|
Bremer mızıkacıları
Neoconlar ve Protestan fundamentalistler hiç heveslenmesin. Washington’da bu kafa karışıklığı olduğu sürece, Amerika’dan imparatorluk falan olmaz. Delil için başka bir şey aramaya lüzum yok. Bakınız Irak bağlamında Türk–Amerikan ilişkilerine...
Eğer Amerika imparatorluk ruhu taşısaydı, mart tezkeresine kadar yaşananlardan sonra artık Türkiye’nin yüzüne bile bakmaması gerekirdi. Fakat ne oldu? Bizimkiler ‘imparator’un hışmına uğrama endişesiyle Irak’a asker göndermeyi teklif edince, Amerikalılar önce biraz ağırdan aldı; ama cephede vaziyetin kötüye gittiğini ve Başkan Bush’un 2004 seçimlerinde koltuğu kaybedebileceğini görünce, ‘İyi o zaman gönderin’ deyiverdiler. Amerika bir gün kazara imparatorluk haline gelirse, dünyanın gelmiş geçmiş en kemiksiz imparatorluğu olacak herhalde!
Hikayenin devamını biliyorsunuz. Bizim Ankara aylarca düşündü taşındı, bir kez daha Washington’u kırmayalım, hem Irak’ta olacakları locadan seyretmektense sahneye çıkıp rol almakta fayda var diye karar kıldı ve daha BM kararı da çıkmadan Erdoğan hükümeti jet bir şekilde tezkereyi Meclis’ten geçiriverdi. Bunun üzerine bazı Iraklı Kürt liderler, özellikle Barzani ekibi, Türk askerine karşı savaş açtı. Ve o gün bugündür, Washington’un adeta nutku tutuk.
Amerikalı resmi ağızlar, şaşkın şaşkın Türkiye’ye kararından dolayı teşekkür ederken, diğer yandan ‘müzakereler sürüyor’ gibi beyanlarla zaman kazanmaya çalışıyorlar. Hangi müzakerelerden bahsediyorlar, anlamıyorum. Şu anda Ankara ile Washington arasında asker gönderme ile ilgili görüşmeler sadece ‘danışma’ düzeyinde. Yani resmi ve bağlayıcı nitelikli bir temas yok. Mutabakat zaptı (MOU) resmen masada bile değil. Hatta Pentagon ve Genelkurmay askeri detaylarla ilgili olarak birbirlerine doğrudan muhatap dahi olmuyor.
Normalde Amerika’nın yapması gereken, bir resmi heyet oluşturup Ankara’ya göndermek. Fakat bizim koca müstakbel imparatorluk (!), kararsızları oynuyor. Kuzey Irak cenahlarında bir fare kükredi, Kuzey Amerika’daki dev donup kaldı. Acaba Washington özellikle Barzani ekibinin Türk askeri fikrine bu denli bir sert çıkış yapacağını tahmin mi edememişti? Yoksa Washington’da aslında başından beri Türk askerine karşı olan bazı kesimler Barzani’yi borazan olarak mı kullanmıştı? Ya da çıkışını fırsat olarak mı değerlendirmişti? Korkarım tüm şıklar da gerçek olabilir.
Irak’ta ABD’yi temsil eden Paul Bremer denen zat, büyük ihtimalle kasten, Kürt muhalefetini Türk askeri fikrine hiç hazırlamayarak Washington’u son dakikaya kadar uyutmuş olanların başında geliyor. Göreve başladıktan sonra aylarca Irak Büyükelçimiz’i muhatap dahi kabul etmeyen Bremer’in Kürt liderlerle ise yediği içtiği ayrı gitmiyor. O halde Türk askerine nankörce karşı çıkanlara ‘Bremer mızıkacıları’ lakabını taksak yanlış olmaz.
Mızıkacı deyip geçmeyin. Adamlar Washington’un anlı şanlı borazanlarını dahi gürültüleriyle bastırdı! Hani bizim arkamızda kapı gibi Musevi lobisi vardı? Müttefikimiz İsrail’in Washington’daki güçlü lobicilik kuruluşları, Türk askerinin Irak’a gitmesi yönünde gayret sarf etmiyor. Neocon dostlarımız nerede? Neden hiçbiri çıkıp aslında çok yakın irtibatlı oldukları Iraklı mızıkacılara ‘Türkiye Kuzeyden Keşif harekatına yıllarca müsaade etmeseydi, siz bugün hayatta dahi olamazdınız.’ diyemiyor?
Washington ahalisini insafa çağıralım derken, insafsızlık etme niyetinde değiliz. Tabii ki, durum müşkül. Biraz zaman tanımak lazım. Fakat kendini hem iç hem dış siyasette büyük riske atarak BM kararından dahi önce asker gönderme iradesini ilan eden Türkiye, böylesine kapıda bekletilmeyi hak etmiyor. Bizim askerlerimiz oraya çiçek toplamaya gitmiyor. Amerika’nın kafasının dikine açtığı bir savaş sonucu yanı başında meydana gelen istikrarsızlığı canları pahasına düzeltmeye gidiyor. Washington, Irak halkının topyekün iradesini temsil etmeyen, kendi şımarttığı, bencil Kürt muhalefetini bastıramıyorsa, bence Ortadoğu’daki tüm iddiasından şimdiden vazgeçsin. Ha, eğer bu muhalefet Washington’da baştan beri ‘Türkleri Irak’a fazla bulaştırmayalım’ diyenlerden cesaret alıyorsa, o zaman da kimse Türkiye ile daha fazla oyun oynamasın.
Sözün özü, Irak’ta birkaç mızıkacının mı borusu ötüyor, yoksa Amerikan borazanı mı, yakında göreceğiz. Bu zaman zarfında Türkiye durduğu yerde sağlam durmalı, sükunetini korumalı, Habur’dan ikmal hattı ve muayyen bir bölgenin komutası gibi hayati şartlarından taviz vermemeli. Irak’ta dolgu malzemesi olmaktansa, belki hiç gitmemek evladır. BM kararından sonra yabancı ülkelerin asker göndermek için can attığını düşünen varsa da yanılıyor. Amerika, bence görünür gelecekte Türkiye’ninkinden daha iyi bir teklif alamayacak.
20.10.2003
|