İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
12.10.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim

  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

ZAMAN KiTAP

YAZARLAR


ERHAN BAŞYURT e.basyurt@zaman.com.tr
 
 

Türkiye, ‘iki ateş’ arasında kalabilir

Irak’a savaş için topraklarından yabancı asker sevkıyatına izin vermeyen Türkiye, ABD ve İngiltere’den sonraki en büyük askeri gücü barışa katkı için bölgeye sevk etmeye hazırlanıyor.


Müslüman bir ülke tarafından sağlanan ilk büyük çaplı bu destek, ABD’yi uluslararası siyasette ve Irak’ta önemli ölçüde rahatlatacak. Türkiye’ye de uzun süredir ‘pembeleşen’, PKK–KADEK’i bölgeden çıkartma, Irak’ın parçalanmasını önleme ve Türkmenlerin yeni yönetimde yer almalarını sağlama şeklindeki ‘kırmızı çizgileri’ni hayata geçirme imkanı verecek.

Ancak, ABD askeri varlığına yönelik direniş, KADEK’e yönelik operasyonlar ve Kürt grupların Türk askerine karşı isteksizliği, Türkiye’nin ‘iki ateş’ arasında kalma riskini de beraberinde getiriyor.

Mesut Barzani ve Celal Talabani liderliğindeki IKDP ve IKYB, Türk askeri varlığının Kürt bölgesinin mevcut özerkliğine zarar vermesinden korkuyorlar. Kaldı ki, her iki grup aslında bağımsızlık arayışı içinde oldukları için, Türkiye’nin böyle bir parçalanmaya seyirci kalmayacağının da farkındalar. Her iki grubun petrol zengini Musul ve Kerkük’te gözleri olduğu, bu iki şehir olmadan bağımsız Kürt devletinin ekonomik olarak ayakta kalamayacağı da biliniyor. Türkiye, her iki ildeki Türkmen nüfuslar ve tarihi bağlantılar nedeniyle, bu bölgelerin Kürtlerin denetimine geçmesine sıcak bakmıyor.

Kürt grupların, bugünkü konumlarına gelmeleri maalesef Türkiye’nin ev sahipliğinde 12 yıl görev yapan Çekiç Güç sayesinde oldu. Kürt gruplar, her ne kadar bölgelerinde KADEK’i istemediklerini ileri sürseler de KADEK’in kendi bölgelerinde konuşlanmasına hep göz yumdular. Talabani ve Barzani, PKK ile dönem dönem çatışsalar da çoğunlukla anlaşmalı geçirdiler bu 12 yılı. Irak’taki her iki Kürt grubun, önce Irak sonra komşu ülkelerdeki ırkdaşlarının bağımsızlıklarından yana oldukları, asıl hedeflerinin ‘büyük Kürdistan’ olduğu da gizlenen bir gerçek değil.

Sonuçta Türk askerinin görev bölgesi Bağdat’ın batısı veya kuzeyinde olacak gibi. ‘Sünni üçgeni’ olarak adlandırılan bu bölge, ABD’nin en çok asker kaybı verdiği yer. Direnişin bu kadar güçlü olduğu bir alanda görev yapmak, Türk askerini de hedef haline getirebilir. Bu da hiç kimsenin arzu etmeyeceği, can kayıplarına sebep olabilir. Dahası, Türk askerinin lojistik desteği Kuzey Irak’tan olacak. Iraklı Kürt grupların sıcak bakmadığı bu geçişlerde de, askeri veya sivil konvoylarımıza yönelik beklenmedik saldırılar gelebilir.

Türkiye’nin, bölgeden temizlenmesini istediği PKK–KADEK militanları, bu bölge şartlarına şu an vâkıf durumdalar. Geçmişte bu alanlarda, hem IKYB, hem IKDP hem de Türk askeri ile çatışmalara da girmişlerdi. Türkiye’ye sızmakta veya faaliyet göstermekte güçlük çekecek olan KADEK militanlarının, Kürt grupların da göz yumması ile Türk askerine saldırılara girişmeleri de söz konusu olabilir. Yani, Türk askeri bir taraftan görev bölgesinde Iraklı direniş güçleri ile mücadele ederken bir taraftan da PKK–KADEK’in silahlı militanları ile mücadele etmek zorunda kalabilir.

Türkiye’nin, muhtemel yerel direnişi kırmak ve halk desteğini kazanmak için sağlık ve gıda yardımı gibi sivil atılımlar planlaması yerinde bir adım. Ancak, lojistik destek güzergahının güvenliği ve PKK–KADEK militanlarının saldırı potansiyellerinin önünü tıkamak da en az bu kadar önemli.

Türkiye’nin, lojistik destek güzergahında karakollar oluşturması bir çözüm olabilir. Ama, daha önemlisi Kürt grupların desteğinin sağlanması ve KADEK’e yeni saldırılar yapma imkanı verilmeden mücadele edilmesi. Türkiye, Irak’ta ‘iki ateş’ arasında kalmamak için her iki konuda da ABD’den gerekli garantileri almalı.


12.10.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (05.10.2003) - AB, ‘tek devlet’ sancısı yaşıyor

> (28.09.2003) - Bush yönetimi kaybettiğini fark etti

> (23.09.2003) - ABD, Irak’a asker baskısını kaldırsa!

> (16.09.2003) - İsrail, Arafat’ı neden öldür(e)müyor?

> (09.09.2003) - Yumuşak güç

> (12.08.2003) - Bir Arap ülkesi olmadan asla!

> (05.08.2003) - İslam dünyasının krizi

> (29.07.2003) - İran devriminin başladığı yerde...

> (22.07.2003) - Özel Planlar Bürosu

> (15.07.2003) - Gerilla savaşı Saddam’ın işi mi?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.