|
Türkiye, ‘iki ateş’ arasında kalabilir
Irak’a savaş için topraklarından yabancı asker sevkıyatına izin vermeyen Türkiye, ABD ve İngiltere’den sonraki en büyük askeri gücü barışa katkı için bölgeye sevk etmeye hazırlanıyor.
Müslüman bir ülke tarafından sağlanan ilk büyük çaplı bu destek, ABD’yi uluslararası siyasette ve Irak’ta önemli ölçüde rahatlatacak. Türkiye’ye de uzun süredir ‘pembeleşen’, PKK–KADEK’i bölgeden çıkartma, Irak’ın parçalanmasını önleme ve Türkmenlerin yeni yönetimde yer almalarını sağlama şeklindeki ‘kırmızı çizgileri’ni hayata geçirme imkanı verecek.
Ancak, ABD askeri varlığına yönelik direniş, KADEK’e yönelik operasyonlar ve Kürt grupların Türk askerine karşı isteksizliği, Türkiye’nin ‘iki ateş’ arasında kalma riskini de beraberinde getiriyor.
Mesut Barzani ve Celal Talabani liderliğindeki IKDP ve IKYB, Türk askeri varlığının Kürt bölgesinin mevcut özerkliğine zarar vermesinden korkuyorlar. Kaldı ki, her iki grup aslında bağımsızlık arayışı içinde oldukları için, Türkiye’nin böyle bir parçalanmaya seyirci kalmayacağının da farkındalar. Her iki grubun petrol zengini Musul ve Kerkük’te gözleri olduğu, bu iki şehir olmadan bağımsız Kürt devletinin ekonomik olarak ayakta kalamayacağı da biliniyor. Türkiye, her iki ildeki Türkmen nüfuslar ve tarihi bağlantılar nedeniyle, bu bölgelerin Kürtlerin denetimine geçmesine sıcak bakmıyor.
Kürt grupların, bugünkü konumlarına gelmeleri maalesef Türkiye’nin ev sahipliğinde 12 yıl görev yapan Çekiç Güç sayesinde oldu. Kürt gruplar, her ne kadar bölgelerinde KADEK’i istemediklerini ileri sürseler de KADEK’in kendi bölgelerinde konuşlanmasına hep göz yumdular. Talabani ve Barzani, PKK ile dönem dönem çatışsalar da çoğunlukla anlaşmalı geçirdiler bu 12 yılı. Irak’taki her iki Kürt grubun, önce Irak sonra komşu ülkelerdeki ırkdaşlarının bağımsızlıklarından yana oldukları, asıl hedeflerinin ‘büyük Kürdistan’ olduğu da gizlenen bir gerçek değil.
Sonuçta Türk askerinin görev bölgesi Bağdat’ın batısı veya kuzeyinde olacak gibi. ‘Sünni üçgeni’ olarak adlandırılan bu bölge, ABD’nin en çok asker kaybı verdiği yer. Direnişin bu kadar güçlü olduğu bir alanda görev yapmak, Türk askerini de hedef haline getirebilir. Bu da hiç kimsenin arzu etmeyeceği, can kayıplarına sebep olabilir. Dahası, Türk askerinin lojistik desteği Kuzey Irak’tan olacak. Iraklı Kürt grupların sıcak bakmadığı bu geçişlerde de, askeri veya sivil konvoylarımıza yönelik beklenmedik saldırılar gelebilir.
Türkiye’nin, bölgeden temizlenmesini istediği PKK–KADEK militanları, bu bölge şartlarına şu an vâkıf durumdalar. Geçmişte bu alanlarda, hem IKYB, hem IKDP hem de Türk askeri ile çatışmalara da girmişlerdi. Türkiye’ye sızmakta veya faaliyet göstermekte güçlük çekecek olan KADEK militanlarının, Kürt grupların da göz yumması ile Türk askerine saldırılara girişmeleri de söz konusu olabilir. Yani, Türk askeri bir taraftan görev bölgesinde Iraklı direniş güçleri ile mücadele ederken bir taraftan da PKK–KADEK’in silahlı militanları ile mücadele etmek zorunda kalabilir.
Türkiye’nin, muhtemel yerel direnişi kırmak ve halk desteğini kazanmak için sağlık ve gıda yardımı gibi sivil atılımlar planlaması yerinde bir adım. Ancak, lojistik destek güzergahının güvenliği ve PKK–KADEK militanlarının saldırı potansiyellerinin önünü tıkamak da en az bu kadar önemli.
Türkiye’nin, lojistik destek güzergahında karakollar oluşturması bir çözüm olabilir. Ama, daha önemlisi Kürt grupların desteğinin sağlanması ve KADEK’e yeni saldırılar yapma imkanı verilmeden mücadele edilmesi. Türkiye, Irak’ta ‘iki ateş’ arasında kalmamak için her iki konuda da ABD’den gerekli garantileri almalı.
12.10.2003
|