|
Mesaj bu mu?
“Sana gelince Türkiye, Haçlı ordusunu bırakmanın ve İslam milletine dönmenin zamanı gelmedi mi? Askerini Afganistan’dan çekmenin, Siyonistlerle bütün bağlarını koparmanın, Amerika’ya Irak için asker tahsisini durdurmanın ve Haçlı Atlantik İttifakı’ndan ayrılmanın zamanı gelmedi mi?
Türk hükümetini, Amerika’nın birinci sınıf ajanı olarak görüyoruz. Bu nedenle Türk hükümeti, barış ya da Amerika arasında tercihini yapmalı.”
Bu ifadeler, el-Kaide’ye bağlı Ebu Hafız el-Mısri Tugayı’nın İstanbul’daki ikinci ikiz saldırıları üstlendiği açıklamasında yer alıyor. Reuters, el-Kaide’ye yakın olduğu bilinen bir internet sitesine atıfta bulunarak yayınladı bu metni. Açıklamanın bütünü dikkate alınırsa, saldırılar için Türkiye’nin seçilmesi ile verilmek istenen mesaj da ortaya konuyor.
Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın dün tekrarladığı, “Devletimize ya da hükümetimize terör yoluyla verilmek istenen bir mesaj varsa, o mesajı ayaklarımın altına aldığımı tüm dünyaya haykırıyorum.’’ şeklindeki sözleri de, bu mesaja cevap olsa gerek. El-Kaide, “Birinci sınıf ABD casusu” olarak nitelediği hükümeti, Batı’dan kopmaması halinde saldırılarına devam etmekle tehdit ediyor. Türkiye’nin, Afganistan ve Irak’a asker desteği sağlayan ilk İslam ülkesi olmasını, “Haçlılara destek” olarak görüyor. El-Kaide, 23 Şubat 1998’de yayınladığı ilk kuruluş bildirisinde “Yahudi ve Haçlılara Karşı Savaş” ilan ederek yola çıkmıştı.
Usame bin Ladin’in sağ kolu olarak bilinen Yusuf Ayyeri’nin Pakistan’da basılan ve gizli dağıtılan “Bağdat’ın Düşmesinden Sonra Irak ve Arap Dünyasının Geleceği” isimli kitabı da, el-Kaide’nin Türkiye düşmanlığının ideolojik arka planı konusunda ipuçları veriyor. Temmuz ayında Riyad’da güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada öldürülen Ayyeri, kitabında şöyle diyor: “Türkiye’de olanların tüm İslam ülkelerinde olmasını istiyor muyuz? Müslümanların cihada katılımı reddedip, Siyonizm ile Hıristiyanlık karışımı bir şey olan laikliği benimsemesini istiyor muyuz? Afganistan nasıl komünizme mezar olduysa Irak da demokrasinin mezarı olacaktır.” (Zaman, 19.11.2003)
Başka bir deyişle, laiklik ve demokrasinin Müslüman ülkelerde de yaşayabileceğini gösteren bir model olarak Türkiye’nin, başarılı olmasını istemiyorlar. Afganistan ve Irak başta olmak üzere, İslam dünyasında demokratik-laik yönetimlerin tesisi için bu modelin kullanılmasını engellemeye çalışıyorlar. Bu noktadan bakıldığında, el-Kaide’nin Türkiye’deki saldırıları için seçtiği zamanlamanın da bir önemi olabileceğini akla getiriyor. El-Kaide, aralık ayında Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği için verilecek kararı, istikrarsız bir ülke görünümü vererek engellemek istiyor olabilir. Tabii, modeli başarılı kılacak, “muhafazakar demokrat” AK Parti’yi de yıpratıyor bu yolla.
Bazı Avrupalı liderlerin, “Saldırılar, Türkiye’nin AB üyeliğinin bir an önce gerçekleşmesi gerektiğini gösterdi.” şeklindeki sözleri de, terörün mesajını tersten okumanın bir yansıması.
Hafız el-Mısri Tugayı’nın terör saldırılarını üstlendiği bildirisi, ABD ve müttefiklerine daha vahşi saldırıların olacağının da mesajını veriyor. “Ölüm arabaları durmayacak.” denilen açıklamada, “Çok yakında başlayacak gerçek savaşımız için sınır olmayacak ve çağın zorbasıyla müttefiklerine acımayacağız.” ifadeleri yer alıyor.
Teröristlerin Türkiye’ye vermek istedikleri mesaj, Başbakan’ın da belirttiği gibi ayaklar altına alınmayı fazlası ile hak ediyor. Umarım, ne Türkiye’de ne de dünyanın başka bir yerinde, masum insanların canına kıyabilecek fırsatı bir daha elde edemezler.
23.11.2003
|