İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
26.11.2003
Çarşamba
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


ABDÜLHAMİT BİLİCİ a.bilici@zaman.com.tr
 
 

Ba’de harabi’l-Afganistan

33 yıllık işgal ve iç savaş kurbanı Afganistan’dan arife günü döndüm. Bugün 6 günlük gezide edindiğim izlenimleri paylaşmak istiyorum.


ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 11 Avrupa ülkesinin her birinden bir gazeteciyi davet ettiği program çerçevesinde Kabil’e gittik. Türkiye’den davet edilen tek gazete Zaman’dı. Amaç, Taliban’ın devrilmesinden 2 yıl sonra alınan mesafeyi Avrupalılara göstermekti. Amerikalılar ve Afgan Yönetimi bir ankete atıfla halkın yüzde 83’ünün gelecekle ilgili iyimser olduğunu söylese de, bizim intibamıza göre bu oran henüz yüzde 50-50.

Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’nün (ISAF) bulunduğu Kabil nispeten güvenli. Şehir şantiye gibi. Yoğun trafik, kıpırdanmanın belirtisi. Bir çalışanını kaybeden BM, ülkenin güneyinden çekilmiş durumda. Pakistan sınırı boyunca çatışmalar sürüyor. Afyon üretimi de son yılların rekor seviyesine ulaşıyor.

ABD elçiliğinin önündeki cadde genel trafiğe kapalı. Güvenlik için yapılan yığınaklar komplekste nefes alacak yer bırakmamış. Bu yüzden Amerikalılar bizim gibi yabancı misafirlerini, geceliğine 100 dolar ödeyerek Türk Büyükelçiliği’ndeki Misafir Evi’nde ağırlıyor. Diğer ülkelerin de ikinci adresi burası. Ancak bu nefis imkan hakkıyla değerlendiriliyor mu, soru işareti. Türk işadamlarının da kalabildiği tesiste, hizmet seviyesiyle ücret orantılı hale getirilse, Türkiye’yle ilgili tanıtım imkanları oluşturulsa ne kadar iyi olur. Tesiste Türkiye’ye dair tek broşür bile yok mesela.

Afganlıların Türkiye’ye sempatisi büyük. Avrupalılarla gezerken ‘Türk’üm’ deyince fiyatlar yarı yarıya düşürülüyor. Aralarında Karzai kabinesindeki bakanların da bulunduğu seçkin Afgan aileler, çocuklarını ülkenin en kaliteli okulu Afgan-Türk Okulu’nda okutuyor. Ne elçilik, ne de Türk okulu önündeki koruma diğerleriyle karşılaştırılamayacak düzeyde. Türk askerinden memnun olduklarını söyleyen bir Afgan polis, önceki komutan Zorlu’yu ismen biliyor.

Bu arada her ülke kendi gazetecisine kucak açarken, ISAF’taki Türk komutanlığının randevuları ayarlayan Alman askerlere bizi önce kabul edeceğini bildirip, bir gün sonra vazgeçtiğini söylemesi beni üzmekle kalmıyor, Türkiye’nin imajına Avrupalı gazeteciler, Almanlar ve ABD’liler önünde darbe vuruyor. Bu tuhaflığı merak edenlere “Türkiye’de akreditasyon konusunda ayrımcılık yapılıyor.” diyemediğim için “Bizde hiyerarşi önemli. Galiba Ankara’dan koordine etmemiz gerekiyordu.” diyerek meselenin üstünü örtüyorum. Ama yine de 11 ülke içinde sadece Türkiye’nin kendi gazetecisini bilgilendirmekten kaçınması yadırganıyor. Biz de Türk askeri konusundaki bilgileri Almanlardan almak gibi ilginç bir duruma düşüyoruz.

10 binden fazla ABD ve diğer ülke askerinin bulunduğu Bagram Üssü’nde yemek yerken dahi Amerikalılar silahlarını yanında bulunduruyor. Afgan anayasasına İslam’ın temel ilkelerine saygılı olma zorunluluğunun konulmasını destekleyen ABD’nin, yerel realitelerle uyumlu hareket etmedeki itinası yanında yer yer acemilikleri de dikkat çekiyor. Bize sıkı sıkıya oruç dolayısıyla halka yiyecek içecek ikram etmemeyi tembih ediyorlar. Afgan Milli Ordusu’nun eğitimini izlemeye gittiğimiz kışladan ayrılırken, plansız biçimde araçtaki kumanyalar yanımıza gelen Afgan askerlere dağıtılıyor. Askerlerin oruçlu olduğu hatırlanınca, kumanyaları dağıtan Amerikalı subay “Pardon, pardon! Ramazan’dan sonra yersiniz.” diyor. Bütün Müslümanların büyük önem verdiği Kadir Gecesi’ni Bagram Üssü’nde geçiriyoruz. Ne bu gece dolayısıyla bir mesaj yayınlanıyor, ne de kimse bunun farkında görünüyor. Gezi boyunca tek tük burka giyenler görünüyor, ama Batılı kıyafet giyen tek Afgan kadın göremiyorum.

Heyetteki tek ‘Müslüman Avrupalı’ olarak Türkiye’nin Batı dünyası içindeki yerini ve oynayabileceği büyük misyonu daha iyi anlama fırsatım oldu. Kabil’de ve aktarma yaptığımız Bakü’de Türk olmak, Türkçe konuşmak, Müslüman olmak sizi 1-0 öne geçiriyor. Becerikli olup bu krediyi kullanmak da, Kabil’de akredite uygulamak gibi bunu eline yüzüne bulaştırmak da mümkün.

Hepimizin bayramı kutlu olsun.


26.11.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (19.11.2003) - Türkiye’ye Alman konforu hep lüks olacak

> (12.11.2003) - AB dindarların sempatisini hak ediyor mu?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.