|
Bu tatil takvimi bize uymuyor
2003-2004 öğretim yılı, 15 Eylül Pazartesi günü başlıyor. 15 milyon öğrenci ders başı yapacak. Bu tarih, sadece öğrencileri değil pek çok sektörü de yakından ilgilendiriyor. Yaz durgunluğunun sona ereceği çarşıya pazara hareket gelecek bir tarih.
Önceki gün sömestr ve yaz tatilleri ile ilgili bir mektup aldım. Mektubun sahibi Baracuda Tour’un patronu Cem Polatoğlu. Bir önerisi var. Diyor ki: “Sömestr ve yaz tatilleri bölgelere göre ayrılsın.” Polatoğlu, Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da olduğu gibi, okulların farklı bölgelerde farklı tarihlerde öğretime başlamasını ve tatile girmesini teklif ediyor.
Biraz düşününce hem ekonomik hem de sosyal boyutları açısından teklifin yerinde ve üzerinde durulmaya değer olduğunu görüyorsunuz. On milyonlarca insanı aynı anda tatile gönderiyor, aynı anda ders başı yaptırıyorsunuz.
Bu 15 milyonu öğretmenleri ve aileleri ile birlikte düşündüğünüzde aslında tüm Türkiye yapıyor. Her sömestr ve yaz tatili başlangıcında ve bitiminde yoğunluk yaşanıyor, trenlerde, otobüslerde ve uçaklarda yer bulunamıyor. Bu eziyeti ne diye çekiyoruz ki?
Mevcut durumda okulların açılışı öncesinde çarşı pazarda fiyatlar bir anda tırmanıyor. Oysa açılış tarihleri bir aylık periyoda yayıldığında fiyatlar daha makul seviyelerde seyredebilir.
Olaya turizm açısından baktığımızda ise oteller satışlarını kısa süreye sıkıştırmak durumunda oldukları için fiyatlar bir anda fırlayıveriyor. Tatilin hemen ardından da tatil süresindeki fiyatın üçte birine kadar inebiliyor.
Ayrıca, karayollarındaki yoğunluk, pek çok ölümlü kazaya sebep oluyor.
Okulların kapalı olduğu dönem boyunca ekonomi ciddi bir durgunluk yaşıyor. Bazı bölgelerdeki hasat dönemi ile uyuşmayan, iklim şartlarını gözetmeyen tatil tarihleri, özellikle kırsal kesimdeki insanları zora sokuyor.
Halbuki, bu tatiller daha geniş bir zaman aralığına yayılabilir. Turizmci Cem Polatoğlu’nun teklifine göre, sömestr tatili 15 günden 45 günlük bir aralığa, yaz tatili de 3 aydan 4 aylık aralığa yayılabilir. Mesela sömestr tatili Ege Bölgesi’nde 30 Ocak’ta başlayıp 10 gün sürerken, Doğu Anadolu’da 16 Ocak’ta başlayıp bir ay sürebilir. Yine yaz tatili Ege Bölgesi’nde 11 Haziran’da başlayıp 29 Eylül’de biterken, Doğu Anadolu’da 11 Haziran’da başlayıp 1 Eylül’de bitebilir. Yani Doğu’daki öğrenciler ağır kış şartlarının hüküm sürdüğü kış aylarında sömestr tatilini 20 gün fazla yaparken yazın daha az tatil yapmış olacaklar.
Polatoğlu, bunların örnek olduğunu bölgelerin durumuna göre tarihlerin belirlenebileceğini söylüyor. Hatta İstanbul’un da Anadolu ve Avrupa yakası olmak üzere iki ayrı bölgede değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Çünkü seyahat eden kesimin büyük bölümü İstanbul’da ve Marmara Bölgesi’nde yaşıyor.
Tatilin aynı anda değil bölgelere göre farklı tarihlerde başlayıp bitirilmesi fikrini en fazla savunanlar turizmciler. Sebebi de açık. Yukarıda bahsettiğimiz gerekçeler. Tatil aralığı genişlediğinde turizm sezonu da genişlemiş olacak. Yığılmalar yaşanmayacak, fiyat hareketleri sert olmayacak. Satan da kazanacak, alan da.
Turizmciler bu tekliflerini eski bir Turizm Bakanı olan, Gül Hükümeti'nin Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu’ya da iletmişlerdi.
Proje, Türk ekonomisi ve turizmi için üzerinde durulmaya değer bir teklif olarak duruyor. Olumsuz yönleri olmaz mı? Elbette bazı olumsuz yansımaları da olacaktır ama artılarının eksilerinden daha fazla olacağı bir gerçek. Mevcut tatil takvimi Avrupa’ya uymadığı gibi bize de uymuyor. Öyle ise devamda ısrar etmenin anlamı yok.
27.08.2003
|