İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
08.05.2003
Perşembe
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

ZAMAN KiTAP

YAZARLAR


İSKENDER PALA i.pala@zaman.com.tr
 

Gidelim serv-i revanım yürü Miniatürk’e!..

“Hiç bilir misiniz, Nemrut Dağları’nın ardından nasıl batar güneş? Günün ilk ışıkları nasıl vurur Pamukkale’ye? Ne yenir, ne içilir Safranbolu Evleri’nde? Peribacalarının arasından nasıl görünür dünya? Nasıldır Süleymaniye’de bir bayram sabahının telaşı, coşkusu? Sahra Kubbesi nasıl parlar gün boyu?” Böyle başlamış “Bir Masal Diyarı”nı anlatan kitabın ilk satırları. Adına Miniatürk denilmiş ve Türkiye’nin Vitrini kurulmuş içinde.


Miniatürk, bir kitabın sayfalarından değil ama bir medeniyetin hafızasından taşarak gelmiş, gelmiş ve divan şairi Nedim’in serv–i revan sevgilisine vuslat teklif ettiği yere, Sadabad’ın en zarif noktasına, sevgilinin yanağında bir ben gibi kuruluvermiş. Üç tip eser yer almış içinde ve üç evrensel kimlik ortaya çıkmış sonra: Tarih, kültür ve medeniyet adında üç kimlik...

Zaman ki tarihtir; güneşin doğduğu yerden akar ırmağı... Bir Taşköprüden süzülerek sular Anadolu’yu, Balıklıgöl’de İbrahim olur. Kızkulesi’nde Bizans’ın güzel prensesi... Besmeleyle içilir III. Ahmed’in altın lülelerinden bengisu lezzet lezzet, Gül Baba’nın gülleri sulanır. Ve Mostar’da kurşunlanır bir köprü en zarif yerinden... Miniatürk tarihtir.

Zaman ki kültürdür, Anadolu’da parlar ışık ışık... Artemis’te iman olan tekil yakarışların ilhamını damıtır üç kez kutsal Kubbetüssahra... Ve Aspendos’ta alkış alkış sanata durur. Sonra Çifte Minare’den okunan ezanlarla Hacı Bektaş’ta canlar uyanır. Çırağan’dan asude nağmeler dökülürken Boğaziçi’ne Konya’dan Mevlâna çağırır bizi Kim Olursan Ol Yine Gel!... Miniatürk kültürdür.

Zaman ki medeniyettir; tabaka tabaka dosyalanır Anadolu’da. Taşa–toprağa bürünerek gülümser geleceğimize, sevda olur, aşk olur... Çanakkale’de güneşler batar tekbir tekbir ve bir eski aşk düşer yollara Hicaz’dan, ve kıvrana kıvrana Asya’dan Avrupa’ya köprülerle atar adımını. Sevdiğim şehri anlatan bir roman gibi... Ve Yeşilköy’den kanatlanır ötelere... ötelere... Miniatürk medeniyettir.

Miniatürk öyle bir yerdir ki, mekan ve ölçek duygunuz allak bullak olur içinde birden. Daha önce gördüğünüz veya hayal ettiğiniz tarih mirasının birbirleriyle kıyaslanması başlar zihninizde ve sonra insan hafızasının nasıl da yanıltıcı olabileceği keşfedilir. Çok büyükmüş gibi hayal ettiğiniz bazı eserlerin diğerlerine oranla nasıl küçük kaldığını, yahut bunun tam tersini görmektir sizi şaşırtacak...

Miniatürk, eski masallardaki gibi... Hani kırkıncı kapıdan giren şehzade birdenbire cennet gibi bir bahçeyle karşılaşır ya!..

Miniatürk’e emek verenler

Miniatürk için yüzlerce, binlerce insanın ter döktüğü şüphesiz. Mühendisler, planlamacılar, peyzaj ustaları, yönetim kademesi, şantiye yetkilileri vs. Ama bütün bunları da içine alacak şekilde kültürümüz adına, dört kişiye özellikle teşekkür etmek, onların şahsında bütün emeği geçenleri kutlamak gerekir. İlki, 31 Ocak 2001 günü, “Tarihi bir kimliğe ve zengin bir mimari mirasa sahip sıradışı şehir veya ülkeler, sadece üzerinde yaşayanları değil, bütün insanları ilgilendirir ve kendisine çekerler.” diyerek sunduğu Miniatürk projesinin sahibi ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Sayın Cengiz Özdemir; ikincisi bu projeye inanıp kabul ederek 30 Haziran 2001 tarihinde temelini atan İBB Başkanı Sayın Ali Müfit Gürtuna; diğer ikisi de Miniatürk’ün her aşamada danışmanlığını yürüten değerli bilim adamları Prof. Dr. İlber Ortaylı ile Doç. Dr. A. Haluk Dursun. Hepsi şükranla anılacak isimler.

Miniatürk’te neler var?

Miniatürk’te şimdilik 105 eser yer alıyor. Bunlar seçilirken Türkiye sınırları içinde kalanlar ile Osmanlı coğrafyasına ait olanlar diye bölümlere ayrılarak seçilmiş. Eserin, din, kültür, medeniyet ayrımı gözetilmeksizin bu coğrafyalara ait olması veya Türkler tarafından inşa yahut onarım görmüş olması yanında özgün bir nitelik taşıması ve dönemini temsil yeteneğine sahip bulunması gibi ölçütleri dikkate alınmış. Eserlerin maketleri yapılırken 1/25 ölçeği kullanılmış. Çevre düzenlemesi dahil 60 dönüm arazi üzerinde, halen dünyanın en büyük minyatür kenti konumunda. Altı dilde (Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça ve Rusça) sesli bilgi sistemi mevcut. Her eserin başına geldiğinizde biletinizi kullanarak eser hakkında tanıtıcı bilgi edinebiliyorsunuz.

Miniatürk’ün kültüre bakan yönü çağdaş olanla da örtüştürülmüş. Bir cep sineması, bir sergi salonu, kütüphane, röleve arşivi, kitapevi, alışveriş merkezi bunlardan. Restoran, kafeterya, çocuk oyun alanları, miniatürk ekspres adlı gezi treni vb. kolaylıklar da ayrıca düşünülmüş.

Giriş ücretinin 4 milyon olduğu Miniatürk’te öğrencilerden 3 milyon, çocuklardan da 2 milyon alınıyor. 0–6 yaş grubu çocukların girişi serbest. Bizce çocuklar Miniatürk’e bayılacaklar..

Toplam 10 milyon dolara mâl olan Miniatürk’ü yetkililer her yıl birbuçuk milyon insanın gezeceğini tahmin ediyorlar. Miniatürk içinde hızlı bir tur yarım gün, ama bilgileri hazmederek yürünecek tarih yolculuğu bir gün sürer. Anneler ve babaların özellikle çocuklarının elinden tutup götürmek için bundan daha yararlı, güzel ve eğlenceli bir yer bulmaları imkansız. Hatta senede birkaç kez bilgileri tazelemekte bile fayda var. Tel: 212 222 28 89

[Şarkı] Nedim dilinden

Bilelim öğrenelim kâm alalım dünyadan

Geçip üç çifte kayıkla varalım deryadan

Aşkı devşirmeye hem kubbe–i Mevlânâ’dan

Gidelim serv–i revanım yürü Miniatürk’e

Geh varup havz kenarında hıraman olalım

Geh Hidiv Kasrı’na geh evlere mihman olalım

Artemis ya ki Anıtkabr’e de hayran olalım

Gidelim serv–i revanım yürü Miniatürk’e

Bir sen ü bir ben ü bir Kubbe–i Sahra olsun

Ulu Câmî ile Gök Medrese hempâ olsun

Dalalım tarihe de gayrısı yağma olsun

Gidelim serv–i revanım yürü Miniatürk’e


08.05.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (01.05.2003) - Varalım kûy–ı dilârâya

> (24.04.2003) - Sonunda Bağdat... Bağdat...

> (17.04.2003) - ‘Bağdat hırsızı’ bu sefer tarihi çaldı

> (10.04.2003) - [TAVAN ARASI] Bağdat; sembol şehir

> (03.04.2003) - [TAVAN ARASI] Acılar kum olup esende

> (27.03.2003) - [TAVAN ARASI] Elçilik mührünün yüzük kaşı

> (20.03.2003) - [TAVAN ARASI] Konan göçer ya!..

> (13.03.2003) - [TAVAN ARASI] Türkiye gündemini işgal eden bir kelime: Tezkere

> (06.03.2003) - [TAVAN ARASI] Bağdat... Bağdat...

> (20.02.2003) - TAVAN ARASI - Bağdat... Bağdat...




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.