|
Wolfowitz’in sözlerini nasıl değerlendirmeli?
ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’in “Ordu ve hükümet Irak’ta bizi çok büyük hayal kırıklığına uğrattı. İran ve Suriye politikaları bizimkiyle paralel olmalı.
Türkiye, yeni sayfa için, ‘Hata yaptık’ demeli” şeklindeki sözleri beni çok üzdü. Bu sözlerden, açıkçası Türkiye’nin bağımsız bir ülke olup olmadığı konusunda şüpheye düştüm. Türkiye bağımsız bir ülkedir ve alacağı kararlarda özgürdür. Bana göre Türkiye doğru yapmıştır, bu tehlikeli savaştan burnu bile kanamadan sıyrılabilmiştir. Ekonomi iyiye gitmektedir. Acaba bu olumlu sinyaller birilerini rahatsız mı ediyor?
Ahmet Şakir Gül, İstanbul
2003/05/08
Teşekkürler Zaman
Bingöl depreminin ardından Zaman’ın başlattığı yardım kampanyasına çok sevindim. Zaman yıllardır yayınlarıyla, bölge insanının yanındaydı. Bölgenin sesi soluğu oldu.
Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen Zaman’ın bu konuda sürdürdüğü duyarlı ve tutarlı çizgi bölge insanı için bir şanstır. Hatta bu Türkiye için bir şanstır. Bugün yapılan sadece bir yardım kampanyası değil, onun ötesinde daha derin anlamlar içermektedir. Bizi Bingöl’e, Bingöl’ü bize (İstanbul’a) taşımakta Zaman. Mehmet Taşan, İstanbul
,
2003/05/06
Mağdurların hakları
Ben Adapazarlıyım ve burada olan Ağustos 1999 depremini yaşadım. Çok binalar yıkıldı ve çok insan hayatını kaybetti.
Depremden sonra, adalet aramak isteyenler mahkemelere başvurdu, hiçbir şey çıkmadı, hiçbir müteahhit ceza almadı, haksızlığa uğradım diye dövünenler, yaptıkları mahkeme masraflarıyla daha fazla haksızlık içerisine düştüler. Uzun zaman mahkeme koridorlarında vakit kaybettiler. Dava konusu hasarlı binalar, bir hayalet gibi Adapazarı’nda yarı yıkık bir şekilde ayakta durmaktadır. Açıkça ortaya çıkan sonuç, bu şekilde çalışan mahkemeler ve adalet sistemiyle, deprem mağdurları hakkını alamıyorlar. Alternatif olarak yeni bir mahkeme sistemi kurmak lazım.
Mahmut Çelik, Adapazarı
2003/05/03
Zaman yıldırım gibi
Bingöl’de, sabaha karşı 03.27’de 6,4 büyüklüğünde olup 17 saniye süren deprem dehşetini yaşadım.
İnsanların acılarına, feryatlarına, korkularına tanık oldum. Yine yüzlerce cana mal oldu. Zaman gazetesi de ertesi günün sabahında bu dehşete karşı duyarlılığını yıldırım baskıyla okurlarına, bize ulaştırdı. Bu acılı günümüzde, her gün okuduğumuz Zaman’ı yanımızda görmek buruk bir teselliydi. Teşekkürler Zaman, yıldırım gibi geldin...
Mehmet Güler, Bingöl
2003/05/03
Büyünün sanatla ilişkisi mi?
Zaman Gazetesi’nin Kültür Sanat sayfalarını ilgi ile okuyoruz. Ama dün (1 Mayıs 2003) 16. sayfada yayımlanan ‘Büyüden sanata uzanan gizemli yol’ haberinde ne yapılmak istendiğini anlayamadım.
Haberin ‘İnançlarda büyü’ başlıklı spotunda insanoğlunu tektanrılı dönem öncesi uygarlıkları derinden etkilediği belirtilen büyünün sanatla ilişkisini ele alan dergiden bahsedildikten sonra, Topkapı Sarayı’nda bulunan tılsımlı padişah kaftanları da bu kapsamda değerlendirilerek İslam dünyasında ‘büyünün’ kullanım alanı olarak örneklenmiş. Bu da ister istemez, sanki Osmanlı padişahlarının ve dahi İslam halifelerinin sanki Kur’an’da kesinlikle yasaklanmış olan ‘büyüyü’ kullandıklarını düşündürtmektedir. Açıkçası bu konularda pek bilgili değilim; ama tılsım konusunun ‘büyü’ kapsamında değerlendirilmesini de doğru bulmuyorum.
Betül Özgüven, İstanbul
2003/05/02
|