| |
‘Bağdat’ın sokaklarından ateş, kubbelerinden mavilik getirdim...’
Ülkesi işgal edilmiş bir sanatçı, özgürlük türkülerinden başka ne söyler? Önceki akşam, fırçasına özgürlük türküleri söyleten bir ressamın, savaşın ortasından kurtarıp geldiği resimlerini gördük. Iraklı ressam Vian Sora, Bağdat’tan, işgalin canlı bir tanığı olarak İstanbul’a geldi.
İşgal öncesinde, bombardıman altında ve işgal sonrasında yaptığı tablolar, renklerin diliyle bir halkın korkularını, acılardan kaçıp masalsı bir dünyaya sığınma özlemini yansıtıyor. Bağdat’ın ve bütün o coğrafyanın bitmeyen hikâyesi onun anlattığı... Renklerin sıcağında buluşan dün ve bugün... “Bağdat’ın iki rengi vardır”, diyor genç kadın, “Biri toprak, diğeri mavi kubbeler... Yalnız Bağdat’ın mı? Bütün Mezopotamya’nın rengi, toprak ve mavi... Bağdat’ın toprağı kana ve ateşe bulanmış; ayakta kalan mavi kubbeleri ise özgürlüğün, bir gün ‘taş çatlasa gelecek özgürlüğün’ türküsünü söyler gibi göğe bakıyor şimdi. Bu yüzden Sora’nın tablolarında iki ana renk var: Toprağın sarısı ve kızılı ile kubbelerin mavisi...
Büyük medeniyetlerin boy gösterdiği, mamur şehirlerin kurulduğu ve büyük misafirliklerin yaşandığı Mezopotamya’nın mirası içinde doğup büyümüş bir ressam Vian Sora. Resimlerinde Mezopotamya’nın masalsı naifliği, Binbir Gece Masalları’nın rüyaları andıran gizemi var. Ve bir de savaş!.. Göz göre göre gelen Irak işgalini, ilk bombalar düşmeden bir hafta önce resmetmiş Sora: Tablosunun adı, ‘Şok ve Korku’... Savaşın ortasında tutunacak bir dal olmuş resim onun için. “Bir sürü şey vardı içimde ve onları dışarı çıkarmam gerekiyordu. Belki bu enerjiyle yaptım resimleri.” diyor. Kubbelerden maviler boşanıyor ve kızıllık gökleri kaplıyor sonra: Bağdat Yanıyor! “Deniz coşar, taşar daha sonra durulur ya, işte öyle bir şey!” Tablolar gözünüzün önünden sıra sıra geçerken kubbelerin mavisi toprağın sarısına, kızılına karışıyor! Sonra ‘Yağma’, ‘Kıyamet’, ‘Tecavüz’... ‘Ölümsüz Şehir’ Bağdat, yani Mezopotamya, Saba Melikesi, Sümer Kraliçesi, Babil Tanrıları, Şehrazat, Fırat... Ve başı mavi göğe değen atlar üzerinde, düşleri şaha kalkmış nehir kızları... Ardından yine toprak, hava, su ve ateş!.. Yeniden hayat, yeniden yaşamak umudu... Eluard’ın dediği gibi, “Her acının sonunda açık bir pencere vardır/ aydınlık bir pencere...”
Vian Sora, Bağdat’ı, Fırat’ın ve Dicle’nin Kızlarını, Şehrazat’ı, umutlarını, hasılı bütün Mezopotamya’yı resmettiği tablolarının Çağdaş Sanat Müzesi’nde yağmalanmasına, yakılmasına tanık olmuş. 8 Mart ‘Dünya Kadınlar Günü’nde açacağı sergi için galeriye verdiği resimler de aynı sonu paylaşmış. Yangının ortasından kurtarabildiklerini, savaşın ardından, içindeki yaşama umudunu koruyabilmek için yaptıklarını İstanbul’da sergilemeye karar vermiş. İstanbul, ona çocukluk hatıraları arasından gülümseyen bir kent çünkü. Çocukluğunda görüp âşık olmuş İstanbul’a. 12 yaşından sonra bir daha görmediği bu kentte, resimlerini sergilemek hayaliyle yaşamış 15 yıl boyunca. Onun resimleri, elbette normal bir zamanın, herhangi bir ressamın resimleri değil. Daha kanı ve ateşi durulmamış ve her gün tazelenen bir savaşın canlı tanıkları. Büyük acılar ve büyük umutlar yaşamış bir coğrafyadan damıtılmış renkler armonisi. Neruda’nın, “Ölümün içinden yeşerir yaşamak” dizesinin sıcak tasvirleri sanki. Bu yüzden başı göğe ermiş atları, Fırat’ın rüya yüzlü kızlarını ve kökleri yüzyılları aşan bir medeniyetin ölümsüz figürlerini çiziyor o. Minyatürlerden süzülüp gelmiş naif çizgiler ve dokunaklı renklerle. “Atlar benim özgürlük tutkum.” diyor, köklerinin izini süren her sanatçı gibi... “İnsan olmasam, at olmak isterdim...” Gözlerinde sıcağı eksilmemiş bir savaşın buğusu var. Biricik düşü, kızılı mavisine karışan Bağdat’ın yeniden özgür ve asude bir kent olması... Ve orada umudun, özgürlüğün resimlerini yeniden sergileyebilmek.
Vian Sora’nın kendine özgü bir resim tekniği var. Yağlı boya üzerine kazıma ve kabartma yapıyor. Sanki uzak zamanlardan, Mezopotamya uygarlıklarının taşlara kazınmış kalıtlarından izler düşürüyor resimlerine. Sanatçının Grundfos sponsorluğunda açılan “Nehir, Şehir, Misafirat” adlı sergisi, Topkapı Sarayı avlusundaki Tarih Vakfı Tarihi Darphane Binaları’nda 22 Ekim’e kadar devam edecek.
|