|
Cevabı zor sorular
İstanbul’da meydana gelen terörist saldırılar bir ilki temsil ediyor. Türkiye gibi terörle mücadeleyle onlarca yıl uğraşmış bir ülkede bile, bu eylemlerin şekli ve kapsamı öncekilerle ayrışıyor.
Ölü ve yaralı sayısı itibarıyla daha öncekilerden çok farklı olmayabilir. Ancak önceki eylemlerde ve PKK saldırılarında bu tür bombalar kullanılmamış ve bu denli bir korku ve panik havası yaratılamamıştı. Bu patlamaların 11 Eylül’den bu yana meydana gelen hadiselerle büyük paralellikler göstermekte olduğuna şüphe yok.
Dolayısıyla bu işi El Kaide’nin veya El Kaide ile bağlantılı birilerinin yapmış olması gerekir. El Kaide’yi Amerikan ve İsrail karşıtı bir terör örgütü olarak değerlendirecek olursak, Türkiye belli bir süreden beri hedef bir ülkeydi. Türkiye her şeyden evvel NATO üyesi ve Ortadoğu’da Amerika’nın en yakın müttefiki. Hatta yakın zamanlara kadar Amerika’nın stratejik ortağı olduğuna dair teoriler üretilmekteydi. Ayrıca Türkiye’nin İsrail ile sıkı fıkı ilişkileri var ve üstelik bu ilişkiler askeri alanda yoğunluk kazanıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin El Kaide’nin eylem listesinde yer alması, bu terör örgütünün penceresinden bakıldığında, gayet mantıklı görünebilir.
Ancak Türkiye’nin 1 Mart tezkeresini reddettiği ve yakın zamanda da Irak’a asker göndermeyeceğini açıkladıktan sonra bu örgütün Türkiye’de böyle bir eylem yapmasının ne amacı olabilir? Bir adım daha ileri giderek şu soruları da sormamız gerekebilir: İsrail’in Iraklı Kürt gruplarıyla içli dışlı olmasından ve Amerikan–İsrail merkezli bir bağımsızlığa giden Kürt devleti yapılanmasından Ankara’nın fevkalade rahatsızlık duyduğunu giderek daha belirgin bir şekilde ortaya koymaya başladığı bir dönemde neden El Kaide Türkiye’de böyle bir eylem yapsın?
Meseleye bir de ters açıdan bakalım. Eğer bu eylem Türkiye’yi Amerika ve İsrail’e yakınlaştırmak isteyen güçler tarafından yapıldı veya yaptırıldıysa, o zaman da aklımıza başka bir soru geliyor. Türkiye 1 Mart tezkeresini reddettikten sonra, AK Parti’nin içine düştüğü suçluluk psikolojisini hatırlayalım ve bunun sonucunda AK Parti hükümetinin en zor şartlarda sırf Amerika’ya yardımcı olmak için Irak’a asker gönderme yetkisini TBMM’den aldığını dikkate alalım. Türkiye zaten Amerika ve dolayısıyla İsrail’e olduğundan daha fazla ve daha aktif bir şekilde yardımcı olmayı göze alıp, Irak’a asker göndermek istememiş miydi? Ve hükümetin asker göndermesine sonuçta Amerika bin bir türlü mazeret bulmamış mıydı? O halde her halükarda Amerika ve İsrail’in yanında saf tutan ve daha fazla da tutmak isteyen bir Türkiye’yi bir takım güçler Amerika ve İsrail’in yanına çekmek için neden uğraşsınlar?
Hemen derin devlet suçlamalarını ortaya atan tezlerin de sorgulanması mümkün. Eğer bu saldırılar hükümeti zor durumda bırakmak için yapıldıysa, bunun tam tersi bir sonuç çıkmadı mı? Devletin bütün kurumları ve toplumun ekseriyeti gayet doğru ve mantıklı bir tavırla hükümetin yanında yer almadı mı? Böyle bir eylemden böyle bir sonucun çıkacağını kargalar bile tahmin etmez miydi?
Bu eylemle Türklerle İstanbul Musevi cemaati arasında bir düşmanlık yaratılamayacağını, tam tersine, bunun toplumu birbirine daha da kenetleyeceğini de biliyor olmalıydı, bu eylemi planlayanlar. Ve nitekim öyle de oldu. Dolayısıyla bu işi kolay teorilerle izah etmek pek kolay olmayabilir. Galiba esas sorun El Kaide’nin ne olduğunun izahında... Bunu tam anlamadan İstanbul patlamalarını, 11 Eylül olaylarını ve buna benzer pek çok hadiseyi yeterince anlamamız mümkün olmayacak. Durum böyleyken, hemen iç politika teorileri üretmek ne kadar sağlıklı olabilir?
21.11.2003
|