|
Yabancı kaleciye 100 milyar lira ekstra verir misiniz?
Bazen sözü fazla uzatmadan konuya giriş yapmak elzem oluyor. 1994 sezonundan itibaren önce 1. Lig takımlarında mecbur kılınan, daha sonra da diğer liglerde yaygınlaştırılan kaleci antrenörlüğü uygulaması maalesef istenilen neticeyi vermedi.
Eğer vermiş olsaydı Futbol Federasyonu 2004–2005 sezonundan itibaren yabancı kaleci almak isteyenlere ekstradan 100 milyar ödeme zorunluluğu getirmezdi.
Aslında Futbol Federasyonu’nu suçlamamız, itham etmemiz lazım ancak yapmıyoruz, yapamıyoruz. Zira birilerini itham etmeden önce şu soruya cevap aramak lazım. “Bir tek Rüştü dışında Avrupa’da zirve hedefleyen takımlarımızdan hangisinin kalesini Türk file bekçisi koruyabilir?” Cevabınız olumsuz olunca bazı eleştirilerin önü de peşinen kesilmiş oluyor, değil mi?
Kaleciliğimizin gelişmesi için onları iyi eğitmekten ve de onlara güvenmekten başka seçeneğimiz yok. Ancak bu da bugünden yarına olabilecek bir iş değil ki! Sabır gerektiriyor, ihtimam gerektiriyor, doğru antrenman metodları kullanmayı gerektiriyor, bazı riskleri göğüslemeyi gerektiriyor. Hadi diyelim ki ne şampiyonluk mücadelesiyle işiniz var ne de düşmeme kâbusuyla. Türk futboluna hizmet olsun diye Türk kaleciyle yola devam etme kararını aldınız. Ya içeride, dışarıda zirveyi hedefleyen takımlar ne yapsın? Ya da kısıtlı imkanları dolayısıyla gereken yerlere istediği oyuncuları alamadığı için bazı açıklarını iyi bir yabancı kaleci alarak kapatmayı düşünen takımlar ne yapsın?
Hadi bir an için bu sorulara cevap aramayı bırakıp aynanın diğer yüzüne bakalım! O da ne? Neredeyse 1. Lig takımlarının 3/2’si tercihini yabancı kaleci yönünde kullanmış. Peki haksızlar mı, görünüşe göre değil. Senelerden beri kaleci antrenörü istihdam etmişler ama herhangi bir karşılık görmemişler. Onlar da doğal olarak atandan sonraki en önemli oyuncu olan tutanı yurt dışından getirme yolunu seçmişler.
Peki 9 seneden beri gelip geçen federasyonların günahı var mı? Niye olsun ki, kaleci antrenörlüğünü mecbur kılarak hem yeni bir iş kolu yaratmışlar, hem de kalecilerin daha iyi çalışmasına zemin hazırlayarak yabancı kaleci akınının önüne set çekmek istemişler. Dahası onları taltif ederek isimlerinin esame listesine bile yazılarak, sahanın içerisinde olmalarına müsaade etmişler.
Peki kaleci antrenörleri ne yapmışlar? Ne yapacaklar modern tekniklerden ve ilmi gelişmelerden istifade etme yoluna gitmeyerek, kalecilerini iptidai usullerle, kendilerinin vakti zamanında gördükleri yanlış metotlarla çalıştırarak Türk futboluna geçen 9 sene içerisinde birkaç ismin dışında ümit vaat eden isimler armağan edememişler. Peki tespitleri sıralamak derde devamıdır. Elbette değildir ama bir başlangıçtır. Önce durum değerlendirmesi yapılır, sonra da çözüm önerileri.
Onlar da gelecek yazıya...
14.06.2003
|