| |
Teröre hatimli, lokmalı tepki...
Terörün her türlüsüne lanet!.. Terörden medet umanlara Allah vicdan, akıl ve insaf versin! Terör hakkında bugüne kadar söylenen aleyhteki bütün sözlerin altına imzamızı atıyoruz.
İnşaallah tekrarını yaşamayız, ama her şeye rağmen bu sözlerimizin, temenni olarak kalacağını da biliyoruz. Çünkü bazı yönetimlerin, âciz, gözü dönmüş grupların, eşya ve hâdiseleri, yaratılış hikmetlerine uygun olarak anlayamayan zihniyetlerin, terörden kolay vazgeçeceklerine ihtimal vermiyoruz.
Ayrıca sadece toplumların kendi arasındaki sosyal uçurumlar değil, bazı devletlerin elde etdikleri gücü “hak”ka değil “menfaat”e dayalı olarak kullanmaları da terörü besleyecek etkenlerdir. Çünkü kendilerini “çaresiz” hisseden ve bu yönde beyinleri yıkanmış gruplar, örgütler, bu menfur yola başvurmaktan çekinmeyecektir. Tabi bugün bazı yabancı istihbarat örgütlerinin kirli dosyaları açıldıkça öğreniyoruzki terör, yalnızca “çaresiz” örgütlerin başvurduğu bir metod değil... O menfur usül, aynı zamanda bir takım devletlerin, diplomatik ve siyasi yollardan elde edemediği neticelere, istihbarat teşkilatları vasıtasıyla “kural dışı” yollardan varmak için sıklıkla tevessül ettikleri bir yol aynı zamanda. Bu yolu tercih eden istihbarat teşkilatları, işi bizzat kendileri yapabildikleri gibi taşeron da kullanabilmekteler.
Hal böyle olunca, yıllardır terörden çekmiş bir ülke olmamıza rağmen dünya dengeleri arasındaki yerimizi, “gücün yönlendirmesi”yle değil de “kendi irademizle belirleme”ye kalktığımız için İstanbul’daki bombalı terörist eylemlerle karşı karşıyayız. İlk bilgilerde ortaya bir örgüt adı atılsa da eylemlerin yapılış şekli ve yapıldığı hedefler ve akabinde hedef kitlelerin ana ülkelerinden yapılan açıklamalar, işin arkasında başka odaklar olduğu yorumlarını güçlendiriyor. Yoksa, koyun can derdindeyken kasabın et telaşına düşercesine, “göç” meselesinin gündeme getirilmesi nasıl izah edilmeli? Kısacası, İstanbul’da 5 gün arayla gerçekleştirilen bombalı saldırıların yol açtığı ortamlar, kimlerin ve hangi zihniyetlerin veya hangi devletlerin işine yarıyorsa, işin arkasında onların olduğu değerlendirmeleri bir kenara not edilmeli.
“Küresel bir eylem” olarak da değerlendirilen İstanbul’daki saldırılarının faillerinin kim olduğu meselesini uzmanlarına havale ederek, terörün yurt çapında ve özellikle İzmir’de beklenen olumsuz etkiyi yapamadığını, bilakis insanlarımız arasında duyarlılığa sebep olduğunu vurgulamak istiyoruz.
Olay üzerine önceki gün İzmir polisi de harekete geçti ve hemen çeşitli önlemler aldı. Haber merkezimize İzmir’deki sivil toplum kuruluşlarından sağduyulu açıklamalar da ulaştı. İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu Başkanı Mehmet Aydoğan, terör eylemlerinin amacının, ülkenin iyi gidişatının halkta oluşturduğu güveni önlemeye yönelik olduğunu dile getirdi. İş dünyası da benzer yönde tepki vererek, günün birlik beraberlik zamanı olduğunu ifade ettiler. Dün de Konyalılar Vakfı, bombalı saldırılarda hayatını kaybedenler için hatim indirerek, Hisar Camii’nde yatsı namazından sonra lokma döktürdü. Ayrıca, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu’nun çatısı altında buluşan Türk–İş, TMMOB, KESK, DİSK, TTB ve bazi siyasi partilerin İzmir temsilcileri, Konak Meydanı’nda bugün sessiz protesto yürüyüşü yapacaklar.
Görüldüğü kadarıyla terör, ilk etapta sadece İstanbul’da değil, Türkiye çapında hatta dünyada gündemi değiştirdi. Ancak, toplumda bir yeis havası oluşmadı. Her ne kadar bazı medya organları, kısmen haber heyecanını panikle karıştırarak yayın yapsa da yereliyle, ulusalıyla ekseriyetle sağduyulu bir tavır ortaya koyarak, halkımıza “hayat normal devam ediyor” mesajı verdiler.
Biz, Zaman Temsilcilikleri olarak bu nevzuhur gündemlere “gündemimizi” kaptırmadan, çalışmalarımıza devam ediyoruz. Arkadaşlarımız, il il, ilçe ilçe bir süredir yaşadığımız kampanya heyacanını devam ettiriyorlar. Farkındaysanız tirajımız her geçen gün artıyor.
Tavsiye ediyoruz, siz de planladığınız gündeminizle meşgul olun...
22.11.2003
|