir başka husus. Yolsuzlukların önlenmesi, yapanların yanında yaptığının kâr bırakılmaması, kaynak israfını önleme ve ekonominin kendi ayakları üzerinde durması bakımlarından daha da önemli oluyor.
TİSK tarafından yayınlanan bir rapor, Türkiye’de açık ve gizli işsizler dahil kayıt dışı çalışanların sayısının 9 milyon kişiye ulaştığını gözler önüne seriyor. DİE verileri ise istihdam edilenlerin yüzde 25,8’inin SSK, yüzde 12,2’sinin Bağ–Kur, yüzde 9,1’inin Emekli Sandığı’na kayıtlı olduğu ve yüzde 52,8’inin hiçbir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmadığı noktasında. Demek ki, 9 milyon doğru. Asgari ücretten vergi ve prim tahsilatı yapılsa her ay 7,2 katrilyon TL ilave gelir sağlanması mümkün...
Bir de içleri boşaltılarak batırılan sayıları 20’yi bulan bankaların durumu var. TMSF bünyesine alınan bu bankaların ekonomiye getirdiği maliyet zararlar da dahil edildiğinde 53,9 katrilyon TL. Bu rakama banka sahiplerinin ve büyük ortakların ceplerine aktardıkları 13 katrilyon TL dahil. Devletin uğradığı zarar çok büyük. Bu zararın giderilmesi noktasında şu ana kadar yapılan hiçbir şey yok. En azından büyük ortakların ceplerine indirdiklerini geri alma yönünde kimse bir gayret göstermiyor...
Yüzde 7’si teknik, yüzde 15’i kaçak kullanım olmak üzere dağıtım sonrası yüzde 22’ye ulaşan elektrik kayıp ve kaçağının yaklaşık maliyetinin 2,5 katrilyon TL tutması bir başka husus.
Yaşanan ekonomik sıkıntıların aşılmasının bu kara deliklerin üzerine gidilmesine bağlı olduğunun bilinmesine rağmen, hükümetin toplamda 300 katrilyon TL’yi bulan, her yıl için sağlıklı 82,5 katrilyon TL ilave gelir elde edebileceği bu hususların üzerine gittiği söylenemez...
17.04.2003
|