|
Onlardan ve bizden Bayram Şekerleri!
Monte Carlo vergi cenneti. Burası orta halli vatandaşlara göre bir yer değil. Bizim standartlarımızda zengin sayılabilecek kişiler bile burada orta halli kalabilir.
Doğal olarak birçok uluslararası şirket burayı kendisine üs yapmış. Bunların biri de “Profesyonel Tenisçiler Birliği (ATP)”.
Ayılar kuş uykusuna yatar da tenis yatmaz mı? Yatar tabii ama sadece Türkiye’de. Diğer ülkeler sadece yılbaşına kadar ara verirler. Bizde ise bahar ortasına kadar “sessuzluk” hüküm sürer. Kışın yapılan tek bir turnuva vardı; “Kapalı Kort Şampiyonası”. Birilerinin TED’e olan alerjisi artık zona çıkarma safhasına dönüşünce bu turnuva uluslararası normlara uygunluğu tartışılacak salonlara taşınmaya başladı. 2004’te de yapılacağı meçhul. Tüm dünyada turnuvalar bir yıl öncesinden saptanırken bildiğimiz kadarıyla bizde elan ne program var ne de bir takvim.
Masters yani Ustalar Serisi’nin bir ayağı da Monte Carlo Tennis Club (MCTC)’da oynanıyor. Monte Carlo Monaco Prensliği sınırları içerisinde. Burada vergi yok. Ancak MCTC prensliğin içerisindeki bir caddenin karşı kaldırımına inşa edilmiş. Kaldırımın bu yakası ise Fransa sayılıyor. Bu nedenle de bu turnuva tenisçileri Fransa yasalarına tabi olarak vergi vermek zorundalar. Monte Carlo’nun tümü ise Taksim Meydanı’ndan küçük!
Ulusal takımlar çerçevesinde kadın tenisinin en büyük turnuvası “Federation Cup”. Kupayı finalde ABD’yi 4-1 yenen Fransa kazandı. İşin ilginç yanı ABD çift takımını Navratilova ile Raymond gibi iki reaksyonerin oluşturması. Biri 48 öbürü 33 yaşında. ABD’nin tek galibiyetini de onlar aldı. Bizde ise 28 yaşında ülkenin en yetenekli oyuncularından birisi yaşlı ve şımarık diye ulusal takıma alınmaz. ABD bu işi hiç bilmiyor demek ki!
Tenis dünyasında turnuva adedi açısından Avrupa % 80’e yakın bir pay ile büyük bir üstünlük taşıyor.
En etkin federasyonlara sahip olan Fransa da Tenis Federasyonu challenger serisi turnuvaları sahiplenen kulüplere maddi katkıda bulunuyor ve hatta özel bir şirketle turnuvalara sponsor bulunabilmesi için anlaşma yapıyor. Bizde ise federasyon başkanı ülkenin en büyük sponsoruna ev sahibi kulübü çekiştirmeye yeltenir.
Bir oyuncunun profesyonel tenis turnuvaları oynayabilmesi için illa ATP üyesi olması gerekmiyor. Ancak bu durumda ATP’nin sunduğu hiçbir hizmetten yararlanamıyor (eğitim, sağlık, emeklilik, sigorta, bilgisayar).
Bayramınızı kutlar, sevgi ve barışın egemen olduğu bir dünya dilerim.
Hamiş: Antrenman, lig, kupa, UEFA, Şampiyonlar Ligi, ulusal maçlar, Dünya Kupası, Konfederasyon Kupası, Avrupa Kupası, gösteri turnuvaları, kamplar! Bunlar çirkince eleştirilen futbolcularımızın tatil yapmadan 3 yıllık takvimi. Alışık olmayan insanlara bu programı uygulatanlarda hiç mi suç yok. Yukarıda saydıklarımda bize en büyük sevinçleri yaşatan bu sporcular değil mi?
27.11.2003
|