|
Farklı bir sonbahar
Uzun yıllardan beri ilk kez sonbahara bu kadar olumlu bir hava ile giriyoruz. Ağustos ayına ait enflasyon verileri geçtiğimiz hafta açıklandı. Yıllık bazda yüzde 25’in altına inen enflasyon oranı, son 20 yılın en düşük rakamı.
Temmuz ayında, sanayi üretimindeki artış son yıllarda görülen en yüksek oranlardan birisi: Yüzde 11,9. Özellikle imalat sanayiindeki yüksek oranlı artış, dikkat çekici. Sanayideki kapasite kullanım oranı da yüzde 80’in üzerine çıkmış bulunuyor.
İhracattaki yükseliş, düşük döviz kurlarına rağmen devam ediyor. Temmuz ayındaki ihracat 4,2 milyar doları aştı. Bu, aylık bazda bugüne kadar ulaşılan en yüksek değer. Ağustostaki rakam da 4 milyar dolara yakın.
Arzu edilen seviyelere henüz inmese de faiz oranlarındaki gerileme devam ediyor. Oran yüzde 38’e kadar indi.
Hatırlanacağı gibi, 3 Kasım seçimlerinde sandıktan tek partili bir hükümetin çıkması, ekonomide olumlu bir hava estirmişti. Kısa bir süre sonra bu havaya, Irak krizi ve başlayan savaşın gölgesi düştü. Ancak savaşın kısa sürmesi, felaket senaryolarını boşa çıkardı, Türk ekonomisindeki iyileşme biraz daha hızlandı.
Bugün geldiğimiz noktada, gerek reel ekonomi, gerekse piyasalara dönük göstergelerin son birkaç ayda hızla düzelmekte olduğunu görüyoruz.
Hazine’nin net borç ödeyicisi durumda olması ve borçlanma maliyetinin düşmesi, ekonominin önündeki en büyük handikap olan borç sorununun birkaç yıl içinde aşılabileceğinin sinyallerini veriyor. Hazine, uzun zamandır görülmeyen bir politikayı uyguluyor ve ödemenin altında borçlanmaya gidiyor. Bu ay da, geçen ay yaptığı gibi gerçekleştireceği ödemeden daha az tahvil ve bono satışı yapacak. Bu politika faizlerin düşmesinde önemli bir etken.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın dün yaptığı açıklamalara göre, bütçedeki faiz harcamaları oransal olarak düşüyor. Bütçe ne kadar çok faiz dışı fazla verirse borçlanmadaki rahatlama da o kadar büyük olacak. Şu ana kadarki gelişmeler beklenenler doğrultusunda ve ağustos ayındaki faiz dışı fazla 5 katrilyonu aşmış.
Bütçedeki olumlu görüntü, faiz dışı fazlanın umulandan daha yüksek gerçekleşmesi, enflasyondaki gerileme ve ekonomide görülen canlanma, Türkiye’nin yurtdışındaki görünümünü de düzeltmeye başladı. Son haftalarda Türk tahvillerinin risk primlerinde ciddi düşüşler gözleniyor.
Buna ilaveten içeride Merkez Bankası’nın yeni bir faiz indirimine gideceği beklentisi var. Bu durum, bono ve tahvil faizlerini bir miktar daha aşağı çekebilir.
Enflasyondaki gerileme, üretim artışı ve faizlerin gerilemesi moral ve umut verici. Üretim artışının ve ekonomik büyümenin sağlıklı bir şekilde devamı faizlerin düşmesine bağlı ama elbette her şey faizler düşünce düzelecek değil.
Biribirini yakından ilgilendiren o kadar çok iş var ki. Toptan iyileşme için, başta kayıt dışı ekonomi, bankacılık, özelleştirme, sosyal güvenlik ve vergi konuları olmak üzere pek çok alanda radikal adımların zaman geçirmeden atılması gerekiyor.
Kemal Derviş döneminde düzeldi denilen bankacılık sektöründen ne çürük elmalar çıktı hep birlikte gördük. En son örnek İmar Bankası. Sosyal güvenlik sistemi gelir üretemediği gibi, topladığı parayı da verimli harcayamıyor. Vergide adaletsizlik diz boyu, kayıp ve kaçak had safhada. Bazı kamu işletmelerinde verimlilik belirtileri görülmeye başlasa da, pek çok KİT devletin sırtında bir yük.
Yakalanan bu olumlu ivme Türkiye’ye enflasyonla mücadelede ve bugüne kadar ertelenen reformları gerçekleştirmede iyi bir fırsat tanıdı. Umuyoruz ki, bu fırsat iyi değerlendirilir.
Şu an için, Irak krizi ve 3 Kasım seçimlerinin yeniden tartışmaya açılması gibi konular derinleşmediği takdirde, atılacak adımların önünde pek bir engel de görünmüyor.
10.09.2003
|