|
Dönüşüm ama nasıl bir dönüşüm?
Bundan 6 yıl önce, Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), Marmaris’te “Değişim ‘97” adı altında bir seminer düzenlemişti. Üç gün boyunca çok sayıda işadamı, siyasetçi, akademisyen, sendikacı ve bürokrat Türkiye’de değişimi tartışmıştı.
Baştan sona takip ettiğim o seminerden bugün hatırımda kalan en çarpıcı söz, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu temsilcisi Kemal Daysal’ın bir özeleştiride bulunup, 12 Eylül öncesinde duvarlara yazdıkları “DGM’yi ezdik, sıra MESS’te” sloganı için söylediği, “Bugün bütün kesimleri, değişim ve biribirini anlama için buraya toplayan MESS’i ezemediğimiz için isabet etmişiz.” sözüydü. 20 yıl sonra gelinen nokta...
1997’den bu yana Türkiye’de olumlu ya da olumsuz çok şey değişti. Ama netice şu ki, gelişen dünya ile entegre olmada, insanımızın hayat standardını yükseltmede, insan haklarında, demokraside pek mesafe alınamadı.
Bununla birlikte, uzun bir aradan sonra sağlanan siyasi istikrar sebebiyle bugünlerde Türkiye’nin önünde yeni bir ufuk belirmiş bulunuyor. MESS, böyle bir vasatta, 45. kuruluş yıldönümünü de vesile ederek, “Dönüşüm ‘03” adı altında ikinci bir seminer yapmayı kararlaştırmış. Bu maksatla yaklaşık bin davetliyi Antalya Kremlin Palace/Aksu’da bir araya getirmiş.
Dün başlayan ve iki gün devam edecek olan seminerde, siyasetten çalışma hayatına, sanayiden üniversiteye, sivil toplum örgütlerinden basına kadar geniş bir katılım söz konusu. Konulara dünüyle ve bugünüyle bakabilmek için bir dönemin önemli simaları olup, bugün unutulup gitmiş pek çok isim de davetliler arasına katılmış. Mesela, önceki çalışma bakanları neredeyse tam kadro burada.
Bir dönem Özal’ın da başkanlığını yaptığı MESS, işverenlerin kurduğu ilk ve en büyük sendikalardan birisi. Şu an başında eski bir Koç Holding yöneticisi olan Tuğrul Kudatgobilik bulunuyor.
Tuğrul Bey seminerin açılışında, “Türkiye bir dönüşümün eşiğindedir. Artık kozasını yırtıp, kelebek gibi uçma zamanı gelmiştir.” diyordu.
Dünkü konuşmalarda, ‘iyiye doğru dönüşüm’ün önündeki engeller konusunda çok yerinde tespitler yapıldı. Bunların hepsini aktarmak mümkün değil; ama çarpıcı bulduğum birkaçını aktarmak istiyorum.
İSO Meclis Başkanı Hüsamettin Kavi, sağlanan istikrarın iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye doğruları öğreniyor; ama ağır bedeller ödeyerek öğreniyor. Buna bir son verilmeli.” derken, işadamı Bülent Eczacıbaşı, sadece AB üyesi olmanın hedefe ulaşmak anlamına gelmediğinin altını çiziyor, “Bizim geleceğimizi kurtaracak olan, ülkemizin stratejik önemi değil, iyi eğitilmiş insan gücüdür.” tespitinde bulunuyordu. Eczacıbaşı’nın bu sözlerine Avrupa Komisyonu İstihdam ve Sosyal İşleri Kabine Başkanı Georgios Glynes’tan destek geldi. Glynes, “Eğitime yapacağınız yatırımlar sadece siz değil Avrupa için de önemli.” dedi.
Toplantıda en uzun konuşan ise Şarık Tara oldu. Tara, dönüşüm konusunda kendisinden ve şirketinden örnekler verdi. En büyük dönüşümü yurtdışına yönelmekle gerçekleştirdiğini anlattı. Tara, “Türkiye’de, demokrasi ile iktidara gelenlerle, demokrasi ile iktidara gelemeyeceğini bilenler arasında kavga yaşanıyor.” diyerek ilginç bir çıkış yaptı. Tara, Eczacıbaşı’nın 80 yıllık cumhuriyet döneminde büyük bir dönüşüm yaşandığı yönündeki sözlerinin aksine, 5 yıl önce bir mezuniyet töreninde gençlere söylediği “75 yıllık cumhuriyet tarihinde çok şey yapamadık. Benim milli gelirim Yunanistan’ın kat kat altındaysa kim bana çok şey yaptık diyebilir?” sözünü hatırlattı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu ise dönüşümün başarılı ve sağlıklı olabilmesi için en azından ana konularda mutabakat sağlanması gerektiğini söyledi.
Midesinden rahatsızlandığı için toplantıya katılamayan Mustafa Koç ise gönderdiği mesajında, “Dönüşümün sanayiden ticarete, sanattan spora her alanda gerçekleşmesi gerektiğini” vurguladı.
Dün dinlediğim konuşmalardan ve birebir sohbetlerden çıkardığım sonuç, hemen herkes Türkiye’de bir değişimden, dönüşümden yana. Aksini dile getiren yok. Ama esas sorun, dönüşümün nasıl ve ne yönde olacağı. İşte bütün mesele de burada.
22.10.2003
|