İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
27.04.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


AHMET SELİM a.selim@zaman.com.tr
 

Gerginlik değil, üreten uzlaşmacılık

Önce şunu düşüneceksiniz: Bir hassasiyet var mı? Evet, var. Hem de kronik ve güçlü bir hassasiyet var. Böyle bir hassasiyeti yok sayamazsınız. Haklı sebeplere dayansın yahut dayanmasın; aklın gereği, önce bu hassasiyeti dikkate almaktır. Dikkate almak ise, onun özelliklerine göre davranmak anlamına gelir. Bu davranışlar, çeşit çeşittir ve siz tahammül şartlarınıza uygun olanını seçersiniz.


O hassasiyetin sebepleri üzerinde durmak ve haksız yönleri üzerinde çözüm mutabakatları (uzlaşmaları) oluşturmak sonraki iştir.

“Ama ben tahammül edemiyorum”la olmaz. O zaman, etkilenme alanının dışında kalan görevlerle yetineceksiniz. Bu, önemsiz ve etkisiz bir tercihte bulunmak anlamına asla gelmez.

Bence, kendisine büyük muhabbetim olmasına rağmen ifade etmek ihtiyacındayım ki, o görevi Sayın Arınç’tan başka bir AKP’li üstlenmeliydi. O görev, sahibini merkez yapan bir protokol zaruretinin görevidir. Bu kategoride siyaseten iki görev vardır; biri cumhurbaşkanlığı, diğeri meclis başkanlığı. Bu görevlerde, davet sahibini ev sahibi de olmak konumuna getiren protokol toplantıları çok fazladır.

Sayın Arınç, samimiyetiyle hitabetiyle, muhâliflerince bile takdir edilmiş bir siyaset adamıdır. Sayın Ecevit’in “Görüşlerimle bağdaşmayan bir düşünceyi savundunuz, fakat ifade gücünüzü takdir ettim.” dediği rivayet edilir. Lâkin, Sayın Arınç, müsellem kabiliyetlerine rağmen; “dengeyi ve objektifliği sağlama” sabrı açısından, belki de o meziyetlerinin tabiî bir sonucu (tekabülü) olarak, (her meziyet bir zaafa tekabül eder sözünü hatırlatayım) pek müsait bir hal arz etmiyor.

İlke şudur: Meclis başkanı, Meclis’in karar oluşturmak durumunda olduğu meselelerde kamuoyu oluşturamaz. Ama Sayın Arınç, 2. tezkere meselesinde açıkça görüldüğü gibi, siyaset gündeminde fazlaca yer alıyor. Büyük Millet Meclisi’nin başkanı, Büyük Millet Meclisi’nin yön göstericisi değildir. Oradaki yönetme, yönlendirme anlamına gelmez. Büyük Millet Meclisi’nin iktidarı vardır, muhalefeti vardır; yürütme gücünü hem oluşturur hem denetler, ayrıca da yasama faaliyetini sürdürür. Bütün bu fonksiyonel tablonun, içinde değil; üstünde ve dışındadır TBMM Başkanlığı. Sayın Arınç iktidarı da eleştiremez, muhalefeti de. Görüş açıklamayı bırakın, rey ihsas edemez.

Bana göre çok partili demokratik tarihimizin en başarılı Meclis Başkanı Sayın Ferruh Bozbeyli’dir.

Demirel’e muhalefeti vardı, fakat görevini bitirinceye kadar onun hakkında tek kelime etmedi. Görevinden ayrıldı, mücadelesini sonra başlattı. Demirel kendisinden “santrfor” olmasını istiyordu; reddetti ve görevini tarafsızlıkla sürdürmekten vazgeçmedi. TBMM başkanı, ancak TBMM’nin manevî şahsiyetiyle ilgili bir mesele söz konusu olduğu zaman, siyaset gündemini etkileyecek çıkışlar yapar ve yapmak zorundadır. Bunu 12 Mart’ta Tekin Arıburun yaptı; unutulmayacak bir örnektir.

Sayın Bülent Arınç “Ben doğruluğuna inandığım görüşlerimi söylerim” diyor, her vesileyle. Her makam sahibi, doğruluğuna inandığı her düşünceyi seslendiremez; bazı düşüncelerini açıklayamamak gibi bir zaruret, bazı makamların özel icapları cümlesindendir. Bu çerçeveyi, anayasanın ve anayasadan kaynaklanan uygulamaların ölçüleri belirler. Ayrıca, “hassasiyetler” de dikkate alınmak gerekir.

“Gerginlik oluşturmak”, Sayın Arınç’ın arzu ettiği bir şey değildir; böyle olduğuna gönülden inanıyorum. Fakat, görev şartlarıyla şahsiyet özelliklerinin imtizâcındaki faktörler zaman zaman gerginliğe yol açıcı dalgalanmalar üretiyor.

Demokrasimizi, tepki tavırlarıyla değil; fikir üretme yoluyla oluşturulmuş karşılıklı ikna aydınlığının uzlaşma zeminlerindeki kazanımlarla geliştirebiliriz. Başka yol yok. Tepkisellik, statüko perçinliği demektir. Ali Bayramoğlu’nun işaret ettiği gibi dış dinamiklere fazla güvenip o güvenle bir tepkisellik rehâvetine kapılmak yanlıştır. Ne üretirsek, iç dinamiklerimizle kendimiz üreteceğiz. Burada, bu topraklarda...


27.04.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (24.04.2003) - Aydınlar ve siyaset

> (22.04.2003) - [SERBEST VURUŞ] Sergen ve Fenerbahçe

> (20.04.2003) - Peki bu meşru mudur?

> (17.04.2003) - Bir hicran hikâyesi

> (15.04.2003) - [SERBEST VURUŞ] Kadri Aytaç’ları hatırlamak

> (13.04.2003) - Birilerine hiç tesir etmez!

> (10.04.2003) - Siyaset adamı ve danışmanlar

> (09.04.2003) - [SERBEST VURUŞ] F.Bahçe ve geneldeki yozlaşma eğilimleri

> (06.04.2003) - Siyasî değerlendirme zaafları

> (03.04.2003) - Avrupa’cı antiamerikanizm!




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.