|
Anadolu’nun göbeğinde bir dünya şirketi
Aksaray, Anadolu’nun göbeğinde 150 bin nüfusa sahip bir şehrimiz. Kişi başına geliri bin doların altında. Ekonomisi tarıma dayalı olsa da sanayide önemli gelişmeler var.
1974’te CHP–MSP hükümeti döneminde, Aksaray’da bir motor fabrikası (Akmosan) kurulması kararlaştırılır. 80’li yılların başında üretime geçen fabrika, bin adetlik üretimden sonra teklemeye başlar. O tarihlerde Alman Mercedes–Benz, İstanbul’da kamyon üretimine geçmeyi planlamaktadır. Ancak başta dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren olmak üzere askerler fabrikanın İstanbul’da kurulmasına karşıdır. Önerilen adres Aksaray’daki Akmosan’dır.
Askeri alımları da düşünen Mercedes, bu yönde söz de aldıktan sonra ikna olur. Üretime 1986’da başlar. İlk yıllarda kuruluş amacına uygun olarak motor da üretir ama daha sonra hafif ve ağır kamyonlar, Unimog, çekici ve otobüs şasisi esas üretimini teşkil eder. Belirli dönemde sipariş edilen tank çekicileri ile Unimoglar sadece ordu için üretilir.
Tesisler, şu anda Mercedes Benz’in Almanya ve Brezilya’dan sonraki üçüncü kamyon fabrikası. Bütün üretim süreçlerinde Almanya’daki fabrika ile eşit durumda. Üretimde 853 yan sanayii şirketinden 7.698 adet parça alınıyor. Bu şirketlerin 210’u, alınan parçaların da 2.747 adedi yerli. Üretimdeki yerlilik oranı ise kamyonlarda yüzde 20–30 arasında.
Fabrikanın başında Mercedes-Benz Türk’ün kamyondan sorumlu Teknik Direktörü Hans Peter Heinstein bulunuyor. Heinstein, Türkiye’yi birlikte çalıştığı gurbetçilerimiz sayesinde tanımış ve ilk kez 1986’da gelmiş. Kapadokya’ya giderlerken Aksaray’daki fabrikayı görünce eşi, “Mercedes dünyanın bir ucuna fabrika kuruyor. Kim gelir buraya?” demiş.
Derler ya “Büyük lokma ye, büyük laf etme!” Gün gelmiş, Heinstein’a bu fabrikada yöneticilik teklif edilmiş. Heinstein, “Tereddüt etmeden evet dedim. Çünkü bu bölgeyi çok sevmiştim.” diyor. 10 yıldır Türkiye’de olan Heinstein, emeklilikten sonra da Datça’da yaşamayı düşünüyor.
Heinstein’ın anlattığına göre, Mercedes Benz, yan sanayi şirketlerini Aksaray’a çekmek için çok uğraşmış. Bunda da kısmen başarı sağlamış. İlk gelen, dev otomobil markalarına parça üreten Alman şirketi ISE. Mercedes’in hemen bitişiğine yerleşmiş. Arsayı Tümosan’dan almış. Almış almasına da, tapuya sahip oluncaya kadar epeyce ter dökmüş.
Peşinden yerli yan sanayi şirketleri gelmeye başlamış. Şu anda şehirde 6 büyük yan sanayi kuruluşu var. Heinstein, “Yan sanayinin uluslararası standartları yakalaması için teknik destek veriyoruz. Sorun çıktığında uzmanlarımızı gönderiyoruz.” diyor.
Yan sanayinin istenen seviyeye çıkamamasında krizli yılların etkisi büyük olmuş. Bazı şirketler arsasını bile aldığı halde yatırımını durdurmuş.
Aksaray, kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerden. Bu çerçevede, sağlanan kolaylıklar var. Kişi başına gelir 1.500 doların altında olduğu için yeni teşvik uygulamasından da nasibini alacak. Bunlar, Mercedes için önemli bir avantaj. Ayrıca işçilik ucuz. Almanya’da 5 olan işçilik giderleri burada 1.
En büyük zorluk ise, mühendis tutabilmekte. Heinstein, “İstanbul’dan getirdiğimiz elemanlar birkaç sene çalışıp bizi terk ediyor.” diyor. Fabrika, tedbir olarak, Aksaraylı elemanlar yetiştirmeyi kararlaştırmış. Diğer bir zorluk da, bürokrasi. En çarpıcı örnek, bir süre önce Aratol Belediyesi’nin yeni imar planı ile fabrikanın içinden yol geçirmek istemesi. Dozerler, Vali Kadir Çalışıcı devreye girince geri çekilmiş.
Aksaray’daki Mercedes, Anadolu’daki nadir yabancı yatırımlardan. Vali, “Mercedes burada bir okul, sanayimizin amiral gemisi.” diyor. Ama belli ki, bir Mercedes yetmiyor. Kişi başına gelir, hala pek çok ilin gerisinde. Daha çok “Mercedes”ler lazım Aksaray’a, Anadolu’ya.
19.11.2003
|