İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
14.06.2003
Cumartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

ZAMAN KiTAP

YAZARLAR


M. NEDİM HAZAR n.hazar@zaman.com.tr
 

ABD İran’a saldıracak mı?

Son zamanlarda sorulan soruların başında bu geliyor. Bildiğiniz gibi Rumsfeld, ‘Amerika dünyanın süper gücüdür, bu nedenle gücünü, dünyanın her tarafında, kendi çıkarları için kullanmalıdır.’ diyor.


Onun için, Amerika’nın çıkarlarını gerçekleştirmek için diplomatik çözüm tercihi mümkün olduğu halde, bu ekibin istedikleri yere askeri müdahaleye hevesli ve hazır bulunmak istemelerini anlamak zor değil.

İngiliz savunma uzmanı, Simon Pearson’un Topyekün Savaş isimli kitabı, 2002– 2006 yılları arasında geçeceğini öngördüğü, bütün bir dünyanın giriştiği bir savaşın senaryosu gibi. Çizilen gelecek tarihi pek makul gözükmese de özellikle askeri planlamacılar tarafından mutlaka okunması gereken bir kitap. Özellikle Batılı uzmanların İslam dünyasını nasıl algıladığının anlaşılması bakımından...

1999 yılında Coronet Book’s tarafından yayımlanan ‘Topyekün Savaş 2006’ kitabı özellikle son zamanlarda Ortadoğu’da beliren savaş riskinden sonra yeniden anlam kazandı. Zira kitapta dünyayı bekleyen savaş ihtimalleri ile ilgili son derece önemli değerlendirmeler bulunuyor. Kitap ilginç bir şekilde ABD’nin Irak’tan sonra, İran’a da saldıracağını öngörmüş. Yani plana adım adım yaklaşılıyor. Nitekim İran’da yaşanan gelişmeler de bölgede yaşanacak değişimin habercisi gibi gözüküyor. Ama unutulmamalı ki, İran Irak değil.

ABD’de son derece etkin olan Rumsfeld ekolü, BM’nin Irak’ta kitle imha silahlarını teftiş etmelerini gereksiz ve zaman kaybı olarak gördükleri için karşı çıktılar. Terörü yok etmek ve Ortadoğu’ya demokrasiyi getirmek iddiasıyla Irak Savaşı’nı başlatmayı başardılar.

Rumsfeld’in bu siyaseti, Şaron ve İsrail hükümetinin Arafat’la hiçbir konuda görüşmemeyi ve Filistinlilere karşı kullandıkları katı askeri saldırıları destekledi. Aynı siyaset şimdi İran’ı tehdit ediyor. Ancak bilindiği gibi Powell ekolü bu siyasete muhalefet etti. ABD’nin Irak’ta bulunmasını uluslararası meşruiyete bağlama taraftarı oldu. Powell, İsrail ile Filistin arasındaki problemleri de bölgedeki Arap ülkelerinin de katılımlarıyla barışçı diplomatik yollarla çözülmesini savunuyor.

Bu iki ekol arasındaki ihtilaflar dünyanın diğer bölgelerine ve konularına da uzanıyor: Kuzey Kore konusunda Powell, görüşmeler yoluyla problemleri çözme taraftarı iken, sertlik taraftarı olan Rumsfeld ekolü ise, bu konuda Amerika’nın tek taraflı olarak hareket etmesini öngörüyor. Çin 2001’de ABD’nin bir casus uçağını zorunlu inişe mecbur edince, Powell, Rumsfeld’in tutumunun aksine diplomatik girişimler sonucunda uçağı serbest bıraktırarak olayı tatlıya bağlamıştı.

Bölgede yaşanan gelişmelere bakılırsa ABD’nin bu iki siyasi ekolü arasındaki mücadeleyi, Rumsfeld ekibi kazandı. Powell savunma, Rumsfeld ise, hücum konumuna girmiş oldu. Irak Savaşı’nın beklenenden daha çabuk olması, şahinlerin gözlerini İran’a çevirmesine neden oldu.

Acaba Irak, Batı yanlısı ve Rumsfeld’in vaat ettiği demokratik bir devlete dönüşecek mi? İkincisi, İsrail–Filistin barış için bir ilerleme kayıt edilecek mi? Üçüncüsü, teröre karşı başlatılan savaş kazanılacak mı, Amerika çıkarları terörist saldırılardan uzak kalacak mı? Dördüncüsü, Suriye ve İran gibi ülkeler Amerika’nın isteklerine uygun bir şekilde siyasetlerini değiştirecekler mi? Beşinci ve en önemli etken, 2004 başkanlık seçimlerine etki yapacak Amerikan ekonomisidir. Bilindiği gibi Amerikan siyaseti iç meselelere bağlıdır ve bunun başında da ekonomi gelir. Baba Bush’u hatırlayalım, Birinci Körfez Savaşı’ndan zaferle döndü; ancak 1992 başkanlık seçimlerinde hezimete uğradı.

Ortadoğu karışıyor ve belki de dünya tarihinin bu en karışık durumu Türkiye’nin yanı başında cereyan ediyor. Öyle görülüyor ki, Türkiye’yi de, Ortadoğu’yu da çok tehlikeli günler bekliyor.


14.06.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (07.06.2003) - Ya içindesindir otobüsün ya dışında!

> (31.05.2003) - Morg Sokağı anketleri

> (24.05.2003) - Sanal ve medya gerçekliği

> (18.05.2003) - Hava karardığında...

> (17.05.2003) - What is the Matrix hemşerim?

> (12.05.2003) - Fantom sendromu...

> (10.05.2003) - Köklü olmak, büyük olmak demek değildir

> (03.05.2003) - Dikkat bozuk satıh

> (28.04.2003) - Yürüyedur!

> (26.04.2003) - Bizi anlamak kolaydır




GAZETE SAYFALARI


 


   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.