İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
09.11.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

ZAMAN KiTAP

YAZARLAR


ERHAN BAŞYURT e.basyurt@zaman.com.tr
 
 

AB için ‘utanç verici’ olsa gerek!

Avrupa Birliği 2003 Strateji Raporu, Türkiye üzerinde soğuk duş etkisi yaptı. Raporda, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün Türkiye’nin üyeliği önünde ciddi bir engel olacağı ilk kez yer alıyor.


AB yetkilileri bunun üyelik için bir önşart olmadığını ifade etseler de, bu şekilde siyasi yolla ‘sopa’ gösteriyorlar.

Oysa AB, geçtiğimiz yıl Kopenhag Zirvesi’nde müzakere tarihi verilmesi karşılığında Kıbrıs’ın masaya getirilmesine, ikisi ayrı konu diyerek karşı çıkmıştı. 1999 Helsinki Zirvesi’nde de, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün Rum Kesimi’nin adaylığı için engel olmayacağı vurgulanıyordu. Bu durumda, Kıbrıs’ın Türkiye’nin önüne bir engel olarak getirilmesi, açık bir çifte standart.

AB, garip bir şekilde 30 yıldır sürmekte olan bir sorunu, 2004 Mayıs ayında Rum Kesimi’nin üyeliği ile ithal etmiş olacak. Rum Kesimi, Ada’yı temsilen birliğe dahil olduğu için de, AB üyesi bir ülkenin topraklarının üçte biri bir aday ülke (Türkiye) tarafından işgal edilmiş görünecek. Garip bir durum. Uluslararası aktör olmaya hazırlanan AB için ‘utanç verici’ olsa gerek!

İçinden çıkılması güç bu durumu kullanıp, Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Üstelik, Rum Kesimi üzerinde halen hiçbir baskı kurmadan. Rum Kesimi’nin mevcut durumda, Türkiye’nin üyeliğini veto edeceğini ileri sürüyorlar. Bu doğru bir varsayım olabilir. Ancak, veto kullanırsa, Rumlar Kıbrıs’ı kendi elleri ile bölmüş olurlar.

Zira Türkiye’nin üyeliği, Kıbrıs’ta çözümü zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olacak. Rumlar, Ada’nın bölünmesine razı olsalar zaten iki devletli çözüm hayatta. Yani sorun yok. Dolayısıyla, veto değil, Türkiye’nin işlerini kolaylaştırması lazım Rumların. Kaldı ki, Türkiye çok sıkıştığında üyelik başvurusunu askıya da alabilir. O zaman AB üzerinden çözümün hiçbir anlamı kalmaz, Rumlar için.

Kıbrıs’ta Annan Planı üzerinden çözüm de Türkiye’ye kaybettirmiyor. Bu hususu, “Kıbrıs’ta heyecan verici gelişmeler de olabilir” başlıklı 24 Aralık 2002 tarihli yazımda ele almıştım. Yani Türkiye’nin, çözüm için acele etmesini gerektiren faktörler, Rumların acele etmesini gerektiren faktörlerden fazla değil. Bu sebeple Türkiye, serinkanlı bir şekilde, Kıbrıs’ta kalıcı ve adil bir çözüm için aktif olarak çalışmalı.

Yeni ortaya çıkarılan Kıbrıs ‘şartı’nın gösterdiği asıl gerçek, Türkiye üyelik sürecine yaklaştıkça AB’nin suni engelleri artıracağı. Zira, Türkiye’nin üyeliğine AB ülkeleri ve halkları da hazır değil. Türkiye’nin siyasi reformları beklenenden çok hızlı gerçekleştirmesi, Türkiye karşıtlarının siyasi hesaplarını altüst etmiş durumda.

2003 Türkiye İlerleme Raporu’nu değerlendiren İngiliz The Times gazetesinin 6 Kasım tarihli başyazısında yer aldığı gibi, “bazı Avrupalı politikacılar, Müslüman bir ülkeyle egemenliklerini bölüşmek konusunda isteksizler”. Nitekim, yeni Anayasa taslağında ağırlıklı oy oranı azalan İspanya’nın Dışişleri Bakanı Ana Palacio da, 7 Ekim 2003’te Die Welt ve BBC’ye verdiği demeçte değişiklik yanlısı ülkeleri şu sözlerle ikna etmeye çalışıyordu: “Nüfusu çok olan ülkelere çok güç vermek sistemini destekleyenler şunu akıllarında tutmalıdır ki, demografik tahminlere göre uzak olmayan bir dönemde bu ülke Türkiye olacak.”

Türkiye bu aşamada, 2003 İlerleme Raporu’nda yer alan haklı eleştirileri, uygulama alanında bir an önce gidermeli. İşkence ve insan hakları, hukukun üstünlüğü, askerin sivil denetiminde olması, ana dilde yayın, kültürel haklar ve dini azınlıklar ile ilgili sorunlar, bir an önce çözülmeli.

Böylece, 2004 Aralık Zirvesi’nde AB’nin müzakereleri başlatma ile ilgili tüm bahaneleri elinden alınmış olur. Avrupa Birliği, nihai bir karar vermek zorunda kalır. Türkiye’nin, olumlu ya da değil bu kesin karara ihtiyacı var.


09.11.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (02.11.2003) - Anneme Çankaya’da olduğumu söylemeyin!

> (19.10.2003) - Bir kez daha Samarra!

> (12.10.2003) - Türkiye, ‘iki ateş’ arasında kalabilir

> (05.10.2003) - AB, ‘tek devlet’ sancısı yaşıyor

> (28.09.2003) - Bush yönetimi kaybettiğini fark etti

> (23.09.2003) - ABD, Irak’a asker baskısını kaldırsa!

> (16.09.2003) - İsrail, Arafat’ı neden öldür(e)müyor?

> (09.09.2003) - Yumuşak güç

> (12.08.2003) - Bir Arap ülkesi olmadan asla!

> (05.08.2003) - İslam dünyasının krizi




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL BENGİSU

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.