İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
08.06.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

ZAMAN KiTAP

Kültür Sanat...(Bütün Haberler)

kultur@zaman.com.tr

 

‘Şiir kurma cihazım kırıldı’ diyordum ki, ‘ödül aldın’ dediler

Maraşlı şair Bünyamin K.’nın ‘Hiçbir Baloda Yokum’ isimli kitabı, bu yıl ilk defa düzenlenen Cahit Zarifoğlu Şiir Yarışması’nda ‘Jüri Özel Ödülü’ne lâyık bulundu. Çocuklara resim öğretmek için Maraş’ın bir ucundaki evinden kalkıp diğer ucundaki okuluna giderken şiirlerini yanından hiç ayırmayan şair; “Artık şiir yazamıyorum dediğim bir anda ödül haberini aldım, bu benim için bir lütuftu.” diyor.

bünyamin K., Maraş’ta Şairler Parkı’nda şiir konuştuğu arkadaşlarını üç–beş gün için yalnız bırakarak İstanbul’a geldi. Şimdi Şairler Parkı’ndaki masalarda Bünyamin K.’nın ‘Hiçbir Baloda Yokum’ (Şule Yayınları) isimli kitabıyla aldığı ödül konuşuluyor olmalı; Cahit Zarifoğlu Jüri Özel Ödülü... Şiiri kurmadaki yenilik çabaları ve dili kullanmadaki arayışları göz önüne alınarak bu ödüle lâyık bulunan Bünyamin K.; (soyadı, bir nüfus memurunun azizliğine uğrayıp acayip, karmaşık ve anlamsız bir hâl alınca sadece ‘K’ harfini kullanmayı tercih etmiş.) “Ödül aldığımı öğrendiğim gün, bir kafeteryada arkadaşlarla oturuyorduk. Onlara; yaklaşık bir yıldır şiir yazamadığımdan bahsediyordum. ‘O zaman sen şiiri bıraktın.’ dediler. Ben de şiirin başlanıp bırakılacak bir şey olmadığını söyledim. ‘Sanırım şiir kurma cihazımın kırıldı. Eğer tamiri mümkün değilse yani kullan–at cinsinden bir cihazsa işim kötü.” diyordum ki, bir telefon geldi ve Mustafa Ruhi Şirin, yarışmada jüri özel ödülü kazandığımı söyledi. O an, düşünebildiğim tek şey, bu ödülün benim için bir lütuf olduğuydu; bir de bu ödül beni tekrar körükler mi acaba diye düşündüm.” diyor. Çok önemsediği ve ‘Beklemediğim bir şeydi.’ dediği ödül, ‘Yiten kedi’ diye bir şiir yazdırmaya başlamış şaire; bir yumakla oynayan ve bildiği bütün hünerleri gösterdikten sonra yumaktan sıkılan bir kedinin şiiri bu.

Şiirlerim hayatımın bir dökümü

Bünyamin K., bu yıl ilki verilen Cahit Zarifoğlu 2002 Şiir Jüri Özel Ödülü’nü kazandıran ‘Hiçbir Baloda Yokum’ isimli kitabı için ‘Hayatımın son yedi yılının dökümü’ diyor. Kitaptaki 35 şiiri, yedi yıl boyunca yanından ayırmadığı bir cüzdan gibi taşıyan şair, her gün Maraş’ın bir ucundaki evinden çıkıp diğer ucundaki okuluna gidiyor ve çocuklara resim öğretiyor. Şiir ve resim birbirini tamamlıyor; ancak, elli kişilik bir sınıfta sadece beş kişi resim yapmak istiyorken, sınıfın tamamını buna zorlamak pek de sevimli gelmiyor Bünyamin K.’ya. Bir de şair tabiatına çok yakışan ketumluğunun yüzüne vurulmasından hoşlanmıyor. “Çocukken sessizliğim büyüklerin hoşuna giderdi; ama ben neler yaşardım bilmezlerdi. Şimdi, okula girerken öğrencilere ‘rahat, hazır ol!’ gibi komutlar vermek bile zor geliyor, herkesin ortasında yüksek sesle konuşmak bana göre değil.” diyen şair, şiirlerini bir gün yüksekçe bir yerden insanlara okumaya da çok hevesli görünmüyor.

İstanbul’a kadar gelemem; o kadar cesur değilim.

İstanbul’dan uzak bir şair, içinde hep bir özlem büyütür; lâkin onun bu kadim şehirden uzak duruşunu anlayışla karşılamak hatta bu tercihin altında şairâne sebepler aramak gerekir. Bünyamin K. da her ne kadar, ‘üç kapısının ikisinden şair çıkan, 42 dergili bir şehir’de yaşıyor olsa da, Anadolu’nun hiçbir şehrinin bir şaire yetmeyeceği görüşünde. “Maraş’ta iyi bir ortam var; Şairler Parkı’ndaki hemen her masada şiir karalanmış kağıtlar bulursunuz. Fakat, sohbet çemberimiz gittikçe daralıyor, arkadaşlarımız 25 yaşından sonra ya İstanbul’a gidiyor ya Ankara’ya.” diyen şair, kendisinin hâlâ Maraş’ta olmasını biraz mecburiyete, biraz da cesaret eksikliğine bağlıyor. “İstanbul’a kadar gelemem; o kadar cesur değilim. İstanbul’da sadece işimle ve evimle ilgileneceksem iyi; fakat Cağaloğlu’nda vakit geçireceksem cesarete ihtiyacım var. Buralarda ummadığım şeyler görüyor ve hayrete düşüyorum. Uzaktan belli belirsiz görünen ve o müphem haliyle hoş duran bir resme yaklaşınca hatalı fırça darbelerini fark ediyor ve üzülüyorum.” diyen Bünyamin K., İstanbul’dan uzak olmanın kendisinde ‘oyuna seyirci olma’ hissi verdiğini; ancak gönderdiği şiirlerin beğenildiğini ve dergilerde yayınlandığını görünce de, “Nerede olduğumun önemi yok galiba.” diye düşündüğünü söylüyor. Fakat, Maraş’tan bir gün çıkmak gerekirse gidilecek yer de belli şair için;

“Bursa, Muradiye’yi bilir misiniz? Gözümün önümden gitmeyeceğini anladığım için Bursa’da yaşamak istiyorum. Maraş’tan çıktım; denizi Gemlik’te gördüm, her şeyi orada gördüm. 19 yaşındaydım ve bir kızla konuşulabileceğini orada fark ettim.”

Ülkü Özel Akagündüz

08.06.2003


 

‘Zarifoğlu’nu bir dağ gibi tanıdım’

Şair Cahit Zarifoğlu adına bu yıl ilk kez verilen “Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü”nü kazanan Ömer Erdem’e ödülü, dün Çamlıca Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle verildi.

Ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada çok duygulanan Erdem, eğer yaşasaydı Zarifoğlu ile çok iyi dost olabileceklerini söyledi.

Vefatının 16. yılında anılan Cahit zarifoğlu için, ailesi ve dostları ilk olarak Küplüce Mezarılığı’ndaki kabrinin başında buluştu. Daha sonra Çamlıca Kültür Merkezi’nde “Cahit Zarifoğlu Şiir ve Edebiyat Girişimi”nin şair adına verdiği şiir ödülünün töreni yapıldı. Prof. Dr. Abdullah Uçman, Rasim Özdenören, Erdem Beyazıt, Enis Batur, Alim Kahraman ve Cevdet Karal’dan oluşan jüri, “Yarım Ağaçlar” adlı kitabıyla ‘dili sade ve ustaca kullanmadaki becerisi, dinç söyleyişi ve şiirinin arkaplanında kendini hissettiren dünyaya bakıştaki özgünlük’ dolayısıyla Ömer Erdem’i birinciliğe seçmişti. Prof. Dr. Abdullah Uçman’dan ödülünü alan Ömer Erdem, yaptığı konuşmada şiir anlayışı üzerinde durdu. Şiiri hep bir var oluş meselesi olarak gördüğünü ve insanın dünyada var oluş sebebini dilden başka bir şeyin anlatamayacağını söyledi. Cahit Zarifoğlu’nu, şiir yazdığı ilk yıllarda tanımadığını, dolayısıyla ondan etkilenmediğini belirten Erdem “Estetiğe karışmış şiirleri Zarifoğlu’nu çağının en değerli şairlerinden biri yapıyor. İçimden bir ses, ‘eğer yaşasaydı dost olabilirdiniz’ diyor. Fotoğraflarından tanıdığım Cahit Zarifoğlu, bana benim gözümle çok yakın bir akrabadır. Bazen şehirde beraber dolaşıyoruz. Necip Fazıl’ı tanıdığımda beynimde yangınlar oluştu. Sezai Karakoç’la sarsıldım. Cahit Zarifoğlu’nu bir dağ gibi tanıdım ve bu tanımayla onunla bir gönül bahçesi kurdum. Onunla birlikte, sırtımızda tüplerle bir denize dalmak ve dünyanın tabanına suyun dibinden bakmak isterdim. Bu mümkün değil; ama kader bana bir jest yaptı ve bu ödülle onun adının yanına benim adımı koydu.”

“Şiir kurmadaki yenilik çabaları ve dili kullanmadaki arayışları” nedeniyle “Hiçbir Baloda Yokum” adlı kitabıyla Jüri Özel Ödülü alan Bünyamin K. da ödülünü, Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Kemal Kahraman’dan aldı. Kanal 7’nin hazırladığı “Yaşamak” adlı belgeselden bölümlerin gösterildiği törende, Âlim Kahraman tarafından hazırlanan “Cahit Zarifoğlu Yürek Safında Bir Şair” adlı armağan kitabın tanıtımı da yapıldı. Bu arada, ‘Yaşamak’ isimli belgeselin 12 Haziran akşamı Kanal 7’de yayınlanacağı bildirildi. Şemsinur B. Özdemir, İstanbul

08.06.2003


 

Bağdat’taki bale okulu yeniden açıldı

Irak’ın başkenti Bağdat’ta savaştan sonra yağmalanan Bağdat Bale ve Dans Okulu, yeniden eğitim vermeye başladı.

Savaşın sona ermesinin ardından Bağdat’ta başlayan yağmadan etkilenen ve tüm teknik malzemelerini yağmacılara kaptıran okul, öğrenci ve öğretmenlerin kendi aralarında para toplayıp dans kostümü yaptırmasının ardından, bulduğu bir piyanoyla eski yerinde yeniden eğitim veriyor. Okul Müdürü Naciha Naif Hammadi, okuldaki yağmanın ardından Amerikalı yetkililerle görüştüklerini ve onlardan yardım sözü aldıklarını söyledi. Tanıdıklarından bir piyano bulup okula getirdiklerini, öğrencilere yeniden derslerin başlayacağını haber verdiklerini belirten Hammadi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çoğunluğu kız olan öğrencilerimiz, yeniden eğitime başlamanın heyecanı içinde. Şimdi ilk hedefimiz, gelecek günlerde yapmayı planladığımız bir gösteri.’’ Bağdat, aa

08.06.2003


 

‘Söz Veriyorum’ oyunu Yalova’da sahnelenecek

Trabzon Devlet Tiyatrosu ‘Anadolu Turnesi’ kapsamında sezonun Aleksiyev Arbuzov’un ‘Söz Veriyorum’ isimli oyununu, 10 Haziran’da Yalova Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda sahneleyecek.

“Söz Veriyorum” adlı oyunda II. Dünya Savaşı sırasında 900 gün süren Leningrad kuşatması sırasında 3 genç arasında 1942’de başlayan dostluk ilişkisinin 17 yıllık öyküsü anlatılıyor. Zor şartlarda sınanan dostluk ve aşk ilişkisi anlatılırken sevginin niteliği de sorgulanıyor. Yalova, cihan

08.06.2003


 

Atlar, tuvallerde özgürlüğe koşuyor

Ressam Caner Okçuoğlu, The Marmara Oteli’nde ikinci kişisel sergisini açtı. İlk sergisinin devamı niteliğindeki bu sergide, ışık–gölge ilişkisi içinde tuval üzerine yağlıboya tekniğiyle yapılan resimler yer alıyor.

Toplam 42 eserin yer aldığı sergide at resimleri ağırlıklı kullanılmış. Hayalindeki atları resmeden Okçuoğlu, kimisini koşarken, yarışırken resmetmiş, kimisini de gelin gibi süslemiş. Sanatçı onları, hızın ve sonsuz özgürlüğün temsilcisi olarak görüyor. Atlara insan gibi baktığını söyleyen sanatçı, “Atlar en sadık dostlarımdır. Ben hiç ata binmedim; ama hayalimdeki gibi bir gün benim de atım olacak. Onunla gezip sonsuz özgürlüğü tadacağım.” diyor. Van Gogh’un ayçiçek resimlerinden etkilenen Okçuoğlu, yeni sergisinde, atlarını ayçiçekleriyle eşleştiriyor. Atların ticarî işlerde kullanılmasını eleştiren Okçuoğlu, “Bu işlerin kaldırılması mümkün olabilseydi, atlar bugün gerçek özgürlüğüne kavuşabilirdi.” diyor. Atların bin bir türlü halini görmek isterseniz Caner Okçuoğlu’nun “Atlar” sergisi 18 Haziran’a kadar açık olacak. Fatma Gül, İstanbul

08.06.2003


 

Eskişehir’de Pişmiş Toprak Sempozyumu

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi’nce bu yıl 3.sü düzenlenen “Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu’’ 16–30 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek.

Sempozyuma, 7 ülkeden 11 sanatçı katılacak. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “sektörel, bilimsel ve sanatsal’’ açıdan değerlendirip kent kimliğiyle bütünleştirmek amacıyla düzenledikleri sempozyum kapsamında, bu yıl 60’ın üstünde bildiri sunulacağını söyledi. Bildirilerle pişmiş toprağın mühendislik, arkeolojik ve sanatsal açıdan değerlendirileceğini anlatan Ataç, eski Kurt Kiremit Fabrikası’nın bahçesinde düzenlenecek etkinlik kapsamında, ücretsiz halk konserleri, sergiler ve yarışmalar yapılacağını ifade etti. Almanya, Bulgaristan, Kazakistan, Yeni Zelanda, Hollanda ve ABD’den birer, Türkiye’den de 5 olmak üzere toplam 11 sanatçının yapacağı heykeller, kent merkezine yerleştirilecek. Eskişehir, aa

08.06.2003


 

Türk filmleri, festival için Giresun’a gidiyor

2. Karadeniz Giresun Altın Fındık Film Festivali’nde gösterime girecek filmler ve sanatçılar belirlendi.

Festival, 10 Haziran’da İl Özel İdare Kültür Sitesi Salonu’nda, yönetmen Muzaffer Hiçdurmaz’ın, “Sinema Endüstrisi ve Turizme Katkısı’’ konulu söyleşisi ve “Son’’ adlı filmin gösterimiyle başlayacak. Festivalin ilk gününde “Masumiyet” ve “Üçüncü Sayfa”, 2. gününde “Güle Güle”, “Aliye”, “Asansör”, 3. gününde “Filler ve Çimen”, “Duruşma”, 4. gününde “Komser Şekspir”, “Yeşil Işık”, “Sır Çocukları”, 5. gününde ise “Kaçak Para” adlı filmler gösterilecek. Festivale katılmak üzere İzzet Günay, Ekrem Bora, Efkan Efekan, Yılmaz Köksal, Nilüfer Aydan, Salih Güney, Kadir İnanır, Hülya Koçyiğit, Levent Kırca, Oya Başar, Ediz Hun ve Yusuf Sezgin’in de aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçının Giresun’a gitmesi bekleniyor. Festival, 14 Haziran’da Atatürk Stadı’nda gerçekleşecek ödül töreni ve konserle sona erecek. Giresun, aa

08.06.2003


 

TYB’de, Osmanlıca kursları başladı

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi’nde “Osmanlı Türkçesi’’ kursları başladı. Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, bu kursları, “toplumun hafızasızlaştırılmasına’’ karşı bir eylem olarak gördüklerini söyledi.

Köseoğlu, kültürün süreklilik isteyen bir alan olduğunu belirterek, geleceğe sağlam adımlarla yürüyebilmek için önce geçmişi iyi bilmek gerektiğini belirtti. Koyunoğlu Müzesi’nde başlanılan ‘Osmanlıca Türkçesi’ kurslarına, farklı sosyal gruplardan yaklaşık 80 kişi devam ediyor. Kursiyerlere dersler, Selçuk Üniversitesi’nden, konusunda uzman öğretim üyeleri tarafından veriliyor. Derslerde Arapça harflerden başlayıp Osmanlı Türkçesinin dil ve yazım özelliklerine kadar konular ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor. Kültür–Sanat

08.06.2003


 

Tiyatroda rekor deneme

Ankara Oda Tiyatrosu Topluluğu, klasik tiyatroya dikkat çekmek amacıyla 48 saat sürecek bir rekor denemesi başlattı.

Marmara Üniversitesi (MÜ) Dr. İbrahim Üzümcü Kültür Merkezi sahnesinde gerçekleştirilecek rekor denemesi öncesi basın açıklaması yapan “Operadaki Hayalet Üzerine Bir Fantezi’’ adlı oyunun yazarı, yönetmeni ve oyuncusu, 9 Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaan Erkam, amaçlarının klasik tiyatroya dikkat çekmek olduğunu belirtti. Daha önce oyunu 36 saat süreyle oynadıklarını ve başarılı olduklarını söyleyen Erkam, rekor denemesi sırasında gelecek konuk oyuncuların da sahne alacağını kaydetti. İstanbul 5. Noteri Başkatibi Zihni Dardoğan da rekor denemesi süresince salonda kalarak, Guiness Rekorlar Kitabı için tutanakları hazırlayacak. Deneme, “www.turkiyeonline.com’’ adresinden takip edilebilecek. İstanbul, aa

08.06.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.