| |
Havuz problemleri deyip geçmeyelim
İlköğretim matematik derslerinde, havuz problemleriyle karşılaşılır. ‘Yaşantımızda bu problemlerle kaç kere karşılaşacağız? Bunların bize ne faydası var?’ diye eleştirilir. Ancak, yaşantımızın her döneminde havuz problemleri, hep karşımıza çıkar. Kişisel bütçemiz, aile ve devletin bütçeleri hep havuz problemi esasına göre kurulmuştur. Cebimize ve hazineye giren paralar musluktan akan, ödeme ve harcamalarımız da havuzdan boşalan suyu ifade eder.
Bireyler kendi bütçelerini yapmakta zaman zaman zorlandıkları gibi, son 15 yıldaki hükümetler de, devletin bütçesini denkleştirmekte zorlandılar. Bu süre zarfında ekonomik disiplinsizliğin ve çeşitli nedenlerle oluşan siyasi istikrarsızlıkların sonucu; devletin para havuzunda büyüyen delikler, ekonomik kriz sonrasında küçültülmeye ve musluklardan daha çok su akıtmanın yolları aranarak, bu havuz doldurulmaya çalışıldı. IMF ile imzalanan 18. Stand-by’la, bu kuruluştan alınan Cumhuriyet tarihinin en yüksek dış kredileriyle de havuz desteklendi. AK Parti hükümeti, aynı IMF programına sıkı sıkıya bağlı kalacağını açıkladı. Tek parti hükümeti olmanın avantajı ile mevcut hükümet oluşturduğu siyasi istikrarla; bazı aksamalar olsa da, ekonomik istikrar yolunda büyük bir mesafe aldı. Böylece havuzdaki suyun kullanımı tek elden yönetilmeye başladı. Enflasyon, faiz oranları ve diğer makro ekonomik göstergelerde kısa sürede inanılması zor hedeflere ulaşıldı. Devletin para havuzunu boşaltan yasal olmayan hortumlar kesilirken, birçok gereksiz delikler de kapatıldı. Hükümetin 17 Ekim’de Meclis’e sunduğu 2004 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı’nda bütçe büyüklüğü 160,9 katrilyon, gelirler 114,5 katrilyon yatırımlar 7,5 katrilyon lira olarak hedeflendi. Ayrıca, büyüme oranı yüzde 5, gayri safi milli hasıla (GSMH) 261,7 milyar dolar, yıllık enflasyon yüzde 12 ve faiz dışı fazla yüzde 6,5 olarak öngörüldü. Böylece 2004 yılında devletin para havuzundaki işlemler tarif edildi.
17-18 Ekim’de Active Academy Grubu’nun düzenlediği 1. Uluslararası Finans Zirvesi’nde Türk bankacılık ve finans sektöründeki yeni gelişmeler, sektörün ihtiyaçları, sorunları Türkiye ve uluslararası çevrelerden yetkin isimlerce tartışılıp çözüm yolları arandı. Bu vesile ile hükümet, kamu kurumları, bankacılık ve reel sektör temsilcileri aynı platformda yüz yüze sorunlarını dile getirdiler. Reel sektör yetkilileri, bankacılardan kredi musluklarını açmalarını istediler. Bankacılar da reel sektörde istenilen bilanço şeffaflığına ulaşılamadığından, güven sorunu yaşadıklarını ifade ettiler. Mevduatları daha güvenli olan Hazine kağıtlarında değerlendirdiklerini belirttiler. Devlet bankaları yetkilileri de görev zararlarının kapatıldığını, şeffaf bir bilanço dönemine girdiklerini ve özel bankalar gibi çalıştıklarını anlattılar. Hükümeti temsil eden bakanlar; kamu maliyesinde azamî tasarruf, sıkı malî politika uygulaması, bütçe disiplininden taviz verilmeyeceği ve devletin borçlarının azaltılacağı sözünü verdiler. Bütün konuşmacılar kaynak yetersizliğinden yakınırken, en büyük sorunun devletin yüksek seviyedeki borç yükünden kaynaklandığını, doğrudan yabancı yatırımların ülkeye gelmesiyle sorunun daha kısa sürede çözülebileceğini dile getirdiler. Kısacası, bu platformda da havuz problemleri tartışıldı.
İki gün süren bu zirvede her sektör temsilcisi para havuzunu hangi yeni yöntemlerle daha sağlıklı çalıştırarak; sektörüne, ülkeye ve bireylere daha fazla gelir sağlayarak gelişmiş ülkeler ligine katılabileceğinin yollarını aradı. İlk kez düzenlenen bu zirvenin; hükümet, sektörler ve katılımcılar açısından çok faydalı olduğuna inanıyorum. Düzenleyenleri de kutluyorum.
20.10.2003
|