İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
21.04.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


EKREM DUMANLI e.dumanli@zaman.com.tr
 

Önyargı aşılmadan dünya standartları aşılmaz

Batılı meslektaşlarımız ‘editoryal bağımsızlık’tan ne zaman söz etse, reklam yoluyla şirketlerin basın üzerine kurduğu baskıyı dile getirirler. Haksız da sayılmazlar aslında; çünkü kazanç kapısını gazete satışlarına ve reklam gelirlerine bağlayan ‘liberal medya modeli’nin örneklendiği ülkelerde en ağır baskı aracı reklamlardır. Siyasi tazyiklerden daha etkilidir reklamcıların tercihleri.


Türkiye’de durum başkadır. Medyanın üzerinde daha değişik baskı unsurları vardır. Dokunulamaz, konuşulamaz, sorgulanamaz o kadar çok şey vardır ki, her bir badireyi aşmak için kişilerin ya da kurumların tek başına vereceği mücadele yetmez. Sistem baştan böyle kurulmuştur.

Hatta kimi zaman bizde çarklar tersine de işler. Nasıl mı? ‘Kapitalizmin vahşi kuralları’ reklamı gazeteler üzerine baskı unsuru yapamaz; tam aksine medya, reklam verecek şirketler üzerine tehdit unsuru olarak algılanır. Hatta iş piyasasında ‘Başına iş açmak istemeyen X gazetesine ya da Y televizyonuna reklam vermeli’ gibi medyayı zan altında bırakacak ön kabuller de vardır.

Hatırlar mısınız bilmem; reklam ile basın arasındaki yanlış ilişkinin en kötü örneği Sütaş olayında ortaya çıkmıştı. Bir gazetenin firmaya baskı yaptığı, reklam verilmediği takdirde ‘ürünlerin içinden dışkı çıkıyor’ diye haber tehdidinde bulunduğu iddia edilmişti. Ekim 99’da Saatchi and Saatchi adlı şirketin Genel Müdürü Yiğit Şardan’ın Star Gazetesi hakkında ifşaatta bulunmasıyla ortaya çıkan skandal çoktan unutuldu. Fakat bu ve benzer olaylar, basını –en azından basının bir kısmını– hâlâ zan altında tutuyor.

Gazetecilik mesleğine gönül verenleri derinden yaralayan suçlamalarda Türkiye’nin liberal ekonomiye geçemeyişinin payı olduğu gibi, basının demokrasiler içindeki yerini– her ne kadar 4. kuvvet diye tanımlansa da– henüz kazanmamış olmasının da payı vardır. Zaten siyaset ile sağlıklı bir iletişimi yok medyanın. Zorlu dönemlerde askeri güçlerle ve de sivil bürokrasiyle yaşadığı çetin sınavlardan alnının akıyla çıktığını da söyleyemiyoruz. İlginç bir ülke Türkiye. Dünya çapında problemler dile getirilir, hiçbirisi bizimkine benzemez...

Aslında ‘editoryal bağımsızlık’ı tehdit eden konuları sıraladığımda yukarda arz etmeye çalıştığım pek çok sebep sökün edip geliyor. Fakat bizdeki hiçbir neden, önyargılar kadar etkili, peşin hükümler kadar keskin ve incitici değildir.

‘Düzeni değiştirme’ düşüncesinden gelir bizde basın geleneği. Jön Türklerin, İttihat ve Terakkicilerin açtığı çığır –şayet buna çığır denebilecekse– hep cuntacı olmayı işaretler. Sistemi değiştirmek için kollarını sıvayan idealist nesillerin ilk yapacağı iş hep gazete çıkarmak olmuştur. Kah devletle, kah sermayeyle çatışan ateşli gazeteciler, üzerine aldığını düşündüğü ‘kutsal görev’den dolayı iktidarlar değiştirmeyi de bir vazife saymıştır. Militarist bilinçaltı taşıyan gazetecilik, ideolojiler döneminde daha bir gizem kazanmış, zaman zaman darbelerde görev almış zaman zaman da dolaylı yollardan işin içinde olmuştur.

Uzun yıllar ideolojiler, bizde bir saplantı haline gelmiştir. İki zıt renkten oluşan dünyada ya hainler ya da kahramanlar olduğu vehmedilmiştir. Zaman içinde ne kadar demokratlık ve çoğulculuk denense de hâlâ basının bilinçaltlarında yatan en kalın tortu ideolojilerdir.

Daha geçenlerde Ahmet Hakan, Serdar Turgut’a birkaç soru yöneltecek oldu da demokrat yazılarıyla tanınan Turgut ‘Aydınlanmaya direneceği kesin olan bir kafanın düşündüğü sorulara cevap yazmaya çalışarak vakit kaybetmeye hiç niyetim yok.’dedi . O haşin satırları okuduğumda dondum kaldım. Ahmet Hakan, Serdar Turgut’a benzer bir cevap verseydi aynı üzüntüyü duyardım; çünkü belli bir entelektüel olgunluğa gelmiş kişilerin sadece fikrin namusuna saygı göstermesi yetmez, aynı zamanda o fikir sahiplerine de hürmet etmesi gerekir. Aydınların birbirine saygı duymadığı ülkede ise halk hiç kimseye kulak vermez...

Bazen hayretler içinde soruyorum kendime: Türk medyasının neyi eksik? Gazetecileri tek tek düşündüğümde bizdeki kadar donanımlı insanların dünyanın çok az yerinde bulunduğunu söyleyebilirim. Medyamızın kullandığı teknik altyapı harika... Eksik olan, mesleki kuralları göz ardı etmemiz ve peşin hükümlerden bir türlü kurtulamayışımız...

Çok açık söylüyorum, Türk basını önyargıları aşabilse dünya standartlarını da aşar...

Daha kaç kere sıçrayabilirsin Çekirge?

Star’ın Genel Yayın Yönetmeni durup durup bazı kişilere çatmayı çok seviyor. Olabilir, belki bir problemi var; ya da bir takıntısı. Hazır elinde kalem varken ne düşünüyorsa yazsın; ona da diyecek sözüm yok, nasıl olsa kamu vicdanı ve tarih verecek hükmünü. Yalnız insan kaleme aldığı satırları meslek kurallarına uygun hale getirmeli...

Birkaç gün önce sızdırılmış bir haberi manşet yaptı. Dışişleri’ne göre ‘rutin işlem’, Çekirge’ye göre imalı bir talimat barındıran bir kripto. Kripto dediğin devletin gizli yazışması değil mi? Nedense devletin kriptoları hep bazı gazetelere gidiyor. Neyse, Çekirge bir yolunu bularak yazıda ‘ima edilen’lerin Milli Görüş ve Fethullah Gülen olduğunu iddia etti.

Beni beyefendinin şu satırları çok güldürdü: ‘Eğer yanılmıyorsam, (ki yanılıyorsam Abdullah Gül bunu düzeltsin) bu genelgenin derinlerinde Milli Görüş Teşkilatı’nın Türk büyükelçileri tarafından ‘normal kabul edilmesi’ ve hatta desteklenmesi mesajı da var...

Valla işin ‘derinlerinde’ ne olduğunu ancak kriptocu basın bilir; ama benim bildiğim bir şey var: Bir gazetede yazı yazılırken ‘Eğer yanılmıyorsam, ki yanılıyorsam düzeltin..’ denmez. Madem yazdıklarından şüphen var, yazmadan sor kardeşim; bu meslekte işler böyle yürür.

Öbür türlü, bir sıçrarsın iki sıçrarsın; üçüncüde herkes anlar ki bu işi meslek disiplini içinde yapmıyorsun...

Geçen haftanın tiraj raporları
Gazete Net satış Önceki
 Hürriyet  436.453 441.200
 Posta  419.331 424.279
 Star  373.542 358.308
 Sabah  327.855 334.615
 ZAMAN  316.582 317.161
 Milliyet  252.699 258.862
 Akşam  197.603 197.177
 Vatan  185.002 178.559
 Fanatik  178.346 161.620
 Takvim  134.186 130.143
 Güneş  133.329 131.407
 D.B.Tercüman  133.001 130.761
 Pas Fotomaç  122.627 114.903
 Türkiye  123.392 115.205
 Gözcü  114.892 115.059
 Şok  114.597 114.303
 Yeni Şafak  108.522 108.859
 H.O.Tercüman  59.682 79.998
 A. Vakit  57.097 57.978
 Radikal  45.389 45.784
 Cumhuriyet  44.125 44.004
 Bulvar  43.113 43.238
 Yeni Asır  39.633 ––––
 Habertürk  35.628 36.670
 Yeni Çağ  28.503 28.508
 Milli Gazete  13.782 13.564
 Bursa Olay  11.488 ––––
 Yeni Asya  7.440 7.453
 Y.Ö.Gündem  7.174 7.006
 Evrensel  3.724 3.584
 Ortadoğu  3.450 3.695
 Önce Vatan  3.225 3.268
 F.Forum  2.960 3.292
 Dünya  2.294 2.289
 Yeni Mesaj  2.222 2.042
 T.D.News  1.861 1.813
 Hürses  1.547 1.542

 (BBD, YAYSAT, Star Grubu dağıtım)


21.04.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (17.04.2003) - Anti–Amerikanizm yayılır mı?

> (14.04.2003) - Objektif yayıncılık yürek ister

> (10.04.2003) - Milli Görüş, terörizm, hukuk

> (07.04.2003) - [Editörün Notu] Sizi arka kapak güzeli de kurtaramaz

> (03.04.2003) - Yüz Laden mi, bin Laden mi?

> (03.04.2003) - Zafer Türkiye’deki maça kaldı...

> (31.03.2003) - [Editörün Notu] ‘Medya savaşı’ndan savaş medyasına

> (27.03.2003) - Madam, Kürtlere ‘ABD’nin ihaneti’ni hatırlatıyor; ya Fransa!

> (24.03.2003) - Spor gazeteciliğinin çıkmaz sokakları

> (20.03.2003) - Savaş rüzgârları ve ‘Kürt sorunu’




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR  


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.