|
Gidelim serv-i revanım yürü Miniatürk’e!..
“Hiç bilir misiniz, Nemrut Dağları’nın ardından nasıl batar güneş? Günün ilk ışıkları nasıl vurur Pamukkale’ye? Ne yenir, ne içilir Safranbolu Evleri’nde? Peribacalarının arasından nasıl görünür dünya? Nasıldır Süleymaniye’de bir bayram sabahının telaşı, coşkusu? Sahra Kubbesi nasıl parlar gün boyu?” Böyle başlamış “Bir Masal Diyarı”nı anlatan kitabın ilk satırları. Adına Miniatürk denilmiş ve Türkiye’nin Vitrini kurulmuş içinde.
Miniatürk, bir kitabın sayfalarından değil ama bir medeniyetin hafızasından taşarak gelmiş, gelmiş ve divan şairi Nedim’in serv–i revan sevgilisine vuslat teklif ettiği yere, Sadabad’ın en zarif noktasına, sevgilinin yanağında bir ben gibi kuruluvermiş. Üç tip eser yer almış içinde ve üç evrensel kimlik ortaya çıkmış sonra: Tarih, kültür ve medeniyet adında üç kimlik...
Zaman ki tarihtir; güneşin doğduğu yerden akar ırmağı... Bir Taşköprüden süzülerek sular Anadolu’yu, Balıklıgöl’de İbrahim olur. Kızkulesi’nde Bizans’ın güzel prensesi... Besmeleyle içilir III. Ahmed’in altın lülelerinden bengisu lezzet lezzet, Gül Baba’nın gülleri sulanır. Ve Mostar’da kurşunlanır bir köprü en zarif yerinden... Miniatürk tarihtir.
Zaman ki kültürdür, Anadolu’da parlar ışık ışık... Artemis’te iman olan tekil yakarışların ilhamını damıtır üç kez kutsal Kubbetüssahra... Ve Aspendos’ta alkış alkış sanata durur. Sonra Çifte Minare’den okunan ezanlarla Hacı Bektaş’ta canlar uyanır. Çırağan’dan asude nağmeler dökülürken Boğaziçi’ne Konya’dan Mevlâna çağırır bizi Kim Olursan Ol Yine Gel!... Miniatürk kültürdür.
Zaman ki medeniyettir; tabaka tabaka dosyalanır Anadolu’da. Taşa–toprağa bürünerek gülümser geleceğimize, sevda olur, aşk olur... Çanakkale’de güneşler batar tekbir tekbir ve bir eski aşk düşer yollara Hicaz’dan, ve kıvrana kıvrana Asya’dan Avrupa’ya köprülerle atar adımını. Sevdiğim şehri anlatan bir roman gibi... Ve Yeşilköy’den kanatlanır ötelere... ötelere... Miniatürk medeniyettir.
Miniatürk öyle bir yerdir ki, mekan ve ölçek duygunuz allak bullak olur içinde birden. Daha önce gördüğünüz veya hayal ettiğiniz tarih mirasının birbirleriyle kıyaslanması başlar zihninizde ve sonra insan hafızasının nasıl da yanıltıcı olabileceği keşfedilir. Çok büyükmüş gibi hayal ettiğiniz bazı eserlerin diğerlerine oranla nasıl küçük kaldığını, yahut bunun tam tersini görmektir sizi şaşırtacak...
Miniatürk, eski masallardaki gibi... Hani kırkıncı kapıdan giren şehzade birdenbire cennet gibi bir bahçeyle karşılaşır ya!..
Miniatürk’e emek verenler
Miniatürk için yüzlerce, binlerce insanın ter döktüğü şüphesiz. Mühendisler, planlamacılar, peyzaj ustaları, yönetim kademesi, şantiye yetkilileri vs. Ama bütün bunları da içine alacak şekilde kültürümüz adına, dört kişiye özellikle teşekkür etmek, onların şahsında bütün emeği geçenleri kutlamak gerekir. İlki, 31 Ocak 2001 günü, “Tarihi bir kimliğe ve zengin bir mimari mirasa sahip sıradışı şehir veya ülkeler, sadece üzerinde yaşayanları değil, bütün insanları ilgilendirir ve kendisine çekerler.” diyerek sunduğu Miniatürk projesinin sahibi ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Sayın Cengiz Özdemir; ikincisi bu projeye inanıp kabul ederek 30 Haziran 2001 tarihinde temelini atan İBB Başkanı Sayın Ali Müfit Gürtuna; diğer ikisi de Miniatürk’ün her aşamada danışmanlığını yürüten değerli bilim adamları Prof. Dr. İlber Ortaylı ile Doç. Dr. A. Haluk Dursun. Hepsi şükranla anılacak isimler.
Miniatürk’te neler var?
Miniatürk’te şimdilik 105 eser yer alıyor. Bunlar seçilirken Türkiye sınırları içinde kalanlar ile Osmanlı coğrafyasına ait olanlar diye bölümlere ayrılarak seçilmiş. Eserin, din, kültür, medeniyet ayrımı gözetilmeksizin bu coğrafyalara ait olması veya Türkler tarafından inşa yahut onarım görmüş olması yanında özgün bir nitelik taşıması ve dönemini temsil yeteneğine sahip bulunması gibi ölçütleri dikkate alınmış. Eserlerin maketleri yapılırken 1/25 ölçeği kullanılmış. Çevre düzenlemesi dahil 60 dönüm arazi üzerinde, halen dünyanın en büyük minyatür kenti konumunda. Altı dilde (Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça ve Rusça) sesli bilgi sistemi mevcut. Her eserin başına geldiğinizde biletinizi kullanarak eser hakkında tanıtıcı bilgi edinebiliyorsunuz.
Miniatürk’ün kültüre bakan yönü çağdaş olanla da örtüştürülmüş. Bir cep sineması, bir sergi salonu, kütüphane, röleve arşivi, kitapevi, alışveriş merkezi bunlardan. Restoran, kafeterya, çocuk oyun alanları, miniatürk ekspres adlı gezi treni vb. kolaylıklar da ayrıca düşünülmüş.
Giriş ücretinin 4 milyon olduğu Miniatürk’te öğrencilerden 3 milyon, çocuklardan da 2 milyon alınıyor. 0–6 yaş grubu çocukların girişi serbest. Bizce çocuklar Miniatürk’e bayılacaklar..
Toplam 10 milyon dolara mâl olan Miniatürk’ü yetkililer her yıl birbuçuk milyon insanın gezeceğini tahmin ediyorlar. Miniatürk içinde hızlı bir tur yarım gün, ama bilgileri hazmederek yürünecek tarih yolculuğu bir gün sürer. Anneler ve babaların özellikle çocuklarının elinden tutup götürmek için bundan daha yararlı, güzel ve eğlenceli bir yer bulmaları imkansız. Hatta senede birkaç kez bilgileri tazelemekte bile fayda var. Tel: 212 222 28 89
[Şarkı] Nedim dilinden
Bilelim öğrenelim kâm alalım dünyadan
Geçip üç çifte kayıkla varalım deryadan
Aşkı devşirmeye hem kubbe–i Mevlânâ’dan
Gidelim serv–i revanım yürü Miniatürk’e
Geh varup havz kenarında hıraman olalım
Geh Hidiv Kasrı’na geh evlere mihman olalım
Artemis ya ki Anıtkabr’e de hayran olalım
Gidelim serv–i revanım yürü Miniatürk’e
Bir sen ü bir ben ü bir Kubbe–i Sahra olsun
Ulu Câmî ile Gök Medrese hempâ olsun
Dalalım tarihe de gayrısı yağma olsun
Gidelim serv–i revanım yürü Miniatürk’e
08.05.2003
|