|
Anneme Çankaya’da olduğumu söylemeyin!
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna bu yıl ilk defa başörtülüleri davet etmedi. Sebep, laiklik ilkesinin korunması ve Çankaya’nın kamusal alan olması. Her iki gerekçe de, cevaplanması zor birçok soruyu beraberinde getiriyor.
Şayet kamusal alana başörtülü girilmeyecekse, Sayın Sezer daha önceki iki resepsiyonuna selefleri gibi başörtülüleri neden davet etti?
Çankaya kamusal alan ise Başbakanlık, Meclis veya Dışişleri konutları neden değil?
Beyaz Saray’a bile başörtülüler çağrılıp iftar yaptırılıyor, Çankaya’ya Cumhuriyet Resepsiyonu için bile neden çağrılamıyor? Yoksa ABD, laiklik ilkesinden mi vazgeçti?
Başörtüsü 80’inci yılını kutlayan Cumhuriyet’e ve laiklik ilkesine meydan okuyan bir sembol ise neden kadınlar bin 400 yıldır başlarını örtüyor?
Neden sadece Müslüman dindar kadınlar değil de, rahibeler ve Ortodoks Yahudi kadınlar da başlarını örtüyor?
Başı örtmek, açık ve net bir örtünme emri değil ise Cumhurbaşkanı’nın atamasını onayladığı Diyanet İşleri başkanları neden böyle bir fetva veremiyor?
Cumhurbaşkanlığı, insanların eşleri ile ilgili istihbaratı nasıl topladı? Yoksa, eski komünist rejimlerde olduğu gibi insanlar tek tek fişleniyor mu? Başbakandan milletvekillerine, Anayasa Mahkemesi üyelerinden sendika başkanlarına özel hayatları kim takip etti?
Çankaya’nın, kamusal alanda hizmet almalarına müsaade etmediği insanlara yönelik, başka çalışmaları da var mı? Kamusal alanda hizmet verilmeyenlerden, kamusal vergileri almamak gibi bir çalışma da söz konusu mu?
Cumhuriyet kadınının, başı açık olacağı kuralını kim koydu? Çankaya’daki ilk ‘first lady’ Latife Hanım başörtülü idi. Laiklik ilkesinde o günden bugüne ne değişti? Daha doğrusu, geçen yıldan bu güne ne değişti?
Geçtiğimiz hafta Ata’nın Selanik’te doğup büyüdüğü konağı ziyaret etme imkanı buldum. Yatak odasında, annesi Zübeyde Hanım’ın Kur’an’ı ve başörtüsü rahlenin üzerinde duruyordu. Zübeyde Hanım gibi, Sayın Cumhurbaşkanı’nın annesi de başörtülü. Sezer, kamusal alan olduğu için, annesini de Çankaya’ya almayacak mı?
Hiçbir tutarlı cevabı olmayan bu soruları daha da artırmak mümkün. Görünen o ki, Cumhurbaşkanı’nın uygulaması hukuki ve realiteye dayalı olmaktan çok, siyasi sebeplerden kaynaklanıyor.
Asıl mesaj, eşleri çoğunlukla başörtülü olan AK Parti’ye verilmek isteniyor. “İktidar olabilirsiniz, ama ‘kamusal alan’da muktedir değilsiniz.” deniliyor. “Halk oyları ile sizi seçti ama, başka seçeneğimiz olmadığı için zoraki rıza gösteriyoruz.” deniyor.
Daha önemlisi, Cumhurbaşkanı’nı şayet erken seçim olmazsa bu Meclis seçecek. Daveti bile ‘eşsiz’ olan bu makama, seçilebilecek şahsın vasıfları hakkında ‘gizli’ bir dayatma yapılıyor daha şimdiden.
Son olarak, mevcut siyasi istikrarı biraz da AK Parti’yi tahrik ederek, bozmaya çalışanlar var. Çünkü, ‘Ordu göreve’ diyen bazıları, ‘sisli hava’yı seviyor.
Sebep ister hukuki ister siyasi olsun, neticede Sezer’in bu uygulaması maksadını aşan sonuçları beraberinde getiriyor. Sezer kendi içtihadı veya danışmanlarının yönlendirmesi sonucu, farkında olmadan Cumhurbaşkanlığı makamını halktan koparıyor. Sezer’in, kamuoyu yoklamalarında düşen desteği bunun açık delili.
Sayın Sezer, örfi hukuku dışlamadan, Anadolu insanının hassasiyetlerini de dikkate alarak uzlaştırıcı adımlar atmalı. İnançları ve örtüleri dolayısıyla insanları ayrıma tabi tutmadan, ayrımcılık yapmadan, Cumhur’u Başkanı ile buluşturmalı!
Aksi halde, Cumhurbaşkanlığı devletin tepesinde tarafsız ve uzlaştırıcı olmaktan çıkar, kriz makamı haline gelir. Kaybeden yine Türkiye olur.
02.11.2003
|