İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
24.04.2003
Perşembe
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


AHMED ŞAHİN a.sahin@zaman.com.tr http://www.ahmetsahin.org
 

Moral FM radyosunda doğum kontrol konuşması

On senedir Moral FM radyosunda (cuma günleri öğleden sonra saat ikide, pazar günleri de akşamdan sonra dokuzda) sohbetler yapmaktayım.


Bu sohbetler az çok ilgi de görmüş olacak ki, konuşmalar kitaplaştırılarak (Müslüman Nasıl Yaşamalı?) adıyla okuyucu ve dinleyicilere kitap olarak da sunuldu. Zannederim (Nesil Yayınları) kitabın baskılarını da tekrarlamaktadır.

Böylece ben de on senedir neler konuştuğumu kitaptan tekrar inceleme imkanı bulmuş oldum. Hatta zaman zaman da bu kitaptaki bazı mühim konuları tekrar sohbet konusu ettiğim de oldu.

Radyodaki son konuşmalarımda ise, artık sizin de bildiğinizi sandığım yeni hazırladığım (Aile İlmihali)’nden alıntılar yaparak doğum kontrolünün caiz olan, olmayan kısımlarını anlattım.

Çok çocuk sahibi olmak istemeyenlere bilgiler sundum. Tabii bu arada ilmihalde etraflıca anlattığım kordon bağlatmanın (sıhhi bir mazereti olmadığı takdirde) caiz olmayacağı konusunu da ilmihalden aynen okudum:

– “Çok çocuk sahibi olmayayım diye doğumdan sonra kordon bağlatarak kadının kendini tümüyle kısırlaştırmasının caiz olmayacağını alimlerimiz ifade etmekteler.” dedikten sonra, gerekçelerini de ilave ettim:

– “Çünkü bugünkü düşüncenle çocuk istemeyebilirsin. Ama yarın şartlar değişebilir. Allah korusun çocuk sayısında bir azalma olabilir. Bir kaza, bir hastalık sonunda istediğin sayı düşebilir. Bu defa çocuk sahibi olmayı istersin ama bu imkanı kendi isteğinle yok etmiş, kendini kısırlaştırmışsın!.”

Saat üçte konuşmayı bitirip de elimde ilmihalle mikrofonun başından ayrılınca, salondaki telefonlar arka arkaya çalmaya başladı. Sorular.. tekrar sorular.. derken son telefonun ilk cümlesi beni düşündürdü. Şöyle sızlanıyordu meçhul muhatabım:

– Aile İlmihali’nden okuduğunuz kısırlaştırmanın caiz olmayacağı konusuyla yarama öyle bir parmak bastınız ki, şimdi bir daha kanamaya başladı. Keşke sizi daha önce dinlemiş olsaydım. Ya da bu ilmihalden daha önce haberim olsaydı. Ama artık vakit geçti! Bana bir faydası olmayacak.

– Neden faydası olmayacak? Yaş meselesi mi?

– Keşke yaş meselesi olsaydı, diyerek başladı derdini dökmeye.

– Aslında bizim çocuklarımız oldu. Bey ‘Daha fazlasını istemiyorum, bunları iyi terbiye ederek yetiştirebilirsek yeter.’ dedi. Tuttu kordonumu bağlattı. Yani artık çocuk doğuramaz duruma geldim. Sonra olaylar beni iki büklüm etti. Tek hastalıklı çocukla kaldım. Ötekileri yok artık!. Şimdi ise okuduğunuz ilmihalden kordon bağlatmanın caiz olmayacağını duyunca, yarama parmak basmış oldunuz. Demek caiz de değilmiş bizim yaptığımız tüp bağlatma olayı!. Moral FM’deki sohbetlerinizle birçok konuda bizi aydınlatıyordunuz. Bu konuda da aydınlattınız, kordon bağlatmanın caiz olmadığını da öğrenmiş olduk. Ama benim için çok geç artık.

Muhatabım burada derinden bir nefes alarak öfkeli kararını açıkladı:

– Akşam olunca konuyu gündeme getireceğim. Beni kısırlaştıran beyime söyleyeceklerimi biliyorum!..

– Bence konuyu gündeme hiç getirmeyin artık. Olay yaşanmadan önce tedbir alınırdı. Ancak yaşandıktan sonra kader olmuştur. Kadere razı olmanın dışında yapılacak bir şey yoktur. Belki hakkınızda hayırlısı böyledir.

– Diyorlar ki, yeniden bir ameliyat daha ol, çocuk doğuracak duruma gelmeyi dene. Siz ne dersiniz?

– Onu ben bilemem. Sizinle doktorlarınızın bileceği iştir.

– İzin verin de buradan hanımlara bir şey söyleyeyim vasıtanızla.

– Buyurun, ben duyurabilirim diyeceklerinizi.

– Diyorum ki, hanımlar! Sakın kendinizi kısırlaştırıp da bir daha çocuk doğuramaz hale getirmeyin. Sonra bir gün gelir benim gibi bin pişman olabilirsiniz!..

* * *

Sizlere bu telefon sohbetini takdim etmiş oldum. Doğru da bulabilirsiniz eğri de...

Takdim bize, ama tercih size aittir...


24.04.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (23.04.2003) - Peygamberimiz ve adam yetiştirmek

> (22.04.2003) - Peygamberimiz ve hastalık tedbirleri

> (17.04.2003) - Sabah namazı neden dünya ve içindekinden hayırlıdır?

> (16.04.2003) - Gönenli ile Diyanet İşleri Başkanı akşam nasıl tartıştı, sabaha karşı nasıl kucaklaştı?

> (15.04.2003) - Yeni Aile İlmihali çıktı bitti! İkinci baskısı da yapıldı

> (10.04.2003) - Zulüm insanlardadır. Kaderde zulüm yok, adalet vardır...

> (09.04.2003) - Yılanın yaptığı da yanına kalmaz!

> (08.04.2003) - İslâm’ın savaş anlayışından bir örnek!

> (03.04.2003) - At eti yenir, kımız içilir mi?

> (02.04.2003) - Soğan, sarımsak ve Efendimiz (sas)’in tutumu




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.