İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
05.11.2003
Çarşamba
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

ZAMAN KiTAP

YAZARLAR


KADİR DİKBAŞ k.dikbas@zaman.com.tr
 
 

Görünmez vergi yüzde 16’ya indi

Önceki gün ekim ayı enflasyon rakamları açıklandı. Sonuçlar son 28 yılın en düşük rakamı. Toptan eşya fiyatlarında yüzde 16,1, tüketici fiyatlarında ise yüzde 20,8. Bu rakamlar, yüzde 20’lik yıl sonu enflasyon hedefinin tutacağını, hatta daha da düşük gerçekleşeceğini gösteriyor.


“Hiper enflasyon nesli” diyebileceğimiz 30 yaşın altındaki gençler, böylesine düşük bir enflasyonu ilk kez yaşıyor.

Enflasyonu frenlemek ve ekonomik istikrara kavuşmak için son 30 yılda pek çok ekonomik program uygulandı ama, enflasyon hiç bu kadar aşağıya çekilemedi. Yaşadığımız en kötü iki dönem var: 1980 ve 1994. 1980 yılında tüketici fiyatları yüzde 115,6, toptan eşya fiyatları yüzde 98,7 artmış, Cumhuriyet tarihi rekoru kırılmıştı. Son rekor ise ekonomi profesörü Çiller döneminde, 1994’te kırıldı. Toptan eşyada yüzde 149,6, tüketicide yüzde 125,5’lik orana ulaşıldı.

Bu sevimsiz rekorlardan sonra, en çok umutlandığımız dönem 2000 yılı olmuştu. Enflasyon toptan eşyada yüzde 32,7, tüketici fiyatlarında ise yüzde 39’a indi. 1987’den o tarihe kadar görülen en düşük orandı bu. Ama bir şeyler yanlıştı ve MGK’da yaşanan “anayasa kitapçığı fırlatma olayı” sonrasında her şey altüst oldu. Temelsiz, tutarsız bir program daha çöpe atıldı.

2000’de koca koca kurumların başlattığı “Türkiye Enflasyonu Yeniyor” kampanyası sonuçsuz kaldı. Merkez Bankası’nın “Enflasyon Canavarı Evine Dönüyor” adıyla bastırıp okullara dağıttığı kitapçıklar da fayda etmedi. Kısa bir süre içinde enflasyon, yeniden yüzde 89’a dayandı. Anlaşıldı ki, bu iş lafla, kampanyayla olmuyor.

“Kurtarıcı” olarak Amerika’dan Kemal Derviş getirildi. Düşük enflasyon için temelden bazı şeylerin düzeltilmesi hedeflendi. Ama işler bir türlü yolunda gitmedi, yapılabilecek şeyler koalisyon hükümeti ile yapılamadı.

Bir yıl önce Türkiye, yıllar sonra sandıktan tek başına iktidar çıkardı ve yeni bir döneme girildi. Önceki programı küçük rötuşlarla devam ettireceğini açıklayan ve bu sözünü de tutan yeni hükümet, enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat etti. Ufak tefek tökezlemeler dışında genelde kararlı ve koordineli bir uygulama sergiledi. Bu da güven ve istikrarın tesisinde önemli rol oynadı. Döviz, faiz ve enflasyonda dengeli bir gerileme yaşandı. Özel sektör de istikrara ve enflasyonun gerilemeye devam edeceğine inanmış görünüyor.

Bundan sonra vatandaş olarak yüksek enflasyonla yaşama alışkanlığını terk etmemiz gerekecek. Özellikle genç nesil doğuştan beri görmediği bir döneme alışacak, 2005’te de umuyoruz ki, kuruşla tanışacak. Sanayici malına zam yapmayacak, çalışanlar ise ücretine zam isterken ölçülü olacak. Toptancısı, marketi, bakkalı ve manavı satış yaparken yeni durumu gözetecek, gözetmek zorunda kalacak. Tabii ki, istikrar sürdüğü, ekonomik programa sadık kalındığı müddetçe.

Böyle olunca, enflasyondan kazananlar, başka kazanç kapıları bulmak zorunda kalacak. Yüzde 30’lara varan reel faizlerle Hazine “soyulmayacak”.

Hep duyuyoruz “Enflasyon düşüyor ama vatandaşa yansıyan bir şey yok.” Evet ilk bakışta yansıyan bir şey yokmuş gibi görünüyor ama biraz düşünüp kafa yorunca enflasyonun gerilemesinden en fazla faydayı dar gelirlinin elde ettiği görülüyor. Yavaş yavaş da olsa bu böyle.

Enflasyon demek, alım gücünün zayıflaması demek. Bu da aslında adil olmayan modern bir vergi. Tahakkuk sorunu yok, tahsilat sorunu yok. Otomatik olarak tahsil ediyor devlet.

Peki kimden alınıyor bu vergi? Büyük ölçü sabit gelirlilerden. O yüzdendir ki, enflasyonda düşen her bir puan, bu ‘görünmez vergi’de indirim demek.


05.11.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (22.10.2003) - Dönüşüm ama nasıl bir dönüşüm?

> (01.10.2003) - BDT’de yeni bir ortak pazar girişimi

> (24.09.2003) - Yunanistan’la ticaret

> (10.09.2003) - Farklı bir sonbahar

> (27.08.2003) - Bu tatil takvimi bize uymuyor

> (16.07.2003) - New York’ta iki morning

> (09.07.2003) - Göstergeler ne kadar olumlu?

> (25.06.2003) - Koç’un 2003 beklentileri

> (04.06.2003) - Kim ne kadar dolarize?

> (21.05.2003) - Türkmenbaşı niçin 3 milyon Türk istedi?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.