|
Akıl, teknoloji ve kalp el ele tutuşunca...
Bugün siyasî konulardan uzak kalarak hayatın, monotonluklara neşter vuran sürprizlerinden birine bizzat nasıl tanık olduğumu anlatmaya çalışacağım.Birkaç yıldan beri yüksek tansiyon rahatsızlığım var.
Bir de son aylarda özellikle merdiven çıktığımda kalbim daha hızlı çarpıyor ve adeta tıkanıyorum.
Sevip saydığım bir büyüğüm, “ihmal etmeseniz iyi olur” deyince, yakın arkadaşlarımın tavsiye ettiği İzmir Şifa Tıp Merkezi’ne gittim. Şifa Hastaneler Grubu Başkanı Opr. Dr. Mahmut Akdoğan, Bornova’daki merkezi gezdirirken gerçekten farklı bir yere geldiğimi anladım. Sağlık alanında en ileri teknoloji ile karşı karşıyaydım. Kalbimle ilgili ilk tetkik için “Multidetector 16 Slice CT” cihazına girdim. Hiç mübalağasız, karşınızda uzay teknolojisi var. Orada öğrendim ki bu cihaz Türkiye’de tek ve dünyada aynısından daha sadece 4 merkezde varmış. 20 saniye gibi kısa bir sürede katetersiz orijinal renkleri ile kalbimin üç boyutlu görüntüleri alındı. Bana sonra bilgisayarda kalbimin değişik açılardan onlarca görüntüsünü izlettirdiler. Ama benimle ilgili olay da başladı. Radyoloji uzmanı Dr. Dilek Öncel, o görüntülerden benimle ilgili problemler olduğunu söyledi. Sonuçlara bir de kalp, damar ve iç hastalıkları uzmanı Dr. Bülent Gürçay baktı. “Efor testi”m de pozitif (yani rahatsızlık adına pozitif) çıkınca doktor bey “Yarın anjiyo olmanız gerekiyor.” deyiverdi.
Ben ise öğlen 2’den beri Yalova’ya kaç otobüsüyle döneceğimi hesaplayıp duruyordum. İlk tepkim “Hemen yarın mı?” oldu. “Televizyonda bir canlı yayın programım var, haziran sonrası gelsem” diyecek oldum. “Bu riski göze alamayız.” dedi. Ben tekrar “Yani yarın anjiyo olmam şart mı?” dedim. Bülent Bey büyük bir kararlılıkla “Evet şart.” dedi. Kabul ettim. Ve salı günkü ilk operasyon için ismimiz yazdırıldı.
Karışık duygularım belki bir roman malzemesi bile olur. Hayatın bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmesinden tutun da, “abartma yahu, bu tıp merkezinde günde 40–50 anjiyo yapılıyor; Dr. Mahmut Bey’in demesine göre buradaki uzman doktorlar ABD’de bile yok, hele biraz rahat ol” dedim. Ama salı sabahı yeşil ameliyat elbisesini giyince başka bir boyutta yürümedim desem yalan olur.
Anjiyo nedir bilmeyenler olabilir. Kasığınızdan damara önce 7–8 santim uzunluğunda 1–1,5 milimetre çapında plastik bir boru takılıyor. Sonra o borunun içinden içi boş ince bir tel gönderiliyor. Kan damarlarında dolaştırılan o tel ile kalbinize kadar gidiliyor. Operasyonu yapan Kardiyolog Doktor Hasan Yılmaz Bey, 10 dakika sonra bana “Tamam Hüseyin Bey.” dedi. Şaşırmış; ama sevinmiştim. Demek çok büyük bir problem yoktu.
Tabii merakla sonucu bekledim. Hasan Bey şema üzerinde de izah etti. Ana damara bağlı yan damarlardan birinde (tıp dilinde D1 diyorlar) yüzde 70 oranında tıkanma vardı. Yine ana damar üzerinde LAD denilen bölgede yüzde 30’luk bir daralma vardı. Artık ben bir koroner arter hastasıydım. Şimdi verilen ilaçları ve yapılan tavsiyeleri ciddiyetle yerine getirecektim. (Bir de operasyonun CD’sini verdiler. Henüz bilgisayarda izleyemedim.)
Bir gün içerisinde iki önemli şey öğrendim. Birincisi, arabalarımızın bakımına gösterdiğimiz hassasiyeti kendi sağlığımız için göstermiyorduk.
İkincisi, Türkiye’de özel sağlık kurumları arasında İzmir Şifa Tıp Merkezi gibi sağlık sektöründe gerçekten öncülük yapan ve ileri teknolojiyi kullanan şifa merkezleri yurt çapında yeterince bilinmiyorlar. Bir de onların kıymeti bilinmiyor. Ama halk onların değerinin farkında. Çünkü bu merkez artık aşırı teveccühten İzmir’e dar geliyor.
Sağlığımla ilgili olarak gösterdikleri yakın ilgiden dolayı Başhekim Sayın Mahmut Akdoğan’ın şahsında bütün hastane personeline, güleryüzlü, sevgi dolu doktor ve hemşirelere kalbî şükranlarımı sunuyorum.
İzmir Şifa Tıp Merkezi; akıl, teknoloji ve kalbin el ele tutuştuğu örnek bir sağlık kuruluşu olmuş. Emeği geçen herkesi kutlamak gerekiyor...
15.05.2003
|