| |
Hâl ve gidiş
3 Kasım seçimlerinin yıldönümünde, seçimin tek galibi, AK Parti hükümetinin hâl ve gidişinin değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım. AK Parti’nin bir yıllık icraatında; iki hükümet kuruldu. 58. Hükümetin Başbakanı Sayın Abdullah Gül görevini, partinin başkanı olan ve ikinci kez milletvekili seçilen Sayın R. Tayyip Erdoğan’a devretti.
AK Parti hükümeti, bir yıllık sürede ekonomik göstergelerdeki iyileşmelerle, karnesindeki notları yükseltti. Bugün gelinen noktada, bir yıl öncesine göre; yıllık enflasyon yüzde 37’den yüzde 23’e, iç borçlanma faizi yüzde 66’dan yüzde 31’e ve kişi başı milli gelir 2 bin 609 dolardan, 3 bin 366 dolara yükseldi. Bu göstergelerden, ekonomide belirgin bir iyileşmenin olduğu görülüyor. Ancak, bazı göstergelerde de bozulmalar var. Büyüme oranı yüzde 7,7’den, yüzde 5,5’e, düşük döviz kuru nedeniyle ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70,8’den, yüzde 69,1’e geriledi. Yıl içinde birkaç kez revize edilen ve ekonomi çevrelerinde yakından izlenen cari açığın 840 milyon dolardan 4 milyar 87 milyon dolara yükselmesi, bir miktar tedirginlik oluşturdu. Bütçe gerçekleşmelerinde; gelir, gider kalemlerinde ve bütçe açığında yükselmeler gözleniyor. Ancak, imalat sanayii kapasite kullanım oranı yüzde 79,7’den yüzde 83,6’ya ve sanayi üretim endeksinin de yüzde 98,8’den ağustosta yüzde 109 seviyesine ulaşması, üretimde olumlu bir gelişme olduğunu gösteriyor. Bir yıllık sürede iç ve dış gelişmelerin etkisi ile yatırım araçları fiyatları farklılıklar içeriyor. Dolar 1 milyon 696 bin liradan 1 milyon 484 bin liraya gerilerken, paritenin etkisi ile Euro 1 milyon 688 bin liradan 1 milyon 727 bin liraya yükseldi. Borsa endeksi 10 bin 217’den 15 bin 754 puana ve uzun vadeli yatırım aracı olan cumhuriyet altını, dış piyasalarda altın fiyatındaki artıştan da etkilenerek 117 milyon 500 bin liradan 125 milyon 500 bin liraya ulaştı. Gecelik faiz yüzde 46’dan yüzde 26’ya geriledi. Bir yıllık sürede yatırım araçlarındaki gerileme, gelecekte paradan para kazanmanın yerini, üretim ve ticaretten para kazanmanın alacağını gösteriyor. Henüz istihdamda belirgin bir iyileşme olmamakla birlikte; genelde fiyat istikrarı ve büyüme alanlarında hükümet, ekonomi karnesiyle sınıfı geçmiş görünüyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının art arda gelen not artırımları da bunu ifade ediyor.
Bu gelişmeler çerçevesinde, ekonominin sürdürülebilir bir büyüme sürecine girip girmediği konusuna, ekonomi çevreleri kuşkulu bakıyor. Ekonomideki sürekli büyümeyi sağlayabilmede, kaynak eksikliği öncelikliler arasında yer alıyor. Kaynak konusunda, yabancı yatırımcıya ihtiyaç duyuluyor. Büyük çapta yatırım yapılarak yeni kapasitelerin kurulması gerekiyor. Bu ancak, hükümete iç ve dışta duyulan güvenin artışı ile mümkün olabilir.
Öte yandan, ekonomide görülen iyileşmeyi kırılgan yapan birçok faktörden en önemlisi kamu kesiminde dengelerin tutturulabilmesindeki zorluklar ve çok yüksek borç yükü geliyor.
Hükümetin sosyal ilişkilerdeki hâl ve gidişini de değerlendirmek gerekir. İktidar sosyal barışı olumsuz etkileyecek girişimlerden kaçınıyor. YÖK yasası ve Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda olduğu gibi, her defasında bu çeşit gerginlikler tam bir bunalım boyutuna ulaşmadan geri çekilme esnekliğini gösteriyor.
Ekonomide yakalanan iyimser havanın devam etmesi açısından, iç barışın bozulmaması da oldukça önemli. Sonuçta, hükümetin icraatında belli bir iyileşme görülüyor. Ekonomi yönetimi, 2004’te de IMF destekli programı sürdürecek. Hassas dengeler üzerindeki ekonomide iyileşme ve kalıcı büyümenin yakalanması için, gerçekçi bir stratejiye ihtiyaç var. Bu konuda hükümetin, 2004 sonrası IMF’siz yeni bir programa gereksinimi olacağını düşünüyorum.
03.11.2003
|