|
İnternet gazeteciliği nereye?
İnternet teknolojisi –birçok buluşta olduğu gibi– askeri amaçla kullanılmıştı ilkin. Şimdi o, günlük hayatın bir parçası. Ticaretten siyasete, spordan sanata kadar uzanan geniş bir çerçevesi var internetin.
Dijital ortamın ne kadar gerçek ne kadar kurmaca olduğunu anlamak, uzmanlarını bile bazen zora sokuyor. Çünkü dijital ortam içinde her türlü ses ve görüntü üretimi yapılabiliyor.
İnternet gazeteciliği, dijital ortama duyulan kuşkunun gölgesinde doğdu. Bu kuşkuyu hukuki boşluklar da besledi. Çünkü klasik iletişim araçları için belli bir standart ve hukuki disiplin oluşturulmuştu. Oysa internet gazeteciliği, baş döndüren bir bilgi akışı sağlıyordu. Üstelik bunu yaparken ne çok büyük bir masrafa ihtiyaç vardı ne de onu belli bir standarda mecbur edecek yasal bir düzenlemeye.
Dileyen herkes küçük bir ödemeyle web sitesi kurabiliyor ve buraya dilediği bilgiyi taşıyabiliyor. Saygın haber ajanslarına üye olmak, muhabir çalıştırmak, editör maharetiyle gelen bilgileri uzman süzgecinden geçirmek gibi bir zorunluluk da yok üstelik. Kanun koyucunun teknoloji kadar hızlı olması zaten düşünülemez. Biri, hayatın dinamiği, öbürü, onun peşinden koşan kurallar zinciri..…
Her şeye rağmen internet gazeteciliği özgür bilgi edinimi için yeni kapılar açtı, alternatif medyayı güçlendirerek genel medyanın hassas dengeleri gereği yazamadığı, konuşamadığı konuları kamuoyuna duyurdu. Ne var ki bilgi bombardımanına maruz kitleler için internet, hâlâ kokuşmuş bilgi çöplüğü ile özgür bilgi kaynağı arasında gidip gelen yeni bir kavram.
İşte bu kritik noktada markalaşma kilit bir rol oynuyor. İnternetteki yasal boşluklarda fink atıp terör estiren bazı web siteleri, çok sayıda ziyaretçi bulsa da bir zaman sonra ‘güvenilmez kaynak’ mührünü yiyor alnının ortasına. Doğru yazan, yazdığını belli bir mesleki standartla kaleme alan siteler, uzun dönemde büyük avantaj yakalıyor. Marka olamamış web sitelerinin yol açtığı güven bunalımı nedeniyle güçlü medya kuruluşlarının web sitelerine yöneliş var. Çünkü onların yıllar içinde elde ettiği güveni bir çırpıda feda etmeyeceği düşünülüyor.
Maalesef Türkiye’de genel medya yanlışları internet gazeteciliğine de sirayet etmiş durumda. Yazılı ve görüntülü basının itibar kaybı yetmiyormuş gibi, aynı tecrübeyi ve dahi aynı akıbeti internet medyası da yaşıyor. Kaynağı meçhul haberler cirit atıyor sanal ortamda. Dedikodular üzerine üretilen ‘flaş haberler’ kimi zaman tutarsızlığın akıl almaz örneklerini veriyor.
Sanal alemde gördüğü rağbet üzerine yazılı basına adımını atan bir portal, sanal haberciliğin uçucu büyüsünü gazete sayfalarında bulamadı. Adeta suçüstü yakalanır gibi oldu ve gazetecilik disiplinlerinden ne kadar uzak olduğu gözlendi. Reklamlarda ‘Olağan Şüpheliler’ gibi sıraya girip boy göstermek kolay. İş ‘print journalism’in ince ayrıntılarına gelince, kıvrak danslarınıza alan kalmıyor; çünkü temel disiplinler kuşatıyor sizi. İşte sanal alemin kavalcısı olmak ile referans gazetecilik arasındaki fark bu noktada belirginleşiyor.
Öteden beri medyayı etkileyen her keşif, fütüristlerin iştahını kabartmıştır. İnternet keşfedilince de genç kuşakların artık mürekkep kokulu gazete yerine sanal gazetelere yöneleceğini düşünenler oldu. Onlara göre bir ekran, gazete, dergi, radyo, TV, sinema vs. için kafiydi. Fütüristlerin hayal gücü haklı nedenlere dayansa da tarihi bir gerçek var= Hiçbir keşif bir öncekini tamamen yok etmez. Her buluş, zaman içinde kendine yeni bir alan açar ve kendi gerçekliğini oluşturur..…
İnternet yayıncılığı hem taze bilgi taşıması, hem sürekli güncellenebilmesi hem de interaktif özelliklerinin bulunması sebebiyle geleceği aydınlık bir iletişim aracı. Önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak ayrışımlar, bilgi çöplüğünden tertemiz sıyrılabilen ve rahatlıkla referans gösterilebilen internet gazetelerini de işaretliyor. O çizgiyi yakalayan yayıncılar çağı daha doğru okuyabilecek, bunda şüphe yok..…
Halk medyasını merak ediyor
Türkiye’deki internet gazeteciliğinde enteresan bir durum daha var. İnternette en dikkat çeken web siteleri, medya dünyası üzerine yayın yapıyor. Medyatava, Haberciler, Dördüncükuvvetmedya, Süperpoligon, Jurnal gibi siteler, medya aleminde olup biteni paylaşıyor meraklısıyla. Bu siteler 2001 ekonomik krizinden sonra daha bir cazibe noktası haline geldi. İşsiz kalan gazetecilerden, medya içi transferlere kadar pek çok ‘içerden bilgi’yi bu sitelerde bulabiliyorsunuz.
Aslında bu merakı da iyi tahlil etmek gerekiyor. Medya plazalar ile başlayan star sistemine dayalı gazetecilik döneminde sanal alemin cilveleriyle bezenmiş sektörel haberlerin ve bunlara duyulan merakın bir açıklaması olmalı.
Tabii sadece starlar’ın gizemli ilişkileri dile getirilmiyor bu sitelerde. Gazetecilerin en temel sorunları da dile getiriliyor. Hangi gazetede maaşlar hâlâ dağıtılmadı, hangi televizyondan kaç kişi işten atıldı gibi haberlerle neredeyse bir iç denetim yapıyor bu siteler.
İşin en ilginç yanı ne biliyor musunuz? Medya haberlerine odaklanmış siteler, halk tarafından da merakla takip ediliyor. Demek vatandaş merak ediyor medya mensuplarını. İşte burasını kestiremiyorum, acaba halk medya mensuplarına karşı duyduğu öfke nedeniyle mi, yoksa medyaya duyduğu sevgi hatta hayranlık sebebiyle mi bu tür sitelere rağbet ediyor? Ne dersiniz, bu merakın analizi sürpriz sonuçlar çıkarabilir galiba...
12.05.2003
|