|
Nüanslar üzerinden
İstanbul’daki terör eylemlerinin ardından her konuyu ölçüp tartarak konuşmamız gereken bir döneme girdik. Neler yapmamamız gerektiğini iyi bilmemiz lazım. Komplo teorileriyle kafa karıştırmanın anlamı yok. Saldırıların Türkiye’deki rejimi veya istikrarı hedef aldığını düşünmemiz için elimizde hangi kanıtlar bulunuyor? El Kaide merkezli bir olayla yüz yüze değilsek, bunun ne olduğunu öğrenmek durumundayız.
Failleri belli eylemler söz konusu. Bu faillerin aşırı İslamcı kökenden gelen insanlar olduğu, zaman zaman Pakistan, Afganistan ve İran’a giderek oralardaki şiddet yanlısı örgütlere iltisak ettikleri ve muhtemelen de eğitim aldıkları ortada. Öte yandan El Kaide’nin 11 Eylül’den bu yana bütün dünyada Amerika-İsrail karşıtı eylemler yapan örgütlerle İslamcı devlet düzeni oluşturmak isteyen teşkilatlar için bir siyasi şemsiye haline geldiği de biliniyor.
Bu durumda İstanbul’daki eylemin faillerinin kendi inisiyatifleriyle veya El Kaide’den gelen talimatla bu işi planlamış olmaları muhtemel. Eğer kendileri bu işi teklif ettilerse El Kaide’den ‘olur’ alarak işe koyulduklarını düşünmemiz için her türlü sebep var. Sonuçta bu işi El Kaide’nin, Türkiye’deki taşeron örgütle birlikte üstlenmesi de gayet normal. El Kaide’nin Türkiye’yi vurması için epeyce sebebi olduğuna şüphe yok; ancak bunu Türkiye’nin Irak’a asker göndermeyeceğini açıklamasından sonra yapmış olması biraz kafa karıştırıyor.
Bu noktada üzerinde düşünmemiz gereken bir husus var. Acaba El Kaide’nin bu eylemleri doğrudan Türkiye’yi mi hedef alıyor; yoksa bu eylemler Türkiye toprakları üzerinde mi yapılıyor? Bana kalırsa, El Kaide burada İngiliz ve kendi açısından İsrail hedeflerini vurmuş oluyor ve meselenin Türkiye’ye teallük eden tarafı daha az. Pek tabii ki, ölen ve yaralananların içinde Türklerin sayısı ezici çoğunlukta ve içimiz kan ağlıyor. Pek tabii ki, İstanbul’un tahrip görmüş olması hepimizi yaralıyor. Pek tabii ki, sinagogda ölen Musevi kökenli insanlarımız da bizim bir parçamız. Ayrımız gayrımız yok.
Ama bu eylemlerin şu veya bu şekilde Türkiye’yi hedef aldığını düşünmek biraz zorlama olmaz mı? Çünkü doğrudan Türkiye’yi hedef alacak eylemler için muhtemelen başka hedefler seçilmez miydi? Böyle düşünerek hadiseleri önemsiz hale getirmeye çalışmak gibi bir niyetim tabii ki yok. Eylemlerin doğrudan Türkiye’yi hedef aldığını gösteren işaretlerin yeteri kadar olmadığını da görmek lazım. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’a tam bu dönemde eylem yapma hazırlığında bulunan bir Dev-Sol’cunun yakalanması bulanık suda balık avlanmak istediğini gösterir. Yani Türkiye’nin zaten başının belası olan sol gruplar ve PKK bu durumdan yararlanmaya çalışabilir. Ve muhtemelen da çalışacaktır.
Ama sonuçta şu ana kadar gerçekleşen eylemler çerçevesinde düşünecek olursak, bunların doğrudan Türk devletini hedef aldığını söylemek zor. El Kaide bugüne kadar Amerikan hedeflerine bir dünya ülkede saldırdı. Bu eylemlerin hemen hemen hiçbirisi o eylemin gerçekleştirildiği ülkeyi hedef almıyordu. Dolayısıyla mevcut bilgiler çerçevesinde İstanbul’da gerçekleşen eylemleri de bu kategoride düşünmek daha mantıklı olur. Üstelik taktiksel açıdan bile Türkiye’nin gerçek hedef olduğunu söylemek mantıklı olmaz. El Kaide’nin Türkiye’yi hedef seçtiğini söyleyip, sonra da turizm ve başta finans olmak üzere diğer sektörlerin bundan etkilenmemesini beklemek abesle iştigal olmaz mı? Eğer Türkiye’nin hedef seçildiğini gösteren başka kanıtlar varsa, onları kamuoyuna açıklamak gerekir. Değilse, vatandaşların başlattığı birlik ve beraberlik mesajlarının bu eylemlere en güzel cevap niteliğinde olduğunu unutmadan, toplumsal dayanışmaya destek verip, birbirimizi suçlayan ve kafa karıştıran mesajlar vermekten uzak durmak lazımdır.
24.11.2003
|