İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
28.04.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


EKREM DUMANLI e.dumanli@zaman.com.tr
 

Anti-demokrat kalemlere duyurulur

Zaga’ya bayılıyorum. İçindeki onca rahatsız edici unsura rağmen Okan Bayülgen’in ortaya koyduğu gayret ayakta alkışlanmaya değer. Medyayı bu kadar zekice ti’ye alan başka birini bilmiyorum. Bu işi o kadar ileri götürüyor ki Zaga, kendini ve seyircisini bile ince nüktelerin çimdikleriyle eleştiriyor.


Bir başka özelliği daha var Bayülgen’in. Magazin basınının tacizine maruz kalmak, onu anti–magazin bir medya timi kurmaya sevk etmiş. Konu çok basit aslında. Basın, kamerayla baskı unsuru mu oluşturuyor, özel hayatı esir mi alıyor; al sana kamera, al sana fotoğraf makinesi! Bayülgen, özel bir gazeteci topluluğu oluşturmuş, zorba basını basın yoluyla bertaraf etmeye çalışıyor.

Medya yeteri kadar sorumlu değilse ne yapsın Zaga! Medyanın hakkından medya gelir; demekten başka çare yok gibi.

Gelişmiş ülkelerde basını, basın denetler. Özerk kuruluşların yaptığı denetim (media watch) içerden yöneltilen eleştirilerin avantajını elinde tutuyor. Ombudsmanlık işin cabası...

Galiba, Zaga usulü denetim yapmanın tam zamanı.

Türkiye yeni bir döneme giriyor. Türk basını bir kere daha demokrasi sınavından geçiyor. Havalarda raporlar uçuşuyor, yakında kasetler de devreye girer herhalde. Bir gecede medyatik linçe kurban edilecek isimler listesi her an çıkabilir karşımıza. Türk basını ne 27 Mayıs’tan, ne 12 Mart’tan, ne 12 Eylül’den ne de 28 Şubat’tan alnının akıyla çıkabildi.

Yalnız hakkını teslim etmek gerekir ki, Türk basını yakın tarihte iki önemli sınavdan başarıyla geçti. Bunlardan ilki Necip Hablemitoğlu’nun uğursuz ve karanlık ellerce katledilmesi. Eskiden olsaydı maktulün laikçi kimliğine binaen basın –elde delil olmaksızın– bir irtica kampanyası açar ve suçu birilerinin üzerine yıkardı. Bu sefer böyle olmadı. Daha o hain kurşun sıkılır sıkılmaz “Derin cinayet” manşetleri atıldı. Faili meçhul bir cinayeti vesile kılarak bölücülük yapanlar olsa da, bu şartlanmış tavır marjinal kaldı.

Diğer önemli olayı geçen hafta 23 Nisan resepsiyon kriziyle yaşadık. Meclis Başkanı’nın resepsiyonu bir anda başörtüsü krizine dönüşüverdi. Cumhurbaşkanı ve kuvvet komutanları sessiz bir protesto yolunu seçti ve resepsiyona katılmadı. Türk basını genelde demokratik bir tavır ortaya koydu. Bu duruş, hem demokrasiden yanaydı hem de insan haklarından...

Sıcak ve kışkırtıcı olaylara karşı genel temayül, sağduyudan yanaydı. Yalnız eski alışkanlıklar doğrultusunda kaleme sarılıp yangına körükle gidenler de olmadı değil...

Türkiye’de büyük sıkıntı şu: Medyanın yaptıkları yanına kâr kalıyor, hiç kimse yanlışı doğrudan ayıramıyor. Bu durumun en baş sorumlusu maalesef üniversiteler.

Yirmiden fazla iletişim fakültesi var bu ülkede. Ne yaptıklarını anlamakta güçlük çekiyorum. Araştırma konusu olacak o kadar çok hadise var ki! Bir türlü standart çizgi yakalayamayan basında herkes kafasına göre bir yol tutturmuş gidiyor. Üniversiteler, tarafsız bir gözlemci, âdil bir hakem görevini üstlenemez mi? Kim ne kadar demokrat, kim ne kadar faşist, bunu satırlar arasından bilimsel bir metotla iletişim uzmanları çıkarmayacak da kim çıkaracak!

Hadise şu: Türkiye yeni bir dönemden geçiyor. Ülke bu zorlu zaman diliminden geçerken medya da ağır bir sınav veriyor. Bilinçaltında tortusu kalmış kinlerin alevlenmesi an meselesi. Çeşitli komplolarla toplumsal çatışmaları diri tutmak isteyenler var. Ve maalesef meslekî disiplinler çerçevesinde medyayı tartıya çıkaran bir kurum ya da kuruluş görünmüyor ortada.

Eğer bu savruk çalışmaların derbeder hali böyle devam edecekse, bu ülkenin daha çok çekeceği var...

İşte buraya kaydediyorum. Hiç kimse bilimsel bir çalışma yapmazsa, bu gazetede arkadaşlarıma rica edeceğim, onlardan gazeteleri günlük taramalarını isteyeceğim. Önyargılı, kışkırtıcı, tetikçi kişilerin demokrat ve özgürlükçü aydınlardan ayrışması gerekiyor çünkü. Yani, Zaga’nın magazincilere yaptığını genel medyaya yapmak gerekiyor.

Bilimsel metotlarla yapılacak bu çalışmayı tarihe bir not düşme ve geleceğin araştırmacılarına materyal sunma adına yapmak gerekiyor. Tâ ki hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmasın ve demokrasimiz bu sınavdan da alnının akıyla çıkabilsin...

Cem Uzan, Star, sisler bulvarı

Cem Uzan, siyasete atıldı, parti kurdu ve son seçimlere katıldı. İyi de oldu. Efsanelerle kuşatılmış bir kişi olmaktan çıkan Uzan, kamuoyu nezdinde kendini ifade etme şansını yakaladı. İyi bir reklam ve tanıtım kampanyasıyla 2,5 milyon oy aldı. Demek ki Uzan’ın söylemi geniş halk kitlelerinden önemli bir destek buldu.

Cem Bey parti kurunca en büyük sınavı Star Gazetesi’nin vermesi gerekiyordu; çünkü gazete, bir anda siyasi bir partinin yayın organı olarak algılanmaya başlandı. Dolayısıyla gazete tarafından yapılan her hata, Genç Parti’ye ve lideri Cem Uzan’a mal ediliyor. Yayıncılar bunun farkında mı bilemiyorum...

Tam bu noktada gazete, eline tutuşturulan dosyaları fotokopi eder gibi sayfalarına taşımaya başlamaz mı?

Gazetenin başındaki zevat “sisler bulvarı” diye bir edebiyat tutturdu gidiyor. Neredeyse esas duruşa geçip çağrıda bulunacak. Bu, geniş halk kitlelerini rahatsız ediyor. Dindar insanları rencide ederek muhalefet yapmak, bu ülkede yapılabilecek en büyük hatadır.

Cem Bey, partisinin manifestosunda aynen şöyle diyor: “Bütün vatandaşlarını din, dil, mezhep, cinsiyet, ırk, medeni hal, siyasi tercih, gelir ve yerleşim özelliklerine bakmaksızın eşit kabul eden bir Türkiye!”

Bu manifestoyu önce Cem Bey’in yayın ekibi okumalı, yoksa bu işten en çok Genç Parti zarar görecek. İşte o zaman gerçekten “sisler bulvarı”nda göz gözü görmeyecek...

Haftalık ortalama gazete satışları
 Gazeteler  H. Ortalama net satış  Önceki hafta Fark
 Hürriyet  430.523  436.453 – 5.930
 Posta  417.723  419.331 – 1.608
 Star  376.244  373.542 + 2.702
 Sabah  330.150  327.861 + 2.289
 ZAMAN  318.371  316.583 + 1.788
 Milliyet  254.542  252.699 + 1.843
 Akşam  197.662  197.603 + 59
 Vatan  184.785  185.002 – 217
 Fanatik  180.470  178.346 + 2.124
 Takvim  138.715  134.186 + 4.529
 Güneş  136.256  133.329 + 2.927
 D. B. Tercüman  129.069  133.001 – 3.932
 Türkiye  128.363  123.392 + 4.971
 Pas Fotomaç  121.507  122.627 – 1.120
 Gözcü  120.713  114.892 + 5.821
 Şok  114.585  114.597 – 12
 Y. Şafak  107.821  108.522 – 701
 A. Vakit  56.001   57.097 – 1.096
 H.O.Tercüman  46.634  59.682 – 13.048
 Radikal  45.397  45.389 + 8
 Bulvar  43.276  43.113 + 163
 Cumhuriyet  43.166  44.132 – 966
 Habertürk  34.575  35.628 – 1.053
 Yeniçağ  28.376  28.503 – 127
 Milli Gazete  13.787  13.782 + 5
 F. Form  9.425  9.358 + 67
 Yeni Asya  7.431  7.440 – 9
 Y. Özgür Gündem  6.866  7.174 – 308
 G. Evrensel  5.039  3.724 + 1.315
 Ortadoğu  3.391  3.450 – 59
 Önce Vatan  3.173  3.225 – 52
 Dünya  2.259  2.294 – 35
 Y. Mesa  2.237  2.222 + 15
 T. Daily News  1.819  1.861 – 42
 Hürses  1.541  1.547 – 6
 Toplam  4,041,892  4,041,587 +305


28.04.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (24.04.2003) - Resepsiyon sendromu

> (21.04.2003) - Önyargı aşılmadan dünya standartları aşılmaz

> (17.04.2003) - Anti–Amerikanizm yayılır mı?

> (14.04.2003) - Objektif yayıncılık yürek ister

> (10.04.2003) - Milli Görüş, terörizm, hukuk

> (07.04.2003) - [Editörün Notu] Sizi arka kapak güzeli de kurtaramaz

> (03.04.2003) - Yüz Laden mi, bin Laden mi?

> (03.04.2003) - Zafer Türkiye’deki maça kaldı...

> (31.03.2003) - [Editörün Notu] ‘Medya savaşı’ndan savaş medyasına

> (27.03.2003) - Madam, Kürtlere ‘ABD’nin ihaneti’ni hatırlatıyor; ya Fransa!




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.