İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
24.11.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


KERİM BALCI k.balci@zaman.com.tr
 
 

Anahtarı bendedir

Ertuğrul Özkök’ün dün yayınlanan “Anahtar Müslüman komşuda” başlıklı yazısını görmezlikten gelip, “Terörün adı da hükmü de yok” başlıklı planlanmış yazımı kaleme alabilirdim belki. Ama hem İsmet Berkan’ın takdire layık bir tarzda altını çizdiği ‘terörün adı yok’ eleştirisinin biraz daha demlenmeye ihtiyacı var, hem de yine dün “Terör belası” adlı bir makale yayınlayan Hayrettin Karaman Hocamız başta olmak üzere ilahiyatçılarımızın hâlâ açık bir ağızla intihar terörünün hükmünü vermemiş oldukları gerçeğinin biraz daha sindirilmeye...


Ertuğrul Özkök, yazısından da anlaşılacağı üzere on yıl önce gittiği Kudüs’te Aksa Camii’ni ziyaret etmemiş birisi. Öncelikleri hikayesinde zahir... Bu kez Eli adında, İsrailli olduğu belli bir rehberle gezmiş Kudüs’ü. Öncelik yanlış, rehber yanlış...

Öncelikle insanın arkasını Zeytindağı’na verip Harem-i Şerif’e doğru çıktığı yokuşu, Hz. İsa’nın sırtı çarmıhlı olarak çıktığı bilgisine bakalım. Birincisi Harem-i Şerif ifadesi yanlış bir ifade. “Harem” ifadesi İslami bir terim. İçine gayr-i Müslimlerin girmesinin haram olduğu alan demek. Onu öyle istediğiniz her yerle alakalı kullanamazsınız. Kudüs’te harem alanı yoktur. Ama bu hata Özkök’ün veya rehberi Eli’nin değil, Aksa Külliyesi’ni harem alanı ilan etmekle Aksa ile ilgili meşru taleplerine dini bir destek daha arayan Arapların hatasıdır. Özkök mazur mudur? Bilemem... İkincisi Hz. İsa’nın sırtına çarmıh aldığı inancı bir Hıristiyan inancıdır. Bunu makbul bir bilgi gibi ekseriyeti Müslüman okuyucuya sunamazsınız. Üçüncüsü Hıristiyan inancına göre dahi Hz. İsa çarmıhı sırtına Eski Şehir’in içindeki Çarmıhı Yüklenme Kilisesi adı verilen ve Aksa’nın kapılarından sonra gelen bir mekanda almıştır. Via Dolorosa’nın, yani Hüzünlü Yol’un ikinci durağında... Bu yokuşu Hz. İsa’nın çıktığı vakidir ama çarmıhla değil. Özkök’ün iki bin yıl sonra sırtına çarmıhı vurduğu Hz. İsa, bu yokuştan çıkarak o zaman Aksa Külliyesi’nin yerinde duran İkinci Beytülmakdis’i ziyaret ederdi. Akşamlarını da Zeytindağı ile Aksa Külliyesi’nin arasındaki Kidron Vadisi’nde bulunan Getsemane Zeytinliği’nde geçirirdi...

Özkök’ün ikinci durağı Kıyamet Kilisesi. Burasının İngilizce adını parantez içinde “Holly Schelpture” diye vermiş Özkök. “Holly” bodur bir ağaç familyasının ismi. Hani şu Christmas’ta süslenen bodur çamlar var ya, işte onlar. Hollywood’un ismi de oradan geliyor. Yoksa “kutsal odun” demek değil. “Schelpture” diye bir kelime de yok İngilizcede. Kıyamet Kilisesi’nin İngilizce adı “Church of Holy Sepulcher”. Türkçesi, Kutsal Kabir Kilisesi. Hz. İsa çarmıha gerildikten sonra burada defnedildiğine, ve bilahare de mezarından dirilip kalktığına inanıldığı için Arapça konuşan Hıristiyanlar, Kıyamet Kilisesi adını vermişler. Malum ‘kıyamet’ Arapça, ‘diriliş, ayağa kalkış’ anlamına geliyor.

Hz. İsa’nın buradan göğe uçtuğuna da kimse inanmıyor. Bütün Hıristiyan mezhepleri ‘yükseliş’in Zeytindağı’ndan gerçekleştiğine inanıyor. Hatta orada Eyyubiler döneminden kalma bir caminin avlusunda, Yükseliş Mabedi adında bir Hıristiyan mekanı da var. Kıyamet Kilisesi’nin bütün Hıristiyan inanışları için en kutsal yer olduğu iddiası da Protestanları yok sayıyor. Protestanlar Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yerin söz konusu Kıyamet Kilisesi olmadığına inanıyorlar. Onlara göre bu kilisenin herhangi bir kutsallığı da yok. Protestan inancına göre çarmıha gerilme, Şam Kapısı’nın dışında bulunan ve bugün yaygın adıyla Garden Tomb (Kabir Bahçesi) olarak bilinen mekanda gerçekleşmiş. Böyle olunca kilisenin yönetimini ele geçirmek için mücadele eden mezheplerin içinde Protestanların da sayılması ayrı bir gaf tabii.

Osmanlı döneminde Kilise üzerinde hak sahibi olan Rum Ortodoks, Fransisken Katolik, Ermeni ve Süryani kiliseleri arasında sürekli kavgalar çıktığı doğru. Fakat Abdülhamid döneminde ilan edilmiş bir statüko yok. Doğrusu Kudüs’ün Kutsal Mekanları için statüko daha Hazreti Ömer döneminde verilmiş bir fermanla oturtulmuş ve Yavuz Sultan Selim de aynı fermanı onaylamıştır. Özkök’ün bahsettiği çatışma sonrasına denk düşen nihai statüko 1852 yılında, yani Sultan Abdülmecid’in saltanatı sırasında ilan edilmiştir. Ondan sonra da Osmanlı döneminde ilan edilen bir statüko fermanı yoktur. Dahası bu 1852 fermanı Özkök’ün anlattığı ‘Ortodoks-Fransisken’ çatışmasından hemen sonra ilan edilmiş ve bundan sonra çatışmalar durmuştur. Abdülhamid’in kilisenin anahtarlarını ‘olmayan’ bu çatışmalardan dolayı Müslüman bir aileye verdiği de vaki değildir. Kilisenin anahtarları Abdülhamid’den çok önceleri, Selahaddin Eyyubi döneminde, o da bir değil, iki Arap ailesine verilmiştir.

Kudüs’e gidip de İsrail kızı Eli’nin rehberliğinde dolaşırsanız kendi tarihiniz hakkında böyle yanılgılara düşersiniz. Ertuğrul Özkök bu düzeltme yazısına alınmasın. Bu, ciddiye almanın ifadesidir.


24.11.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (17.11.2003) - Anti-semitizm nerede?

> (10.11.2003) - Tarih’in yeniden doğuşu ve sahte Geist

> (03.11.2003) - Sömürgeci beyin yıkama taktikleri ve karşı atak

> (20.10.2003) - Oryantalizm içindeki oryantalizm

> (13.10.2003) - Futbol sadece ayak-topu değil

> (06.10.2003) - ‘Arşimed Noktası’ndan Ortadoğu’yu anlamak

> (29.09.2003) - Ortadoğu çatışmasına ontolojik bakış ve Edward Said

> (15.09.2003) - Gazetecinin ve güvenlik görevlisinin ortak handikabı

> (08.09.2003) - Yanılmışım...

> (01.09.2003) - İsrail’in nükleer gücü tehdit mi?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.