|
MGK’da durum bu defa farklı...
Milli Güvenlik Kurulu’nun 7,5 saat süren toplantısı sonrasında yayınlanan kısa bildiri, kriz için günlerdir davetiye basanların beklentilerini boşa çıkardı. Hele bildiride “irtica” kelimesinin bile geçmeyişi onları hayli üzmüş olmalı.
Şüphesiz gündemde Irak ve Kıbrıs konuları da olsa 7,5 saatlik süre uzun bir süre. Başta 23 Nisan resepsiyonunu boykot olmak üzere hükümetle Çankaya ve hükümetle askerler arasındaki –medyanın özellikle bir bölümünün sorumsuzca zemin hazırladığı– gerilim, sağduyulu bir yaklaşımla şimdilik atlatılmıştır. Bu, piyasalar için de olumlu bir hava estirecektir. (Tabii sizler bu yazıyı okuyuncaya kadar birileri gerilimi tırmandırma adına sütunlarına ve ekranlara içeriden laflar taşımazsa...)
Bu kritik toplantıyı 28 Şubat’a benzetmeye çalışanlar, 28 Şubat’ı çağrıştırmaya uğraşanlar da oldu. Bu zihniyet sahiplerinin Türkiye’nin normalleşmesini ve demokratikleşmesini istemedikleri besbelli.
Ancak içinden geçtiğimiz şu günler ile 28 Şubat ortamı arasında çok önemli iki fark var.
Birincisi Refahyol hükümetinin halk desteği zayıf ve yetersizdi. AK Parti iktidarı ise halkın büyük desteğine sahip.
İkincisi, MGK’ya katılan siviller bu toplantıya hazırlıksız geliyor ve ürkek bir tavır sergiliyordu. Halbuki ilk defa MGK’ya katılan hükümet üyeleri bir gün önceden sırf bu toplantı için 4,5 saatlik bir toplantı yaptılar. Onlar da tıpkı asker üyeler gibi neleri nasıl konuşacaklarını ayrıntılarına kadar tartışmış oldular. Yani hükümete yönelecek her tenkidi nezaket kuralları içerisinde ve bilgilere, istatistik verilere göre cevaplama hazırlığı yaptılar.
Ürkeklik konusu da önemli. Başta Sayın Erbakan olmak üzere o dönemin hükümet üyeleri, haklarındaki iddiaları ve isnatları hep geçiştirmeye çalıştılar. Ve 28 Şubat’ta, bir kaderdenk noktasında cesaret gösteremeyerek kendi hükümetlerinin sonunu hazırlayan bir sürece imza attılar.
Sayın Erdoğan ve kabine arkadaşları ise diklenmeden dik durmayı başardılar. İcraatlarını ve politikalarını yüreklice savundular. Eğer dün akşam bir Tv kanalının ana haber bülteninde aktarılan doğruysa, 23 Nisan resepsiyonundan sonra Çankaya Köşkü’nde Sayın Sezer ile Sayın Erdoğan arasında şu konuşma geçiyor:
Sezer: Anlaşılan siz başka bir dil kullanıyorsunuz.
Erdoğan: Siz de Cumhuriyet gazetesinin dilini kullanıyorsunuz...
Başbakan Erdoğan’ın önceki gün partisinin grup toplantısındaki konuşmasındaki mesaj da dik duracağının işaretiydi. Şöyle diyordu Erdoğan: “Kimse la–yüs’el değildir.” Anlamı, kimse “mes’ul tutulamaz”, “hesap sorulamaz” değildir...
Gerilim ve kriz peşinde koşanlar bu defa sert kayaya çarpmışa benziyorlar.
Yol bellidir. Devletin tepesinde bilek güreşi olmamalıdır. Dünkü MGK toplantısında tansiyonun düşürülmesi, ülkemiz için yararlı olmuştur. Dileriz herkes eteğindeki taşı döker ve MGK toplantıları her defasında “kritik” toplantılar olmaktan çıkarak, piyasaların olumlu etkilendiği ve ortak aklın ülke meselelerine, milli güvenlik konularına isabetli tavsiyelerde bulunduğu anayasal bir zemin işlevini görür.
Diyalog ve ikna, Milli Güvenlik Kurulu toplantılarının temel prensibi haline gelmelidir.
01.05.2003
|