İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
02.07.2003
Çarşamba
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

ZAMAN KiTAP

YAZARLAR


HİLMİ YAVUZ h.yavuz@zaman.com.tr
 

İki modern şair: Yahya Kemal ve T. S. Eliot (1)

(Bu metin, 27 Mayıs 2003 günü, Ankara’da, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi ile TC Kültür Bakanlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen ‘Hayal Şiir’ başlıklı Yahya Kemal Sempozyumu’na ‘Açılış Bildirisi’ olarak sunulmuştur. Okurlarım, daha önce de bu konuda bir makalem olduğunu, herhalde, hatırlayacaklardır. Ancak bu bildiri, söz konusu makaleden çok farklı ve değişik bir metindir. H.Y)


Sermet Sami Uysal’la yaptığı söyleşilerden birinde Yahya Kemal, şiiri, ‘zaten duyuşun deyiş olması şiirdir’ diye tanımlar. ‘Duyuş’un deyiş’e dönüşmesi: Salt Yahya Kemal şiirinin değil, ama Modern şiirin temelkoyucu tanımıdır bu: Şiirin, bir deyiş, daha genel bir dilegetirişle, bir ‘Dil’ problemi olduğu! Modern şiir, bir duyuş, bir duyarlıktan öte bir şeydir. Problem, duymak değil, söylemek, ya da dilegetirmek’tir...

Bu bildiride, Yahya Kemal’in bu anlamda Modern Türk şiirine yolgösterici, öncü konumunda bulunduğunu, onu özellikle T.S.Eliot ile karşılaştırarak ortaya koymak amaçlanmaktadır. Eliot, evet; – çünkü, Yahya Kemal gibi söylersek, ‘şiirin duyuş’un deyiş’e dönüştürülmesi’ olduğu gerçeğini temelli bir kuramsal bağlamda problematize eden T.S.Eliot olmuştur.

Kuşkusuz, işe, kuramsal bağlamı belirleyerek başlamak gerekiyor. Eliot, ‘Tradition and Individual Talent’ (‘Gelenek ve Bireysel Yeti’) başlıklı o ünlü denemesinde, ‘duygular’ (‘feelings’) ile ‘heyecanlar’ı (‘emotions’) birbirinden ayırır. ‘Heyecanlar’, kişiliğe ve yaşama aittir; ‘duygular’ ise, şiire! ‘Duygular’, Eliot’a göre elbet, şiirde ‘belirli sözcükler, tümceler ya da imgelerde’ dilegelir. ‘Heyecanlar’, olayların Dünyası’na aittir. ‘Duygular’ınsa, Sanat’a ait olduklarını kesinler Eliot; edebiyatla yaşam ve şiirle düzyazı arasındaki farkı da bu bağlamda temellendirir Dolayısıyla, sözcüklerin şiirde ‘duygular’ aracılığıyla bir yaşantı ürettikleri önesürülebilir ancak: Kısaca şiir, Eliot’a göre, bir yaşantının ‘heyecanlar’ aracılığı ile iletilmesi ya da, aktarılması değil, bir yaşantının ‘duygular’ aracılığı ile yeniden üretilmesidir. Şiirin, yaşanmış bir heyecanın aktarılması ile uzaktan yakından bir ilişkisi olamaz; –o heyecanın dilde sözcüklerle dilegetirilen bir duygusal karşılığı olmak gerekir. Eliot’ın ‘nesnel bağlılaşım’ (‘objective correlative’) dediği ise, işte bu ‘karşılık’tan öte bir şey değildir.

Anthony Easthope, Poetry as Discourse’da (‘Söylem olarak Şiir’) ‘nesnel bağlılaşım’ı irdelerken, sorunu Göstergebilim alanına taşıyarak Eliot’ın bu kavramla ‘şiirde Gösterilen’e göre Gösteren’e öncelik verdiği’ni ortaya koymak istediğini söyler; Easthope’a göre ise bu, ‘sözcüklerin yaşantıyı yarattığı’ anlamına gelir; yoksa, ‘yaşantının sözcükler aracılığı ile iletildiği’ anlamına değil!

Dolayısıyla, ‘nesnel bağlılaşım’da, sorunun, bir ‘iletişim’ sorunu olmadığı anlaşılıyor. Yahya Kemal’in de şiiri, ‘duyuş’un deyiş’e dönüşmesi’ olarak tanımlarken de kastettiğinin bu olduğunu düşünüyorum. Yani, şiirin, birtakım heyecanların iletimi olmadığı! Eliot’ın ‘heyecan’ dediği, aslında, Yahya Kemal’in ‘duyuş’ dediği şey ise eğer (ki, ben o kanıdayım!), şiir bu ‘heyecan’ları sözcükler aracılığı ile iletmek değil, sözcüklerle o heyecansal yaşantıyı yeniden üreterek dile getirmektir. Öyleyse, Yahya Kemal’in ‘duyuşun deyişe dönüşmesi’nden, başka türlü söylersem, ‘duyuş’ ile ‘deyiş’ arasındaki temelkoyucu ayrımdan söz edişini, Eliot’ın ‘heyecanlar’ ile ‘duygular’ arasında öngördüğü ayrımla birebir bir ilişki içinde görmek yanlış olmayacaktır. Yahya Kemal’de ‘duyuş’, Eliot’da gündelik yaşama ait olan ‘heyecanlar’a; ‘deyiş’ ise, Eliot’da Dil’e ait olan ‘duygular’a, yani, heyecanların ‘nesnel bağlılaşım’ına karşılık gelir.

Yahya Kemal’in modernliğini, şiirin bir Dil problemi olduğu kavrayışına bağlamıştım. Şiirin duyuş’la değil, deyiş’le (yani, Dil ile) kurulduğunu önesürmekle, şiirin ‘heyecanlar’la değil ‘duygular’la kurulduğunu önesürmek arasında hiçbir fark yoktur. Yineleyeyim: Eliot da, Yahya Kemal de aynı şeyi söylemektedirler çünkü: Bir duyuşu ya da heyecanı iletmez şiir; bir duyuş’u sözcüklerle yeniden üretir: Şiir bir iletim ya da bir aktarım değil, Dil’le gerçekleştirilen bir ‘yeniden–üretim’dir...

Eliot ‘nesnel bağlılaşım’ kavramını, özellikle ‘Hamlet’ üzerine yazdığı o kışkırtıcı ve aykırı denemede tanımlar ve bu yeniden üretim’in gerçekleşme koşullarını ortaya koyar. Şöyle der Eliot: ‘Heyecanı, bir sanat biçimi olarak anlatmak, ancak bir ‘nesnel bağlılaşım’ bulmakla olur; – bir başka deyişle, bu tikel heyecanı formülleştirecek bir nesneler dizisi, bir durum, bir olaylar zinciri bularak... Öyle ki, duygusal deneyimde son bulan dış gerçekler bilinir bilinmez, heyecan hemen anımsansın.’

Eliot’da ‘heyecan’ ve ‘duygu’, Yahya Kemal’de ‘Duyuş’ ve ‘deyiş’ insan zihninin iki farklı düzlemine karşılık gelir: ‘Heyecan’ ya da ‘duyuş’ ruhsal, ‘duygu’ ya da ‘deyiş’ ise, fiziksel algıyı imler. Eliot, ‘nesnel bağlılaşım’ derken, insan ruhuna ilişkin bir heyecan durumunun, beş duyumuzla algıladığımız bir ‘duygusal deneyim’ ile dilegetirilmesini kastediyor. Bu ‘duygusal deneyim’, algı yoluyla kavranılan bir ‘nesneler dizisi, bir durum, bir olaylar zinciri’ ile gerçekleşir Eliot’a göre.

Problemi sanki, istemeden daha da karmaşıklaştırmak durumunda kaldığım izlenimine kapılınabilir. Oysa, tam tersine, daha da açık seçik kılmak gibi bir amacım var. Bu yüzden de, Eliot ve Yahya Kemal’in Dünya yaşantısı ile Dil yaşantısı arasında öngördükleri bu temelkoyucu ve radikal ayırımı, ‘duyuş’un (Yahya Kemal) veya ‘heyecanlar’ın (Eliot), ham ve dönüştürüme uğratılmamış, kısaca, Dil’in dönüştürücü müdahalesinden yararlanmamış aktarımından, ‘deyiş’in (Yahya Kemal) veya duygular’ın (Eliot) Dil’in müdahalesiyle üretilmesine geçiş olarak tanımlıyorum. Kısaca, bir aktarım değil, bir üretim! Dil’in dönüştürücü müdahalesi ile gerçekleşen bir üretim. Modern şiirin, işte tastamam bu nedenle, Dünya ile Dil arasında temelli bir ayrımı öngören bir felsefi arkaplanı vardır. Kısaca, bu ayrıma da değinmek gerekir.

(Bu konuya önümüzdeki hafta da devam edeceğim.)


02.07.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (29.06.2003) - ‘Knidos’lu Aphrodite’

> (25.06.2003) - Fuzuli’nin Şiiliği

> (22.06.2003) - ‘Şiir ve Mitologya’

> (18.06.2003) - Fuzuli, ‘Şii’ mi idi?

> (15.06.2003) - Ankara’ya övgü

> (11.06.2003) - Kitap adları beyanındadır

> (08.06.2003) - Ercan Arıklı için

> (04.06.2003) - ‘Decollement’

> (25.05.2003) - ‘Yoksa Biz, Biz Bu Dünya’dan Değil miydik?’

> (21.05.2003) - Prof. Dr. Halil İnalcık Hoca’ya saygı




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.