| |
Kartal ve Arslan
Yüzüncü yılında Beşiktaş hedefi tam ortasından vururken topladığı 85 puanla, tarihinde büyük bir başarıya imza attı. Bu rekor puanda son haftaya kadar kendisini zorlayan yakın takipçisi Galatasaray’ın da büyük rolü var.
Lucescu yönetimindeki Kara Kartallara yapılabilecek 3 isim ilavesi bu takımın Şampiyonlar Ligi’ndeki şansını yükseltebilir. Elleri kadar ayaklarını da çok iyi kullanabilen, Cordoba mutlaka kalmalı, istikrarlı Ronaldo, Zago ikilisine bu yıl Emre Aşık da ekleniyor. Orta sahaya kaydırılacak Ahmet Yıldırım’ın yanında bu yıl adaşı Ahmed Hassan da Siyah–Beyazlılara güç katacak. Yukarıda belirttiğim üç transferden biri mutlaka çok uzun boylu bir santrfor olmalı. İspanyol liginde başarıdan başarıya koşan Nihat Kahveci’nin takım arkadaşı Tayfun’u ikna ettiği söyleniyor, eğer bu söylenti doğru ise Beşiktaş, orta sahasının yükünü taşıyabilecek bir isme daha sahip olur. Sezon bitiminde objektifimden çıkan tabloyu böyle görmekteyim. Gayet tabiidir ki burada çekilecek kura ve düşülecek gurubun da rolü büyüktür.
Bu hafta Türk futbolunda, 1964’ten bu yana sayısız başarılara şahit olan Ali Sami Yen futbol mabedi ve onun vefakar seyircileri, birbirinden ayrılan sevgililer görüntüsündeydiler. Ancak bu hüzünlü veda ne zaman kavuşma sevincine dönüşecek ve o zamana kadar nerede buluşulacak konusu zihinleri kurcalayan soru oluyordu.
Bu yıl Galatasaray, yabancılarından beklediği verimi alamadı. Geriye bakacak olursak, 80’li yılların sonunda, Simoviç, Kovaçeviç, Prekazi. 90’lı yılların başında, Falco Götz, Stumpf, Gutschow. 1996–2001 yılları arasında Hagi, Popescu, Taffarel üçlüleri son senelerdeki başarıların unutulmaz isimleridirler. Bu isimlere son 10 yıldaki elde edilen 7 şampiyonlukta büyük payları olan: Ergün, Okan, Emre, Bülent, Tugay, Suat, büyük ve küçük Hakan’lar, Ümit Davala, Hasan Şaş gibi yıldızları eklediğimizde ortaya, Rüştü ve Alpay takviyeli bir Milli Takım çıkar ki, bu takım dünya üçüncüsü olarak Türk insanının gururunu yansıtır. Bu başarılarda Ali Sami Yen mabedinin seyircilerinin de katkıları büyüktür. Kopenhag’daki UEFA finalinde Arsenal karşısında 10 kişi kalındığında bir anda patlayan (Dağ başını duman almış) marşı kupanın ülkemize gelmesindeki en büyük faktörlerden biridir.
Bugün Galatasaray’a başkanlık eden Canaydın fair–play’in en az şampiyonluk kadar, mühim olduğuna inananlardandır. Yıllar evvel onunla aynı formayı terleten ben ve bizim nesil demek ki böyle yetiştirilmiş ve sporu böyle öğrenmişiz.
Bunca başarıya imza atmış Terim’e gösterilen kini anlamakta zorluk çekerken, ülkeye böylesine başarılar getirmiş Galatasaray’ı yerden yere vurmaya çalışan bazı zavallı kalemlere acıyorum.
04.06.2003
|