İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
03.11.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim

  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

ZAMAN KiTAP

YAZARLAR


ALİ H. ASLAN a.aslan@zaman.com.tr
 
 

Diplomatik dervişlerin dil belası

Washington Büyükelçiliğimiz’deki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda Amerikan hükümetinden bir dostuma ‘Bugün sömürgeci dedelerimizden kurtulup cumhuriyeti kuruşumuzun 80. yıldönümünü kutluyoruz!’ esprisini yapınca şöyle bir duraksadı. Ve üzgün bir ifadeyle Paul Bremer’in ‘Türkler Irak’ta 400 yıl boyunca sömürgeci güçtü’ beyanatının iki ülke arasında zaten bir türlü normal seyre giremeyen ilişkileri pek kolaylaştırmadığını ima etti.


Daha sonra bir başka Amerikalı resmi konuk, bana bu ifadenin Türkiye’de yanlış anlaşıldığını, aslında Amerika’da olumsuz manada kullanılmadığını izah etmeye çalıştı.

Türk-Amerikan ilişkilerinde ‘yes’in ‘evet’, ‘no’nun ‘hayır’ manasına gelip gelmediğine bile artık emin olamayan ben, ‘colonial power’ ifadesinin ‘sömürgeci güç’ diye tercüme edilip edilmeyeceğini ya da hangi manada kullanıldığını nereden bileyim? Kaldı ki bu bir semantik kaza ise bile, sonuçlarının pek romantik olmadığı aşikar. O sözlerin, Türk-Amerikan tarihine ‘ağızdan hiç çıkmamış olması gerekenler’ cümlesinden geçeceği muhakkak.

Geçen hafta aynı cümleden bir başka söz de, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Amerikalılara ‘beceriksiz’ demesiydi. Neyse ki Amerikan medyası o lafı büyütmedi, Amerikan hükümeti de duymazlıktan geldi. Yoksa iki ülke arasındaki diyalog diplomatik jargonları büsbütün zorlayacak bir hale dönüşebilir ve ipler bu sefer kopacak hale gelebilirdi...

Benimle benzer gözlemleri yapıyor olmalı ki, ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi Mark Parris, International Herald Tribune’da 30 Ekim günü çıkan makalesinde bakınız ne diyor: ‘Türk-Amerikan ilişkileri için zor bir yıl oldu. Bir zamanlar kendinden emin şekilde birbirini ‘stratejik ortak’ olarak nitelendiren iki ülke, bugün en basit manada iletişim kurmada bile zorluk çekiyor.’

Amerikalı hükümet kaynakları, Büyükelçi Bremer’in Türkiye’nin Irak Geçici Yönetim Konseyi (IGYK) ile muhatap olma gereğine ilişkin cümlesinin de yanlış anlaşıldığını söylüyorlar. ‘Bremer, Türkiye artık asker konusunu bizimle değil, sırf Iraklılarla konuşsun demedi ki. Iraklılarla da konuşsun dedi’ izahını getiriyorlar.

Bu ikinci noktada, Amerikalılara hak vermek gerektiğini düşünüyorum. ABC Televizyonu’ndan George Stephanopoulos, Bremer’le röportajının Türkiye ile ilgili kısmının sonunda soruyor: ‘Fakat Irak Geçici Yönetim Konseyi hâlâ Türk askerlerini kabule hazır değil mi?’ Bremer cevaplıyor: ‘Yani, hayır. Şunu yaptılar; bu konuyu daha detaylı görüşmek üzere Türkiye’den bir heyet davet ettiler. Ve bu diyaloğun nasıl cereyan edeceğine bakmamız lazım. Bence birbirleriyle doğrudan konuşmaya ihtiyaçları var.’

Bu ifade, bana da ‘artık bizimle değil, Iraklılarla görüşsünler’ anlamını taşıyor gibi gelmedi. Nitekim Bremer röportajın bir başka yerinde de ‘Yönetim Konseyi’ni Türklerle diyalog başlatmaya teşvik ettik.’ diyor. O halde Bremer’in sözleri neden Türkiye’de infial yarattı ve farklı yorumlandı? Çünkü meselenin altında birçok psikolojik faktör ve birikim yatıyor.

Ankara, Washington’u asker meselesine yeterince asılıyor görmüyor. Irak’taki Türk muhaliflerinin fazlaca tesirinde kaldığını düşünüyor. Üstüne üstlük Bremer çıkıp Türk muhaliflerinin söylemi olan ‘sömürgeci’ lafını da kullanınca, Türkiye’de olay ‘Washington, asker göndermek istiyorsanız, gidin Iraklılarla konuşun diyor’ şeklinde algılandı. Tabiatıyla gururlar incindi.

Amerikalı kaynaklarım, aksine, Bağdat’ı yatıştırmak için çok gayret ettiklerini; ancak muhalefetin Ankara’da sanılanın aksine Kürtlerden ibaret değil daha geniş tabanlı olduğunu söylüyorlar. Öte yandan Ankara’nın başından beri IGYK’yı pek muhatap almayan, hatta kabullenmeyen tutumundan da biraz yakınıyorlar. Üyeleri ABD tarafından atanmış olmasına rağmen, İran’ın bile daha kurulur kurulmaz IGYK’yı ilk tebrik eden ve hemen angajmana giren ülke olduğuna dikkat çekiyorlar.

Amerikalıların şuuraltında, ancak çok zorlarsanız ifade ettikleri önemli bir ukde de şu: Saddam Hüseyin rejimi devrildiğinden beri Ankara’daki en yetkili ağızların can-ı gönülden ve açıkça ‘Baas rejiminin devrilmesi çok iyi oldu. Dünya, bölge ve bizim için bir tehditti. Amerika’ya teşekkür borçluyuz. Ve özgür ve bağımsız bir Irak yolundaki gayretlerini içtenlikle destekliyoruz. Irak Geçici Yönetim Konseyi’ni de bu yönde atılmış ümit verici bir adım olarak görüyor ve Irak’ın geleceğini inşa etmek için beraber çalışmayı ümit ediyoruz’ dememiş olması.

‘Dervişin fikri ne ise zikri de odur’ derler. Diplomaside ise en iyi derviş fikrini zikrine ne ölçüde dökeceğini bilendir. Ve asıl maharet, tarihsel, duygusal ve siyasi şuuraltı baskıların yoğun olduğu Irak meselesi gibi durumlarda dilini kemiğini kontrol edebilmektir. Amerikan ve Türk diplomasisi bu manada kötü bir sınav veriyor. Konuşacağı yerde konuşmayıp, susacağı yerde susmuyor. Her iki ülke için de daha ağır sonuçlar vermeden bu durum bir an evvel düzeltilmeli...


03.11.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (27.10.2003) - Mutedilleri dümene geçirmek

> (20.10.2003) - Bremer mızıkacıları

> (13.10.2003) - Küçük maçtan büyük maça

> (06.10.2003) - Demokratların neşesi, Bush’un kederi

> (29.09.2003) - Doğru seçim

> (22.09.2003) - Yoksa bu şarkı bitmeyecek mi?

> (15.09.2003) - Yaşamak için doğru asrı seçmek

> (11.09.2003) - [Analiz] Şahinler, Amerika’yı ‘yüksekten’ uçurdu

> (08.09.2003) - Vezirlikten rezilliğe...

> (11.08.2003) - Amerikalı kızılelmacılar




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.