İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
22.11.2003
Cumartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Haberler...(Bütün Haberler)

haberler@zaman.com.tr

 

‘Batı’nın hatasını Türkiye ödüyor’

İstanbul’daki saldırılar dünya basınında da büyük yankı uyandırdı. Saldırılar gazetelerin birinci sayfalarından genişçe verilirken, olayların arka planına ilişkin yorumlar dikkat çekti. The Times gazetesinde Simon Jenkins tarafından kaleme alınan, “Türkiye, Batı’nın hatasının bedelini acı ödüyor.” başlıklı makalede, Türkiye’nin hedef seçilmesinin aslında ironik olduğu belirtildi.

Yazar, Irak’ta olup bitenlere belli bir mesafede duran Türkiye’nin ‘ulaşılabilir ve yumuşak’ bir hedef olarak görüldüğünü savundu.

İngiliz The Guardian gazetesinde yer alan Polly Toynbee imzalı makalede, saldırıların Blair’in kendi kararının sonucu olduğu vurgulandı. Blair’in ülkesini savaşa götürme kararını aldığı anda terörist intikam saldırılarının kaçınılmaz olduğunu çok iyi bildiğini savunan yazar, “Bunun için özel bir zaman bekleniyordu, o da Başkan Bush’un İngiltere ziyareti olarak belirlendi.” diye yazdı. Financial Times gazetesi, El Kaide’nin Irak işgalinden sonra her geçen gün daha da güçlendiğine işaret etti. Gazete, Türkiye’yi örgütün hedefi haline getiren şeyin ABD ve İsrail’le yürütülen iyi ilişkilerinden çok ülkenin, İslami-faşizme karşı Müslüman bir ülkenin demokratikleşmeyi başarıyla yürütmesinin olduğu belirtildi. The Independent gazetesinin başyazısında, öncelikli hedefin Batı değil, Türkiye’nin kendisi olduğu savunuldu. Bush ve Blair’den bu önemli dönemde Türkiye’ye daha çok destek vermelerini isteyen gazete, “Zira bu saldırılar İngiliz binalarını hedef alsa da kurbanların çoğu Türk’tü. Bu nedenle de Müslüman ülkelerin işaret feneri olarak, Türkiye’ye verilen desteğimizi yeniden ikiye katlamalıyız.” görüşünü vurguladı.

Fransız Le Figaro gazetesinin başmakalesinde, saldırıların Müslüman dünyasının laik modeli Türkiye’yi hedef aldığı, Avrupa’nın kendi değerleriyle aynı doğrultuda hareket eden Türkiye’yi zorluğu ne olursa olsun koruması gerektiği belirtildi. Le Parisien gazetesine konuşan Fransız uluslararası ilişkiler uzmanı François Heisbourg, ‘saldırılardan sonra Türkiye’de askerî müdahale olma ihtimaline’ yönelik bir soru üzerine “Bunun tam tersine, hükümet ve ordu terörizme karşı daha sıkı bir işbirliği yapacaktır.” ifadesini kullandı. Fransız uzman, ‘Türkiye’de muhafazakar bir hükümetin iş başında olmasının, köktendinci teröristlerin Türkiye’de daha kolay saldırı düzenlemesine imkan sağladığı’ yolundaki iddialara da karşı çıktı.

İtalyan La Repubblica gazetesinde yer alan ‘Avrupa kapılarında’ başlıklı yorumda “Çatışma Avrupa’ya yaklaşıyor. Hatta Avrupa’ya geldi bile. Üstelik sadece coğrafi anlamda da değil. Türkiye iki dünya arasında bir köprü.” ifadeleri kullanıldı. Belçika’nın La Derniere Heure gazetesinde yer alan bir yorumda, Türkiye’nin Batı değerlerini benimsediği ve Batı’ya ait olduğunu yüksek sesle savunduğu, bugün iktidarda olan partiye ilişkin endişelerin yersiz olduğunun görüldüğü belirtildi. Dış Haberler Servisi

22.11.2003


 

Yabancı basın saldırılara geniş yer verdi

ABD (The Washington Post): Gazete, dünkü sayısında, İstanbul’daki bombalı saldırılara ilişkin 2’si birinci sayfadan olmak üzere 4 haber yayımladı.

İlk haberde, İstanbul’da düzenlenen saldırılar ayrıntılarıyla anlatılırken, ‘Sanki deprem gibi’ başlığı altında verilen ikinci haberde, saldırıların, yol açtığı insani trajediler boyutu ele alındı. Üçüncü haberde ise 11 Eylül’den sonra ABD’nin operasyonlarıyla gerilemek zorunda kalan El Kaide’nin yeni dönemde yeni stratejilerle tekrar yükselişe geçtiği yorumu yapıldı. 4. haberde de, uluslararası tepkiler ağırlıklı olarak Londra’daki gelişmeler çerçevesinde verildi.

İNGİLTERE (The Daily Telegraph): ‘İngilizler El Kaide katliamına hedef oldu’ başlığını atan gazete, başyazısında, saldırıların iki taktik amacı olduğunu, hem laik bir İslam ülkesi olarak bir model oluşturan Türkiye’nin vurulması hem de ABD Başkanı George Bush’un resmi ziyareti sırasında müttefiki İngiltere’nin cezalandırılmasının hedeflendiğini savundu.

İTALYA (Corriere della Sera): ‘İstanbul’da bir kıyım daha’ manşetini atan gazete, Ortadoğu kökenli terörün, artık ‘ılımlı İslam’ı’ da vurduğuna dikkat çekti. La Stampa’nın manşetinde ise ‘İngiliz karşıtı kıyım, İstanbul’da cehennem’ denildi.

FRANSA (Liberation): Gazetenin başmakalesinde, “Laik, demokratik, NATO üyesi, AB’ye girmeye çalışan ve bizim değerlerimizi paylaşan bir ülkeye saldırı düzenlendi.” ifadesine yer verildi. Makalede İstanbul’daki saldırıların aslında Avrupa’yı hedef aldığı görüşü savunuldu.

BELÇİKA (Le Soir): Gazete, birinci sayfasının büyük bir bölümü dışında iki tam sayfa ayırdığı haber ve yorumlarda, ‘Türkiye, yok edilmesi gereken model’ başlığını kullandı. Muhafazakar La Libre Belgique gazetesi de birinci sayfasının tamamını ve 4 iç sayfasını İstanbul’daki olaylara ayırırken, ‘İstanbul’da terörist cehennem’ manşetini kullandı.

İSPANYA (El Pais): Gazete, ‘Saldırılar, Türkiye’nin istikrarını ve Avrupa’ya yakınlaşmasını tehdit ediyor’, ‘İki saldırı İstanbul’da terör estirdi’ başlıklarını kullandı. Gazete, terörist saldırıların özellikle Türk ekonomisinin toparlanmasını ve AB’ye yakınlaşmayı tehdit ettiğini belirtti.

ALMANYA (Bild): Gazete, İstanbul’daki saldırılardan sonra dün Türkçe olarak attığı başlığında “Sevgili Türk vatandaşları. Bugün biz sizinle yas tutuyoruz” diye yazdı. Berliner Kurier gazetesi de, terör uzmanı Rolf Tophoven’in, ‘’Avrupa’da saldırı tehdidi iyice arttı. Şimdi her şey eskisinden daha kötü olabilir.’’ sözlerine yer verdi.

RUSYA (Gazeta): Gazetede yer alan haber yorumda, Irak operasyonu ve sonrasında meydana gelen gelişmeler nedeniyle Türkiye’nin cezalandırıldığı belirtildi. ‘Washington ile Londra’nın Irak Savaşı İstanbul’da patlatıldı’ başlığını kullanan Nezavisimaya gazetesi ise saldırıları ABD Başkanı George Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’in görüşmesiyle irtibatlandırdı.

JAPONYA (Yomiuri Şimbun): Ülkenin en yüksek tiraja sahip olan gazetesi, saldırıları ‘Doğu ile Batı arasındaki köprüye sert saldırılar’ diye nitelendirdi. Halkın şok içinde, ‘’Niçin Türkiye hedef alınıyor?’’ sorusunu sorduğu belirtilerek, eylemlerin, El Kaide’nin işi olduğu kaydedildi. Tokyo Şimbun’daki yorumda, ‘’Japon dostu Türklerin yüz ifadelerini düşündükçe içimiz sızlıyor.’’ denildi.

22.11.2003


 

Kulüp başkanı, Zaman muhabirine saldırdı

ZAMAN’ın Erzurum Haber Merkezi muhabirlerinden Orhan Yıldırım, Erzurumspor Başkanı Abdulmenef Karagöz tarafından darp edildi.

Beyin travması geçiren Yıldırım, SSK Hastanesi’nde tedavi edildikten sonra evinde dinlenmeye çekildi.

Mal beyanında bulunmadığı gerekçesiyle hakkında 10 günlük hapis cezası verilen Erzurumspor Başkanı Abdulmenef Karagöz, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere götürüldüğü Numune Hastanesi çıkışında kendisini görüntülemek isteyen Orhan Yıldırım’a saldırdı. Karagöz’ün attığı yumruğun etkisiyle dengesini kaybeden Yıldırım, yoldan geçen cezaevi aracına kafasını çarparak beyin travması geçirdi. Vatandaşlar tarafından SSK Hastanesi’ne kaldırılan Yıldırım’ın tomografisi çekildi. Daha sonra Aziziye Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen Yıldırım’ın burada yapılan tetkiklerde hayati tehlikesi olmadığı bildirildi. Şuuru yerinde olan Yıldırım, olayı şöyle anlattı: “Karagöz’ün görüntüsünü almaya çalışıyordum. Ellerinde kelepçe olmadığı için rahatlıkla bana saldırdı. Ancak bu sırada polisler seyirci kaldı. Kafamı çarptıktan sonra neler olduğunu hatırlamıyorum.”

Olay yerine gelen ZAMAN’ın Erzurum Haber Müdürü Ahmet Ünal ise Karagöz’den davacı olacaklarını söyledi. Bu arada Orhan Yıldırım’ı hastanelik eden Erzurumspor Başkanı Karagöz, tutuklandı. Cezaevi aracının sürücüsü Taner Kotan da olayı “Ben güzergahımda gidiyordum. Birden önüme biri fırladı ve kafasını, benim araca çarptı.” diye anlattı.

Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti ise bir bildiri yayınlayarak Orhan Yıldırım’a saldıran Erzurumspor Başkanı Abdülmenef Karagöz’ü kınadı. DAGC Yönetim Kurulu imzasıyla yayınlanan kınamada, şöyle denildi: “Gazeteci arkadaşımıza hakaret ve küfürler eden Abdülmenef Karagöz’ün saldırısı sonucu aldığı darbeyle yere düşen, düşerken de yoldan geçmekte olan cezaevi aracına kafasını çarparak yaralanan Orhan Yıldırım, hastaneye kaldırılarak müşahede altına alınmıştır. Saldırıyı kınıyor ve arkadaşımıza acil şifalar diliyoruz. Konunun takipçisi olacağız.”

Recai Morkoç / Erzurum

22.11.2003


 

Terörün amacına inat vatandaş birlik oldu

Amacı toplumda yılgınlık ve korku meydana getirmek olan terör, vatandaşlar üzerinde beklediği etkiyi oluşturmadı. Saldırıların yapıldığı bölgede işyerlerinde tamirata başlanırken, Levent’teki HSBC Bank’ın yakınlarında bulunan ev ve işyerlerine Türk bayrağı asıldı. “Bizi bu gibi saldırılarla yıldıramazlar.” diyen vatandaşlar, işlerine daha sıkı sarıldı.

Bombalı saldırıya uğrayan Beyoğlu’ndaki İngiltere Konsolosluğu’nun çevresindeki esnaf, dün sabah karmaşık duygularla işyerlerine geldi. Çoğunun dükkanı tanınmayacak haldeydi. Elektrikler olmadığı için kasap ve balıkçıların ürünleri bozulmuştu. Kasap Orhan Serin, olaydan sonra hayata bakış açısının değiştiğini belirterek, “Bu sabah işime daha sıkı bir şekilde sarılarak geldim.” dedi. 20 yıllık balıkçı Ömer Şengül, rüyalarında patlama anını tekrar tekrar yaşadığını dile getirdi. Konsolosluk çevresinde çok sayıda yabancı basın mensubu çalışmaya başladı. Esnaf, yabancı gazetecilerin kendilerini Türkiye’nin imajını olumsuz gösterecek mesajlar verdirmeye çalışmasından yakındı. Berber Fahri Polat tepkisini şöyle dile getirdi: “Bir yabancı muhabir ‘Burası Beyrut mu oldu?’ diye sordu. ‘Olur mu öyle şey canım.’ diye tepki verdim. ‘Bu birkaç tane kendini bilmez insanın yaptığı saldırı Türk halkına mal edilemez.’ dedim.”

Beyoğlu’na başka ilçelerden kamyonetle gelen camcı esnafı bombalı saldırılara tepki göstermek için ucuza cam takıyor. Gaziosmanpaşa’da esnaflık yapan Halil Kocaşahinoğlu, kamyoneti ile geldiği İngiliz Konsolosluğu çevresinde ucuza cam takmaya başladı. Kocaşahinoğlu, “Buranın camcı esnafı yetişemiyor. Öncelikle acil yerlere takıyoruz. Fırsatçılık yapmıyoruz. Aksine semtimizde uyguladığımız fiyatın aşağısına cam takıyoruz.” diye konuştu.

HSBC Bank’taki patlamada evleri ve işyerleri hasar gören esnaf ve vatandaşlar, ev ve işyerlerine Türk bayrağı asarak teröre olan tepkilerini gösteriyor. Vatandaşlar, Türkiye’nin bütünlüğünü bozanlara karşı Türk bayrağı astıklarını ve herkesi Türk bayrağı asmaya davet ettiklerini söyledi. Bankanın arka sokağındaki Ata Apartmanı’nda oturan Yılmaz Ağaoğlu ve Şükriye Ağaoğlu çifti balkonlarına Türk bayrağı astı. Şükriye Ağaoğlu, “Bir gün önce olsaydı Allah korusun ölenlerin arasında yer alabilirdim. Kimsenin Türkiye’nin bütünlüğünü bozmaya hakkı yok. Ülkemizi seviyoruz.” dedi. İşyerlerinin önüne Türk bayrağı asan Mega Otopark çalışanları ise Müslümanların mübarek günlerinde yapılan saldırıyı kaynağı ne olursa olsun kınadıklarını ve bu yüzden tepki olarak Türk bayrağı astıklarını ifade etti. Levent’te beyaz eşya satan bir işyerinin sahibi Erkan Tekin, bayrağı asarak ‘Türk milleti bölünmez’ mesajını vermek istediklerini belirtti. Tekin, “Bizleri bu gibi saldırılar ile yıldıramazlar.” dedi.

Akmerkez, Aymerkez, Olivium, Galleria, Carousel, gibi ünlü alışveriş merkezleri de, saldırılar sonrasında birlik ve beraberliği sergilemek için binaların ön cephelerini bayraklarla donattı. Saldırılar sonrasında güvenlik önlemlerini artıran alışveriş merkezleri, üzerlerindeki tedirginliği atarak normale döndü. Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Başkan Yardımcısı Behiç Özek, bayram alışverişi için vatandaşlara kapılarının açık olduğunu belirterek, “Bu dönemde ekonomik ve sosyal yaşamı ertelemek veya durdurmak terörü kullanmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir. Tüm AMPD üyeleri olarak bu zor sınavdan geçerken halkımızın yanında olmaya kararlıyız.” dedi.

Galleria Alışveriş Merkezi Genel Müdürü Şerafettin Dönmez de, bütün aktivitelerine hızla devam ettiklerini belirterek, “Huzur ortamını bozanlara fırsat vermemek lazım.” dedi.

Toplantılar iptal edilmedi

Saldırılara rağmen daha önceden planlanan uluslararası toplantılar iptal edilmedi. Aralık ayında İstanbul’da, Uluslararası Genç Girişimciler Yarışması, AB ve Türkiye Turizmi Semineri ile yine uluslararası boyuttaki Mor İnek ve Marka 2003 konferansları gerçekleştirilecek. 4–5 Aralık tarihlerinde İstanbul’da yapılacak olan Uluslararası Genç Girişimciler Yarışması’na 14 farklı ülkeden işadamları ve girişimciler katılacak. Toplantının organizatörlüğünü üstlenen Global Tanıtım Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ceyda Aydede, “Saldırıdan hemen sonra toplantıya katılacak ülke temsilcilerinden rezervasyon iptalleri geleceğini düşündük. Ancak tam tersi oldu, bize destek mesajları geliyor, ne pahasına olursa olsun yanımızda olduklarını ifade ediyorlar.” değerlendirmesini yaptı. Aydede, aralarında Slovenya, Bulgaristan ve İngiltere gibi farklı ülkelerden isimlerin olduğu genç girişimcilerin teröre karşı Türk halkına dayanışma mesajları verdiğini kaydetti.

Bu arada, Turizm Yatırımcıları Derneği de (TYD) 4 Aralık’ta İstanbul’da uluslararası bir seminer düzenliyor. ‘AB ve Türkiye’de turizm’ konulu semineri organize eden TYD Genel Sekreteri Nedret Koruyan, toplantıda Yunanlı ve Hollandalı konukları olacağını vurgulayarak, “Terörün temel hedefi insanları korkutup sindirmek, bizim gündelik faaliyetlerimizi sürdürmemiz lazım. Aralık ayı İstanbul için önemli, belki biraz tatsız geçecek; ama oturup ağlayacak halimiz yok.” dedi. Fatih Uğur, Baran Taş, İdriz Çokal, Zafer Özcan, Özcan Keser, İstanbul

22.11.2003


 

Cenaze törenlerinde ‘birlik’ mesajı verildi

İstanbul’da İngiltere Başkonsolosluğu ve HSBC Bank’a yapılan saldırılarda hayatını kaybedenler toprağa verilmeye başlandı. Bankadaki saldırıda ölen İETT işçisi Sedat Yeşilyurt (27)’un cenaze namazını kıldıran imam, “Binlerce şehit veren bir ülkeyi yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.” dedi.

Yeşilyurt’un cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak Alibeyköy Veysel Karani Camii’ne getirildi. Cenaze törenine İETT Genel Müdürü Rıdvan Aslan, Saadet Partisi İl Başkanı Osman Yumakoğlu, çalışma arkadaşları ve yakınları katıldı. Cenaze namazını kıldıran imam, patlamaların ülkeyi ve milleti derinden etkilediğini belirterek, “Binlerce şehit veren bir ülkeyi bu kimseler yıkamazlar. Buna kimsenin gücü yetmeyecektir. İyi bir hafız olan arkadaşımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.” dedi.

Sedat Yeşilyurt’un kardeşi Salih Yeşilyurt da, televizyonlardan seyrettikleri bir olayın başlarına gelmesinin üzücü olduğunu ifade etti. Salih Yeşilyurt, bir Müslüman’ın böyle bir saldırıyı gerçekleştirmesinin imkansız olduğunu belirterek, “Böyle bir şeyi bir insan nasıl yapar? Bunu ancak bir robot yapabilir. Bu olayların Müslümanlara mal edilmesi yanlış. Hükümetimize güveniyoruz. Bu olayı çözecekler.” dedi. Kılınan cenaze namazının ardından Sedat Yeşilyurt’un cenazesi Yeşilpınar İmar Blokları Mezarlığı’nda toprağa verildi. 4 yıldır evli olan ve İETT Ayazağa Garajı’nda çalışan Sedat Yeşilyurt’un, hasta olduğu için önceki gün gittiği Levent Dispanseri’nden ilaçlarını aldıktan sonra yoldan karşıya geçerken patlamanın meydana geldiği öğrenildi.

Bu arada Sedat Yeşilyurt’un Ayazağa İETT garajındaki kurum terzisine “Sana son pantolunumu diktiriyorum.” dediği ortaya çıktı. Terzi Dağıstan Ararat, Yeşilyurt’un Ayazağa’daki İETT’den ayrılmadan kısa bir süre önce kendisine uğradığını anlattı. Bayramlık pantolon diktiren Yeşilyurt, terziye esprili bir şekilde, “Çabuk işimi hallet, otobüs kalkıyor, sana bu son elbise diktirişim. Bundan sonra hazır elbise alacağım.” dedi. Terzi Ararat “Keşke acele etmeseydim, gerçekten bu son pantolonu oldu.” diye konuştu.

Yeşilyurt’un o gün soğuk algınlığı nedeniyle sesi kısıktı. İş arkadaşlarından Muzaffer Aslan ona “Git müdür beye, doktora gitmek için izin al.” önerisinde bulundu. Hastaneye giderek iki gün istirahat alan Sedat Yeşilyurt, evini son kez arayarak Levent’e ilaç almaya gideceğini söyledi. Terzi Ararat’tan bayramlık pantolonunu aceleyle alan Yeşilyurt, arkadaşlarına ve Bölge Müdürü Abdullah Kazdal’a bayramdan sonra görüşmek üzere veda etti. 10.25’te Ayazağa’dan kalkan Mecidiyeköy otobüsüne son anda yetişti. Levent’te SSK hastanesine giden ve ilaçlarını alan Yeşilyurt HSBC Bank’ın önüne geldiğinde meydana gelen patlamada hayatını kaybetti. Yeşilyurt’un patlamanın şiddeti nedeniyle bir kolunun koptuğu bildirildi. Yeşilyurt, eşi Canan ile 3 yıldır evliydi. Hafızlığını tamamlayan Sedat, Eyüp İmam-Hatip Lisesi’ni bitirdi. Baba Zihni Yeşilyurt, Kur’an-ı Kerim’i dinlemeyi çok sevdiği için oğlunun hafız olmasını istediğini anlattı. Hafız Yeşilyurt, güzel sesiyle çevresinde çok seviliyordu. Baba Yeşilyurt hafız oğlunun ölümünü Mevlana’nın ‘şeb-i arus’una benzetiyor. “Allah severek verdi, severek aldı. Bugün hafızın ‘şeb-i arus’u yani düğün günü. Ama içim ağlıyor.” diyor.

Öte yandan aynı bombalı saldırıda hayatını kaybeden, HSBC Bank’ın Teknik Müdürü Ethem Doğan’ın cenazesi ise Harmantepe Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Hasdal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Ethem Doğan’ın cenaze merasimine, HSBC çalışanları ve Doğan’ın yakınları katıldı. Cenazede sık sık ağlama krizine tutulan Doğan’ın ağabeyi Ahmet Doğan’ı, HSBC’nin üst düzey bir yöneticisi sakinleştirmeye çalıştı. Cenaze merasimine katılan Doğan’ın arkadaşlarından İskender Şen, patlamadan yarım saat önce kendisi ile konuştuğunu ve bir arızayı bildirdiğini, tüm çalışanlar tarafından sevilen bir kişiliğe sahip olduğunu söyledi. 30 yaşındaki Doğan’ın iki çocuk babası olduğu öğrenildi.

Abdulhamit Yıldız / İstanbul

22.11.2003


 

Demokratikleşme yolundaki Türkiye’ye darbe vuruluyor

İstanbul’da yaşanan terör faaliyetlerinin failleri ve hedefleri konusunda farklı düşünceler dile getirilirken, uzmanlar Türkiye’nin bu saldırılardan sonra daha cesur bir tavır sergilemesi gerektiği konusunda hemfikir.

Demokratikleşme ve modernleşme yolunda Türkiye’ye darbe vurmak istendiği konusunda birleşilen görüşlere göre saldırılarla Türkiye kaosa sürüklenmek isteniyor.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğu Ergil, saldırılarda öncelikle ‘neden Türkiye?’ sorusuna cevap aranması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin Doğu-Batı, gelenek-modernlik ve İslam-Hıristiyanlık eksenlerinin kesiştiği bir bölge olduğuna dikkat çeken Ergil, saldırıların altında bu modelin kendi rejimlerini dönüştürmesini istemeyen ülkeler ve yönetimler olduğunu savundu. Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ise terörün arkasındaki en önemli gücün ABD ve İsrail olduğunu iddia etti. Tanrıverdi, “İsrail ve ABD ile aktif işbirliği yapmadığı için Türkiye cezalandırılmak isteniyor.” derken, İstanbul’daki terör saldırılarının bir gruba mal edilerek iç barışın zedelenmemesi gerektiğini açıkladı. Tanrıverdi, “Her ülkede terör olaylarına karışan hain insanlar olabilir. Kürt terörist, Alevi terörist, İslamcı terörist gibi sıfatlamaları bir kenara bırakmalıyız. Terörist teröristtir.” dedi. Uluslararası ilişkiler ve terör uzmanı Doç. Dr. Emin Gürses de saldırıların uluslararası nitelik taşıdığını savunarak amacın Türkiye’yi ABD, İngiltere ve İsrail ittifakıyla birlikte hareket etmeye zorlamak olduğunu söyledi. Terörün Ankara’ya ve siyasi hedeflere de yönelebileceğine dikkat çeken Gürses, bazı devletlerin istihbarat örgütleri tarafından uluslararası yeni bir gladyo yapılanmasına gidildiğini öne sürerek, El Kaide gibi terör örgütlerinin de bu organizasyonla ilişkili olduğunu iddia etti. İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, İstanbul’daki saldırıların kaynağında ABD ve İsrail’in olduğunu savundu. Sam Houston State Üniversitesi’nde çalışmalar yürüten terör uzmanı Yemliha Ballı ise iddiaların aksine El Kaide’nin operasyonel bağlamda yerel örgütlerle işbirliğine girmediğini bildirdi. Ballı, “El Kaide ile yerel terör örgütleri arasında ideolojik işbirliği görülmektedir. Yani El Kaide bir eylem yapacaksa kendi eylemcisine yaptırır. Çünkü El Kaide, yerel örgütlerin güvenlik birimleri tarafından genellikle iyi gözetildiğini bilir.” dedi. Erkan Acar, Habib Güler, Murat Aydın; İstanbul, Ankara

22.11.2003


 

Sivil toplum, teröre karşı eylem yapacak

Son terör saldırıları, teröre karşı sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi. “Terörün panzehiri daha fazla birlik ve demokrasidir” sloganından hareket eden Be–Ze Tanıtım Grubu Başkanı Bengü Bilik, terörün vermeye çalıştığı mesaja karşı bir iletişim kampanyası başlatılmasını önerdi.

Sivil toplumun, kitle örgütlerinin ve iş dünyasının teröre karşı gövde gösterisi yapmasını isteyen Bilik, teröre en etkili cevabın bu şekilde verilebileceğini vurguluyor. Bilik’in önerisi sivil toplum kuruluşlarından destek buldu.

Konu hakkında Zaman’a görüşlerini açıklayan Ekonomistler Platformu Başkanı Tuna Bekleviç, Türkiye için daha fazla bir arada durma zamanı olduğunun altını çizdi. Bekleviç, “Şüphesiz bölgenin ihtiyacı silahlı askerler değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin açacağı ‘demokratik’ referanstır. Terörün en büyük düşmanı demokrasidir.” dedi. Türkiye Genç İş Adamları Derneği Başkanı Hayati Kaya, bu tür olayların ancak toplumsal kenetlenme ile aşılabileceğini vurgularken, Toplum Gönüllüleri Başkanı İbrahim Betil, moral bozucu bir dönemden geçilmesine rağmen, soğukkanlılığı kaybetmemenin önemli olduğunu ifade etti. Arı Hareketi Başkan Vekili Haluk Önen de, sağduyu ve demokrasi çağrılarına destek vererek, “Bu eylem bütün Türkiye’yi hedef almıştır. Zaman birlik zamanıdır.” ifadesini kullandı. Zafer Özcan, İstanbul

22.11.2003


 

Polis iki kamyon daha belirledi

İstanbul polisi, son bir hafta içinde 50’den fazla insanın ölümüne, 700’den fazla kişinin de yaralanmasına sebep olan kanlı terörü sürdürecek iki bomba yüklü kamyonun daha olduğunu belirledi.

Kamyonların plakaları da tespit edildi. Polis, bir yandan söz konusu araçlara ulaşmaya çalışırken gün boyunca da trafikteki tüm kamyonları durdurarak arama yaptı. İstanbul genelinde tüm ilçelerde oluşturulan kontrol noktalarında da kapalı kasa kamyonetler tek tek durdurularak arandı. HSBC Bankası’na yapılan saldırıda kullanılan aracın plakası da ortaya çıktı. Polis plakası belirlenen araç sahibiyle birlikte yaklaşık 17 kişiyi gözaltına aldı. Öte yandan İzmir polisi de kamyon ve kamyonetlere yönelik yoğun bir denetim başlattı. Ercan Gün, Hasan Çilingir; İstanbul, İzmir

22.11.2003


 

Huzurlu bir bayram için eller semaya açıldı

“Bin aydan daha hayırlı olduğu” müjdelenen Kadir Gecesi, tüm Türkiye'de ve İslam aleminde dün gece ihya edildi. Yurt genelinde camiler dolup taştı.

Duaların kabul olduğu bu gecede, eller, Türkiye'nin bir haftadır kaybettiği huzur ortamına yeniden girmesi için göğe açıldı. Ramazan'ın son cuması olması sebebiyle, cuma namazında da camiler akına uğradı. Hem cuma namazında, hem de Kadir Gecesi’nde okunan mevlitlerde ve yapılan dualarda milyonlarca Müslüman, terör belasının son bulması, Ramazan Bayramı’nın da huzur içinde geçmesi için dua etti.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu da, “Terör belasının sona ermesi için dua edelim. Acı ve sıkıntı içindeki yüzlerin gülmesi, zulüm ve işkence altında gözyaşı dökerek yaşamak zorunda kalan insanların bu durumdan kurtulmalarını niyaz edelim.” çağrısı yaptı.

22.11.2003


 

Terör mağduru genç kız kahramanıyla buluşuyor

Türk ve dünya medyasının İstanbul'daki bombalama olayları için dün kullandığı ortak bir fotoğraf karesi vardı. Bir adam, İngiliz Konsolosloğu'ndaki bombalama olayından hemen sonra, genç bir kızı kucaklamış, enkazın uzağına doğru taşıyordu.

Kızın şakaklarından akan kan ve yüzündeki korku ifadesi, yaşanan dehşeti özetliyordu. Zaman, saldırıların dehşetini tüm çıplaklığıyla gösteren bu fotoğrafta yer alan Mehtap Sayılan ve yalınayak camlar üzerinde koşarak genç kızı hastaneye yetiştiren Hüseyin Yıldırım, bularak konuştu. Mehtap'ın kendini aradığını öğrenen Hüseyin, genç kızı hastanede ziyarete gitti.

Tüm medyanın dün görüşmek için uğraş verdiği Mehtap, “Buradan çıktığımda öncelikle, herkesin can havliyle sağa sola koştuğu bir anda beni enkazdan çıkaran o yardımsever kişiyi bulacağım.” diyordu.

Bu dilekten sonra Zaman, Mehtap'ı kurtaran Hüseyin Yıldırım'ı (34) buldu ve Mehtap'ın temennisinin kendisine iletilmesi üzerine muhabirimizle birlikte hastaneye genç kızı ziyarete gitti. Hüseyin Yıldırım, sancıları nedeniyle uyutulan Mehtap ile görüşemezken genç kızın yakınları tarafından tebrik yağmuruna tutuldu.

Beyoğlu ve Levent’teki patlamalarda hayatını kaybedenlerin sayısı 32’ye yükselirken, İngiliz Konsolosluğu’ndaki patlamada yaralanan Mehtap Sayılan dehşet dakikalarını şöyle anlatıyor: “Bankada işlem yapmak üzere İngiliz Konsolosluğu'nun önünden geçiyordum. Tüp taşıdığını düşündüğüm bir kamyonet yanımdan geçti. Büyük bir patlama sesi duydum. Tüp kamyonuyla bir arabanın çarpıştığını zannettim. Bir iki adım daha atsaydım patlama sırasında kamyonun yanında olacaktım. O an yere düştüm. Konsolosluğun duvarı üzerime yıkıldı. Bacaklarım, çöken duvarın altında kaldı. Herkes sağa sola kaçışırken bir kişi beni enkazdan çıkardı. Minibüse bindirerek Taksim İlkyardım Hastanesi'ne götürdü. Beni doktorlara emanet ettikten sonra kayboldu.”

Kalçasında 6 kırık bulunan Mehtap, hastaneden çıktıktan sonra kendisini kurtaran kişiyi bulmakta kararlıydı. Ve kurtarıcıyı bulan Zaman muhabiri dün akşam hastanede Mehtap'ın ziyaretine gitti. Ancak Mehtap o sırada uyutulduğu için ziyaret bugün tekrarlanacak. “Çok uzun süre beni kucağında taşıdı. Onu kesinlikle bulmak istiyorum.” diyen Mehtap'ın sağlık durumu iyi. Mehtap'ın annesi Zeynep Sayılan da kızını kurtaran kişiye minnettar. Zeynep Sayılan, “Kızımı televizyonda gördüm. Bir beyefendi onu kucaklamış hastaneye yetiştirmeye çalışıyordu. O kişiden Allah razı olsun.” diyordu.

Mehtap'ın aradığı kurtarıcısı 34 yaşındaki Hüseyin Yıldırım, Beyoğlu'ndaki Cumhuriyet, Pano ve Viktor Levi restoranlarında fotoğrafçılık yapıyor. Evli olan Yıldırım, Güngören'de oturuyor. Kendini doğma büyüme Beyoğlulu olarak tarif ediyor. Beyoğlu'nda herkes onu “Muhtar” diye çağırıyor. Çünkü o çevresindeki herkesle merhabası olan hoşsohbet ve yardımsever bir insan. Konsolosluktaki patlamada ölen Gülcan Boyun ve Adem Tezer de onun arkadaşıydı.

Kendisi patlama olduğu anda Konsolosluk yakınlarındaki bir arkadaşının marketinde uyuyordu. Korkunç patlamayla birlikte yalınayak dışarı fırladı. Camların ayaklarını kesmesine aldırış etmeden patlamanın olduğu konsolosluğa doğru koştu. Ve bu sırada bir direğe tutunmuş çırpınan Mehtap'ı görünce onu yıkıntılar arasından çıkardı. Bu sırada haline acıyıp gözleri yaşardı. Mehtap'ı kucakladığı gibi yine yalınayak camlara aldırmadan koşar adımlarla 150 metre ilerleyip Tepebaşı Polis Karakolu önünde bir dolmuşu durdurdu. Genç kızı hastaneye götürmek üzere dolmuşa bindirdikten sonra yeni kişileri kurtarmak üzere geri döndü. Bu sırada kız kardeşi ve abisinin de olay yerine yakın olabileceğini düşünerek telaşlandı. Çünkü; sinagoglara yönelik saldırılarda esnaf arkadaşları yaralanmıştı. Teröre ve bunun din adına yapılmasına lanet ediyor.

Mehtap'ı taşıdığı anı Hüseyin şöyle anlatıyor: “Ortalık kan gölü gibiydi. Yıkıntılar arasında gördüğüm kızın da ağzından burnundan kan geliyordu. Direğe öyle canla başla sarılmıştı ki onun ölmeyeceğini düşündüm. Yıkıntılar arasından kurtarılmayı bekliyordu. O anda koşarak onu hastaneye yetiştirmeyi düşündüm ve bir dolmuşa bindirdim. Ben yolda koşarken her yer yıkılmıştı, patlamanın basıncıyla insanlar sağa sola savrulmuştu.”

Kurtardığı kızın Mehtap olduğunu ve kendisini aradığını öğrenen Hüseyin muhabirimizden aldığı cep telefonundan genç kızı aradı. Ancak genç kız sancılarından dolayı uyutulmuştu. Telefona çıkan akrabaları Hüseyin'i tebrik yağmuruna tuttu. Ardından dün gece hastaneye giden Hüseyin sancılarından dolayı uyandırılmayan Mehtap ile görüşmeyi bugüne erteledi. Zeliş Yıldıral, İbrahim Balta, İstanbul

Bülent Ceyhan - Abdullah Dirican

/ İstanbul

22.11.2003


 

Karı koca, Levent’teki patlamayı televizyonda izlerken öldü

Beyoğlu’ndaki İngiliz Konsolosluğu’nda meydana gelen patlamada hayatını kaybeden Cafer ve eşi Kiraz Gündüz, konsoloslukta müstahdem olarak çalışıyordu.

Aynı ortamdan yaralı olarak kurtulanların beyanlarına göre, Levent’teki patlamayı televizyondan izleyen Cafer Gündüz “Gel, patlama olmuş. Sen de bak.” diyerek eşini yanına çağırdı. İkisi birlikte konsolosluğun girişindeki kafede Levent’teki patlamayı izlemeye başladı. Bu sırada kendilerinin hemen yakınındaki ikinci patlamada karı koca birlikte can verdi. Cafer Gündüz’ün abisinin eşi Gülfidan Gündüz (38) ile Kiraz Gündüz’ün kardeşi Murat Çetinkaya (26) da İngiliz Başkonsolosluğu’nda müstahdem olarak çalışıyordu. Gülbahar Gündüz ve Murat Çetinkaya konsolosluğun işleri için dışarıda bulunuyordu. Aynı aileden bu iki kişi, dışarıda görevli olduğu için sağ kalırken, Cafer ve Kiraz Gündüz çifti ölümlerinde de ayrılmadı. Aldıkları dairenin borcunun yıl başında biteceği, Cafer ve Kiraz Gündüz’ün çocuklarının bulunmadığı belirtildi.

Cafer ve Kiraz Gündüz çiftinin cenazesi Türk bayrağına sarılmış halde Alibeyköy Temad Anadolu Sitesi’ndeki evinin önüne getirildi. Patlama sırasında dışarıda olan Murat Çetinkaya, kız kardeşi Kiraz Gündüz’ün tabutu başında gözyaşı dökerken, yine konsolosluk çalışanı olan Gülfidan Gündüz, cenazelerin gelmesi ile birlikte Alibeyköy Cemevi’nde ağıtlar yaktı. Cenazeler toprağa verilmek üzere otobüsle memleketleri Gümüşhane’ye gönderildi.

22.11.2003


 

Ölenlerin yakınları bayrağa sarılı devlet töreni istiyor

İstanbul’daki bombalı terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin yakınları, cenazelerin Türk bayrağına sarılarak devlet töreniyle toprağa verilmesini istiyor.

Önceki gün Levent ve Beyoğlu’nda yaşanan terörist saldırılarda ölenlerin yakınları sabahın erken saatlerinden itibaren cenazelerini almak için dün Cerrahpaşa’daki Adli Tıp Kurumu morgu önüne geldi. Ölenlerin yakınları teker teker içeri alınarak cesetler teşhis ettirildi. Bu sırada morgdan sık sık feryatlar yükseldi. Cenazeyi teslim almak için gelenler morgda görevli savcıdan vefat kâğıdı aldı. Bu belgeyle Fatih Belediyesi’ne başvurularak gömü evrakı alınıyor. Daha sonra cenazenin defnedileceği Mezarlıklar Müdürlüğü’nden nakil aracı temin edilerek cenazeler teslim alındı.

Vefat edenlerin çok sayıda yakınının Adli Tıp önünde beklemesi üzerine buradaki cadde trafiğe kapatıldı. Levent’te HSBC Bank önündeki trafik ışıklarında vefat eden Ahmet Dama’nın (21) cenazesini almak için kayınbiraderi Uğur Altınbaş geldi. Altınbaş cenazelerin Türk bayrağına sarılarak devlet töreni yapılmasını istedi. Altınbaş “Neve Şalom Sinagogu’na yapılan saldırıda hayatını kaybeden Musevi vatandaşlarımızın defnediliş şekli örnek alınmalıdır.” dedi. Uğur Altınbaş, teröre en güzel cevabın devlet-millet kaynaşmasıyla verileceğine dikkat çekti. Saldırı sonucu ölmeden önce 20 gün sonra evlenme planları yapan Gülcan Boyun’un (18) ağabeyi Ercan Boyun da ölenler için toplu bir tören yapılmasını istedi. Konfeksiyon işçisi olarak çalışan Gülcan Boyun’un cenazesini Adli Tıp’ta iki kardeşi zor teşhis etti. İstiklal Caddesi’nde nakliyecilik yapan 3 çocuk babası Durmuş Toprak’ın cenaze işlemlerini bacanağı Şaban Demiral yaptı. Demiral, bacanağının çoluk çocuğunun rızkı peşindeyken haince katledildiğini söyledi. Toprak’ın cenazesi Mardin’de defnedilecek.

Saldırıda hayatını kaybeden polis memuru Salih Çapkın’ın cenaze işlemlerini yapmak üzere anne ve babası geldi. Sürekli gözyaşı döken şehit ana ve babası herhangi bir açıklama yapamadı. Şehit Çapkın’ın Bandırma’da toprağa verileceği öğrenildi. Saldırılarda ölen İETT çalışanı Sedat Yeşilyurt’un cenaze işlemlerini ise mesai arkadaşları takip etti.

Gürhan Savgı / İstanbul

22.11.2003


 

MOSSAD başkanı Türkiye’ye gelmiş

İsrail devlet televizyonunun ikinci kanalı, İsrail istihbarat örgütü MOSSAD’ın başkanı Meir Dagan’ın İstanbul’daki saldırıların ardından Türkiye’yi ziyaret ettiğini ileri sürdü.

Haberde, Dagan’ın Türkiye’yi ziyaretinde, Türk yetkililerle özellikle Filistinlilerin İntifada hareketi boyunca İsrail’de ölümlere yol açan benzeri intihar komandolarıyla mücadele biçimleri konusunu görüştüğü belirtildi. Televizyonun haberinde, Dagan’ın ziyaretiyle ilgili başka ayrıntıya yer verilmedi. Kudüs, aa

22.11.2003


 

Öldü sanılan Önder: Yaşıyorum

Beyoğlu’ndaki patlamanın ardından öldü sanılan Önder Erdoğan’ın (17) hayatta olduğu anlaşıldı. Önder Erdoğan ve ağabeyi Ender Erdoğan konsolosluğun karşısındaki Nargile Kafe’yi işletiyordu.

Gece Önder, gündüz Ender çalışıyordu. Çarşamba gecesi çalışan Önder sabah saat 9.00 sularında ağabeyini uyandırarak Kartal’daki evlerine gitti. Saat 11.00’deki patlamanın ardından ağabeyi yaralandı. Önder’in ismi ise ölenler arasındaydı. Patlamanın ardından ailesi hastaneleri tek tek gezip Önder’i aramaya başladı. Cep telefonu da bir türlü cevap vermiyordu. Bu sırada hastanede bilinci yerine gelen ağabeyi ailesini arayıp, ‘Önder beni uyandırıp eve gitmişti.’ dedi. Önder gerçekten de bu esnada hiçbir şeyden habersiz evde uyuyordu. Cep telefonunu sessize almış, sürekli çaldığı için de şarjı bitmişti. Ağabeyi Ender’in taburcu olmasının ardından eve gelen aile uzun uğraşlar sonucunda Önder’i uyandırmayı başardı. Kapının açılması ile sevinç, şok bir arada yaşandı. Çocuklarına kavuşan ailenin sevinci ile Önder’in ağabeyini o halde görmesinin şoku birbirine karıştı. Önder ağabeyine ‘Ne oldu sana?’ diye sordu. Ondan sonra bütün olanları dinledi. Daha sonra televizyonlara ölmediğini ispat etmeye çalışan Önder, bunu başaramayınca olay yerine gelip, ‘Ben ölmedim’ diye seslendi. Ahmet Dönmez, İstanbul

22.11.2003


 

Bombalı saldırıları El Kaide üstlendi

El Kaide örgütüne bağlı Ebu Hafız El Masri Tugayları, İstanbul'da düzenlenen bombalı saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

Reuters ajansının haberine göre, örgüt tarafından yayımlanan bildiride, “İslam'la savaşan İngiltere'nin barışını bozmak amacıyla Türkiye'deki İngiliz çıkarları hedef alındı.” denildi. El Mücahidun adlı bir web sitesinde Arapça yayınlanan bildiride, “İngiltere Başkonsolosu Roger Short, İslam'la mücadeledeki yoğun tecrübesi ve Irak, Suriye, Türkiye ve İran'dan oluşan bölgedeki İngiliz siyasetini planlayan kişi olarak görülmesi nedeniyle hedef alındı.” ifadesi kullanıldı. Bildiride, şöyle denildi: “Ölüm araçlarımız, konsolosluk binasını vurdu. İngiliz bankasına gelince, burası İngiliz ekonomisinin kalesi. İngiltere ve halkı, Amerika ile ittifaklarının refah ya da güvenlik getirmeyeceği-ni bilsin.” Ebu Hafız Tugayları örgütü, ge- çen haftaki saldırıları da üstlenmişti. Dubai, aa

22.11.2003


 

Doktorlar da terör travması yaşıyor

İstanbul’da bir hafta içinde yaşanan 4 büyük terörist saldırı tıp dünyasını iki yeni kavramla tanıştırdı: ‘Terör psikolojisi ve terör travması.’

Bu durumdan en çok etkilenenler, 10 kişinin öldüğü, yüzlerce insanın yaralandığı Levent’teki HSBC Bankası’nın 25 metre yakınındaki Özel Levent Cerrahi ve Tanı Merkezi’nde çalışan doktorlar oldu. Patlamadan hemen sonra kolları ve bacakları kopuk, kafa ve yüzleri kanlar içinde yüze yakın terör yaralısının ilk müdahalesini bu hastanedeki 4 doktor ve 1 psikiyatrist gerçekleştirdi.

5 odalı tedavi merkezinde 10’a yakın ağır yaralı ve onlarca yaralıyla zor saatler yaşayan doktorlar “Allah bize bir daha böyle bir şey yaşatmasın.” diyor. Yaralılara ilk müdahaleleri yapan Panik Atak Dostları Derneği (PANDOST) Başkanı Psikiyatrist Muzaffer Uyar, “Tam bir terör travması atlattık. Ama her şeye rağmen ayakta durup bir an önce hayata sarılmak zorundayız.” ifadesini kullanıyor. Uyar, terör saldırısı yüzünden 20 yıllık terapist ve doktorluk hayatında saatlerce cerrah gibi çalıştığını belirtiyor.

Patlamanın olduğu saatte Levent Cerrahi ve Tanı Merkezi’ndeki arkadaşlarını ziyaret eden Uyar, İstanbul’da yaşanan son terör olaylarının Türkiye’yi yeni kitlesel terör psikolojisiyle tanıştırdığını kaydetti. Terör mağdurlarının işyerine gitmemek, çarşıya çıkmamak, çocuğunu okula göndermemek, kalabalıkta bulunmamak gibi kendilerini yalnızlığa itecek tercihlerde bulunmamaları gerektiğini söyledi. “Toplumun tamamı teröre karşı savaş vermeli. Bir an önce normalleşmeyi seçmeli.” diyen Uyar, kendisinin de 20 yıllık meslek hayatında ilk kez bu kadar büyük bir travma yaşadığını anlattı.

Müdahale ettikleri hastaların yüz ve kafa travması, yumuşak doku travması adı verilen yaralanmalarla tedavi merkezine getirildiğini dile getiren Başhekim Serdar Dağ ise “5 odalı polikliniğimizde günde üç ameliyatın yapılacağı yerde iki saatte yüz kişiye müdahale ettik. 5 doktor koordineli çalışarak bunu yaptı. İlk 5 dakikadan sonra eldiven ve iplik arar hale geldik.” diye konuşuyor.

Patlama anını, “Savaş gibi bir şeydi. Her taraf toz duman içinde kaldı. Bir dakika sonra polikliniğin içi yaralılarla doldu.” diye anlatan Başhekim Dağ, müdahale ettikleri hastaların yüzde 90’ının bombanın patlamasıyla etrafa yayılan şarapnel ve cam parçalarından yaralandığını söyledi. Bu tip kafa ve yüz travmalarıyla Türkiye’deki tıpçıların ilk kez karşılaştıklarını söyleyen Dağ, hastalara ortalama 8-10 dikiş atılan bu tip yaralanmalarda anında müdahalenin ve doku kaybının önlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Patlama sonrasında yüzlerce yaralıya müdahale eden anestezi uzmanı Doktor Cüneyt Aksakal, polikliniğin 5 dakikada kan gölüne döndüğünü, patlamanın sebebinin bomba olduğunu da HSBC çalışanlarından öğrendiğini aktardı. Özel Levent Cerrahi ve Tanı Merkezi’nde ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, buradan diğer çevre hastanelere sevk edildi. Öte yandan bazı vatandaşlar ve sağlık çalışanları patlamanın meydana geldiği yerin yakınında bulunan Özel Amerikan Hastanesi, Özel Avrupa Hastanesi ve Metropolitan gibi özel hastanelerin olay anında yaralılara sahip çıkmamasına tepki gösterdi.

Fatih Uğur / İstanbul

22.11.2003


 

Terör kurbanları için sinagogda dua edildi

Washington’da, İstanbul’da cumartesi ve önceki gün düzenlenen bombalı saldırılarda hayatını kaybedenler için anma töreni düzenlendi.

Törende, teröre karşı Türkiye, İsrail, İngiltere ve ABD dayanışması sergilendi. Anma töreninin, İstanbul’da cumartesi günü iki sinagoga yönelik bombalı saldırıların kurbanları için yapılması planlanmıştı. Ancak İstanbul’da dün HSBC Bankası’nın merkez binası ve İngiliz Başkonsolosluğu’na yönelik saldırılardan sonra, Washington’daki Adas İsrail Sinagogu’nda düzenlenen törene, İngiltere’nin Washington büyükelçiliğini temsilen Konsolos Warren Townend da katıldı. Katılımcıların, Musevilerin dini nedenlerle taktıkları kepleri, “dayanışma’’ göstergesi olarak giydikleri görüldü. Anma törenine, Türkiye’nin Washington büyükelçiliğinden Elçi Müsteşar Naci Sarıbaş ve İsrail’in Washington Büyükelçiliği Konsolosu Moşe Fox da katıldı.

Anma töreninde Türk, İsrail, İngiliz ve Amerikan ulusal marşları art arda söylenerek, terörizme karşı dayanışma sergilendi. Törende, Amerika’da yaşayanların, İstanbul’daki saldırıların kurbanlarının ailelerine yardım edebilmesi için bir de bağış kampanyası düzenlendiği duyuruldu. Washington, aa

22.11.2003


 

Dinlenemeyen cep telefonu piyasaya çıktı

Alman GSMK şirketi, dinlenemeyen “CryptoPhone-100’’ adlı cep telefonunu satışa sundu.

İlk kez ‘’dinlemeye karşı güvenli’’ telefonlarda çift taraflı kriptolu yazılım kullanıldığını açıklayan şirket yetkilileri, iki “CryptoPhone-100’’den yapılacak şifreli görüşmelerin dinlenmesinin mümkün olmadığını belirtti. Tanesi bin 799, ikisi 3,499 Euro’ya satılan telefon, 900/ 1800 MHz GSM ağlarını kullanabiliyor. Özellikle avukat, gazeteci ve işadamlarını hedef tüketici kitlesi olarak gören GSMK’ nın yeni cep telefonu ile kısa mesaj gönderilebiliyor ve şifresiz görüşme yapılabiliyor. Telefonun şifreli görüşme süresi 3 saat 15 dakika, şifresiz görüşme süresi ise 3,5 saat. GSMK yetkilileri, görüşmenin bitiminde kripto anahtarının kendiliğinden yok olduğunu söyledi. Viyana, aa

22.11.2003


 

E-postaların yarısını ‘spam’lar oluşturuyor

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) yayımladığı bir rapora göre, dünya genelinde gönderilen elektronik postaların yarısına yakınını, özellikle reklam amacı taşıyan, istenmeyen elektronik postalar (spam) oluşturuyor.

UNCTAD’ın elektronik ticaret ve gelişmeyle ilgili hazırladığı 2003 yılı raporunda, bilgi kaynaklarının boşa harcanması sonucu “spam’’lerin yaklaşık 20,5 milyar dolar zarara yol açtığı belirtildi. Raporda, internette güvenlik sorununun çok ciddi boyutlara ulaştığı ve “spam’’lerin sayısının çok hızlı arttığı vurgulandı. Rapora göre, “spam’’ gönderilen kişilerin büyük bölümü Kuzey Amerika’da yaşıyor. Cenevre, aa

22.11.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.