|
Bomba yüksüz ölüm kamyonları
Belki birkaç yıl önce yaşansaydı bir hafta önceki terör hareketleri bizi bu kadar sarsmayacaktı.
Bu millet tam da ayakları üzerinde durmaya başlamışken, yüzlerde tebessüm artmış, ekonomik açıdan ufak ufak rahatlamaya başlamışken böylesi saldırıların hedefi olmak daha fazla olumsuz etkiledi insanımızı. Ama bugünkü yazımızın konusu bunlar değil. Gerçi yine ölümden, kamyonlardan, yastan ve terörden bahsedeceğiz ama bu şekilde değil.
Bine yakın yaralı, elliyi aşkın ölü verdik son terör hadisesinde. Ve Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’ına, cami imamından Ermeni Patriği’ne kadar toplumun her kesimi lanetledi, kınadı, moral verici açıklamalarda bulundu. Yetkililer güvenlik önlemlerini nasıl artırdıklarını ifade eden izahatlarda bulundular. Medya bu görüntülerin halkın psikolojisini olumsuz etkilediğini söyledi ve daha sorumlu yayınlar yapacağını deklare etti. Şüphesiz bütün bunların hepsi olumlu, hepsi sevindirici şeyler.
Kutsal bir ayda bu kadar yoğun ölümün yaşanması, bu kadar üzüntü bizi daha çok etkiledi. Millet olarak daha çok etkilendik ama kenetlendik de.
Sonra 9 günlük bayram tatili başladı. Ve bizim 50 ölüye verdiğimiz tepkide ne kadar samimi ya da sağlıklı olduğumuz gerçeğini sorgulama fırsatı çıktı ortaya. Aslında biz Türkler ölüme değil, ölümün şekline karşı hassaslaşmış bir milletiz. Yoksa bir günde 30–40 ölüm hadisesi bizi pek etkilemiyor.
Nerden mi biliyorum?
Başka şekilde anlatayım.
İçim bir garip oluyor bu mübarek bayram sabahlarında. Sanki bu ülkenin her bireyinin cebinde ani ölümler sonrası yayınlanacak mutlu ve masum bir aile resmi bulunuyor. Her bayram tatilinde olduğu gibi bu bayram öncesinde de yaşanmaya başladı aynı trajedi. Gazete sayfalarında, TV ekranlarında boy boy aile resimleri yayınlanmaya başladı yine. Onlarca vesikalık kafa kâğıdı basıldı sayfalara. Artık yaşamayan bir başka terör kurbanlarına ait trajik sonla biten mutluluk öyküleri süsledi medya yayınlarını.
Tatil başlangıcının birinci günü 14 ölü bilmem kaç yaralı. Üstelik soyismi aynı bir çok isim sıralıyor spikerler. Başlıklar artık alışık olduğumuz türden: ‘Trafik kazası bir aileyi yok etti!’
Hangi sivri akıldan çıktı bilmem, ‘trafik canavarı’ isminde bir heyula ürettik zamanında. Sanki başka bir gezegenden kötülük dolu tahayyüli yaratıklar ülkemizin yollarına inip, canlarımızı alıyordu: Trafik canavarına 7 kurban! Ve o kadar kanıksanmış bir durum ki bu, terörden daha dehşet verici bir kabullenilmiş durum. Yollardaki araba enkazları, parçalanmış ceset görüntüleri HSBC’nin önündekinden aşağı kalır bir manzara değil ki! Ancak ne Başbakan’dan, ne Cumhurbaşkanı’ndan bir tepki var bu olanlara, ne de biz sıradan vatandaşlardan. Sadece yolda giderken karşı şeride biraz fazla bakıp, ‘vah vah’ diye geçiriyoruz içimizden. Sonra aynen devam ölüme doğru araç kullanmaya.
Reklamlarını (Milli Piyango reklamı mıydı o?) ‘otomobil uçar gider’ şeklinde yapan bir milletin efradıyız. Yollarımızın, araçlarımızın kalitesi belli. Eğitim durumumuz, karşımızdakine saygı, kurallara riayet şeklimiz de ortada. Trafik kurallarının bizden başkaları için icat edildiğini düşünüp, her kurala uymadığımızda kendimizi iyi hisseden bir milletin evlatlarıyız.
Başbakan haklı olarak ‘İslamî terör lafı kanıma dokunuyor’ diyor. Peki sorarım size, bu yaşanan trafik terörü ve her bayram ya da başka tatillerde zirveye tırmanan ‘trafik terörü’ kimsenin kanına dokunmuyor mu? İstanbul’un sokaklarında dolaşan bomba yüklü kamyonlar ödümüzü ağzımıza getiriyor da, yollarda dolanan ve ölüm saçan bomba yüksüz kamyonlar, otobüsler, otomobiller bizi neden hiç rahatsız etmiyor? İşte 50 ölüyü çoktan geçti trafik terörüne kurban gidenlerin sayısı, farkına varmak için her kaza sonrası birilerinin medyayı arayıp eylemi El Kaide adına üstlenmesi mi lazım? İşte size ihbar ediyorum, gelecek pazar yine terör eylemleri olacak, bomba yüksüz araçlar, canlı bomba şeklindeki sürücüleriyle başka sürücülerin canını alacak, onlarca insan ölecek bu ülkenin yollarında, önlemini alan çıkacak mı?
Bu ne menem bir ölümü kabulleniştir söyler misiniz?
27.11.2003
|