Filistin’de iç savaşın çıkmasına mani olmamız için mucizeye ihtiyaç var, çünkü bütün göstergeler Filistin’e bir iç savaşın gelmekte olduğuna işaret etmektedir. Ebu Mazen hükümetiyle Filistinli direniş güçleri arasında savaşın çıkması kaçınılmaz görünüyor. Ebu Mazen hükümeti intifadayı durdurmak maksadıyla işbaşına getirildi. Zaten Ebu Mazen, öteden beri intifadaya karşı muhalefetiyle bilinmektedir. Bu hükümetin güvenlik sorumlusu olan Muhammed Dahlan Filistin direnişine şiddetle karşı olduğu için İsrail’in isteği üzerine göreve getirilmiş bulunmaktadır. Dahlan’ın ilk işi Filistin direnişini durdurmak ve Filistinlilerin ellerinde bulunan mevcut silahları toplamaktır.
Bu apaçık bir plandır, kimse bunu gizlemiyor. 26 Nisan 2003 tarihli Londra basınında yer alan ortak başlık şuydu: ‘İsrail, Ebu Mazen hükümetinin çizdiği planla Filistin terörüyle mücadele edecek.’
İsrail nazarında Ebu Mazen hükümeti, Filistin direnişini ortadan kaldırarak İsrail’i rahatlatan yeni bir emniyet biriminden fazla bir şey değildir. Filistin’de terörle savaş adı altında intifadaya son vermek konusunda İsrail ile yeni Filistin hükümeti tarafından ortaklaşa hareket edileceği, İsrail Haaretz gazetesinde siyasi yorum yazarı Aluf Ben tarafından da ifade edildi. Böylece Filistin direniş örgütleri dağıtılacak, intifada ve intihar saldırıları son bulacak ve İsrailliler için kâbus bitecek. Bu nedenle yol haritasının en önemli köşe taşı olan bu planın bir an önce uygulanması için, İsrail acele ediyor. İsrail’in bölgedeki Arap ülkeleriyle ikili ilişkiler kurarak normalleşme konusu ise, yol haritasının daha sonraki bölümlerinde yer almaktadır.
Bilindiği gibi, intifada ve intihar saldırıları, Arapların İsrail’e karşı kullandıkları ilk tehdittir, ABD’li yazar Thomas Friedman da aynı kanaattedir. İntifada, İsrail silahlı kuvvetleri ve özellikle Başbakan Şaron’u da zor duruma soktu. ‘Bırak ordu zafere gitsin’ sloganıyla yola çıkan Şaron, seçim esnasında seçmenlerine intifadayı yüz gün içinde yok edeceği sözünü vermişti, intifada ikinci yılına girdi ve değişen bir şey olmadı, Şaron verdiği sözü yerine getiremedi. İsrail hükümeti sonunda bir çıkış yolu buldu, o da Filistin’i Filistinlilerle hal etmek. Zaten İsrail hükümeti intifadanın ancak Filistinliler tarafından sona erdirilebileceğini açıkça itiraf ediyor. ABD ve İsrail’e güvence veren Filistin’in yeni Başbakanı Ebu Mazen güvenoyu aldıktan sonra yaptığı açıklamada, her vatandaşın beklediği, İsrail işgaline son vermek, İsrail’in yerle bir ettiği altyapıyı yeniden inşa etmek, halkın sıkıntısını hafifletmek, İsrail elindeki esirleri serbest bırakmak şeklindeki açıklamalar yerine, hükümetinin her türlü terörle mücadele edeceğini, meşru silahlardan başka silahların varlığına izin verilmeyeceği ve intifadaya son vereceğini ifade etti. Ebu Mazen’in tesis etmek istediği güvenlik şüphesiz ki İsrail askerleriyle yerleşimcilerin güvenliğidir. Ebu Mazen hükümeti güvenoyu aldığı günlerde İsrail, ikisi Aksa Şehitleri’ne mensup olmak üzere üç Filistinli liderle, Gazze’de 15 Filistinliyi öldürdü. Filistin hükümeti kurulduktan sonra işgal ettiği topraklardan çekileceğini vaat eden İsrail bu vaadinden de vazgeçti.
Irak işgalinden sonra, bölgede İsrail’in önündeki bütün engeller kalkıyor, yollar açılıyor, bölgedeki denge kendi lehine dönüyor. Nitekim Suriye, Filistin mukavemet bürolarını kapattı, Lübnan’daki Hizbullah’a verdiği desteği çekti. Böylece İsrail, Irak işgalinin ilk meyvelerini aldı. Diğer meyveler ise, Filistinlileri birbirine kırdırmaktır, bunun da emareleri görünmeye başladı. Filistin direnişinin sembolü olan HAMAS, hükümetin silahların toplanmasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamaya verdiği cevapta, ellerindeki silahları vermeyeceklerini ve silahlara uzanan ellerin kırılacağını söyledi. Ebu Mazen hükümeti söylediklerini yapmaya, kararlarını uygulamaya kalkışması halinde Filistin’de iç savaş kaçınılmaz olacak. Bundan da İsrail kazançlı çıkacak elbette. Her halükârda Ebu Mazen hükümetinin başarısı Filistinlilerin intiharı olacak, başarısızlığı ise kurtuluşu. Dileyelim ki Allah yeni Filistin hükümetine basiret versin ve iç savaşa fırsat vermesin.
(El Şarkü’l-evsat, Londra, 5 Mayıs 2003)
13.05.2003
|